Haberi dinleyebilirisiniz!

2025 YILI’NA BAKIŞ

2025 yılı boyunca ekonomiyle ilgili paylaşımlarımı yeniden gözden geçirerek, yıl boyunca yazdıklarımı ana başlıklar altında toplamak istedim. Bunu yaparken 2013 yılından itibaren başlayıp, 2017’den sonra artarak devam eden kötü ekonomi yönetiminin önce krize, son yıllarda ise açık bir ekonomik buhrana dönüştüğünü bir kez daha gördük.
Türkiye’nin çok ağır ekonomik ve siyasal yapısal sorunları vardır. Bu sorunları yaratan iktidarın, neden olduğu bu sorunları çözmesini beklemek göle maya çalmaya benzer. Türkiye yalnızca para politikalarıyla bu buhrandan çıkamaz. Çünkü en başta gelen sorunlardan biri, ekonominin başındaki kişinin ekonomist değil, finansçı olmasıdır.
Ana başlıklar hâlinde ekonomik sorunları yeniden gündemde tutmak zorundayız. Bu yazıyla birlikte 2025 yılını bu değerlendirmelerle kapatmak istedim.
1. Türkiye Ekonomisinin Son Yıllarda Karşı Karşıya Kaldığı Temel Sorunlar
Türkiye ekonomisi son yıllarda; yüksek enflasyon, kur istikrarsızlığı, yatırımcı güveni kaybı ve gelir dağılımındaki bozulma etrafında yoğunlaşan ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Yapılan değerlendirmeler, bu ekonomik problemlerin geçici değil, yapısal nitelikte olduğunu ortaya koymaktadır.
2. Enflasyonun Yapısal Niteliği
Enflasyon yalnızca fiyat artışı değildir; aynı zamanda ekonomik güvenin aşınmasıdır. Para politikasında tutarlılık sağlanmadan enflasyonla mücadele mümkün değildir. Enflasyon beklentileri kontrol altına alınamadığında, geçici önlemler kalıcı sonuç üretmez. Düşük faiz politikası kısa vadede rahatlama sağlasa da uzun vadede alım gücünü ve tasarrufları eritmektedir.
3. Faiz – Kur – Enflasyon İlişkisi
Faiz, ideolojik değil ekonomik bir araçtır. Faizin piyasa gerçeklerinden koparılması döviz talebini artırır, kur şoklarına yol açar ve enflasyonu besler. Kur istikrarı sağlanmadan fiyat istikrarı mümkün değildir. Ekonomik aktörler için en önemli unsur öngörülebilirliktir.
4. Üretim Politikalarına Bakış
Üretim söylemi, niteliği içermediği sürece tek başına çözüm değildir. Düşük teknolojiye dayalı üretim modeli cari açığı kalıcı hâle getirir ve gelir artışı sağlamaz. Katma değerli üretim, verimlilik ve inovasyon olmadan büyüme niteliksiz ve kırılgan olur. Ucuz iş gücüyle rekabet eden ekonomi modeli sürdürülebilir değildir.
5. Mali Disiplin ve Kamu Politikaları
Popülist ekonomi politikaları faturayı doğrudan topluma keser. Bütçe disiplininin bozulması enflasyonu körükler. Kamu harcamalarında şeffaflık ve hesap verebilirlik zorunludur. Vergi sisteminin adil ve öngörülebilir olmaması kayıt dışılığı artırmaktadır.
6. Yatırımcı Güveni ve Hukuki Çerçeve
Ekonomi yalnızca rakamlarla değil, kurumlarla yönetilir. Yatırımcı güveni hukukun üstünlüğü ve kurumsal istikrarla doğrudan ilişkilidir. Sık değişen kurallar sermaye girişini değil çıkışını teşvik eder. Güven kaybı, ekonomik maliyeti en yüksek kriz türlerinden biridir.
7. Toplumsal Etkiler
Enflasyon en çok sabit gelirliyi vurur. Orta sınıfın erimesi sosyal dengeleri bozar. Ekonomik bozulma sosyal huzursuzluğu besler. Ekonomi politikaları yalnızca büyümeyi değil, refahın adil paylaşımını ve sürekliliğini hedeflemelidir.
8. Sonuç
Ekonomik istikrar; rasyonel politikalar, kurumsal güven, uzun vadeli bakış ve kamucu ekonomi anlayışı olmadan sağlanamaz. Siyasi iktidarın kısa vadeli kazanımlar uğruna yaptığı tercihler, orta ve uzun vadede bu ülkeye daha ağır bedeller ödetmektedir.
Türkiye’nin çıkışı, önce bu can alıcı sorunların doğru tespit edilmesi ve kalıcı sorunları yaratan bu iktidarla ilk seçimde vedalaşılmasıyla mümkündür. Günü kurtarmaya yönelik önlemler çözüm olsaydı, gelişmiş ekonomilerin yöneticileri de bizim ülkemizdeki gibi davranırlardı.