27 MAYISIN 64. YIL DÖNÜMÜNDE ANAYASA
VELİ YALÇIN
Bugün 27 Mayıs’ın 64. Yıldönümünde anayasanın genel durumu nedir? Bir bakıma Cumhuriyet tarihinin anayasa durumunun başlıca özellikleri nedir? 1923-2024 yılları arasında Türkiye’nin anayasa özellikleri nasıl özetlenebilir? Bu soruya herkes meşrebince yanıt verebilir.
Anayasa, toplumsal yaşamın bir parçası olarak hepimizi ilgilendiriyor. Toplumun yüz yıllık toplumsal mücadele tarihinin birikimini yansıtıyor. Anayasa çalışmaları, toplumun mücadele birikimi içinde anlam kazanıyor. Türkiye’nin anayasa mücadelesi toplumsal yapının gelişimine uygun bir gelişme mi gösterdi?

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhalefete “Ülkemizin darbe anayasası ile daha fazla yönetilmesine razı olmayacaklarını düşünüyorum” diye konuştu.
26 Mayıs akşamı siyasal iktidarda Demokrat Parti (DP), Celal Bayar ve Adnan Menderes var. 27 Mayıs sabahında iktidarda ne DP ne Bayar ve ne de Menderes var. DP iktidarı, 27 Mayıs 1960 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri içinde Milli Birlik Komitesi (MBK) adını alan bir komite tarafından iktidardan alaşağı edildi.

27 Mayıs sonrasındaki yıllarda en çok konuşulan olay, 1961 Anayasası oldu. Bu anayasa, cumhuriyet tarihinin en çok tartışılan belgelerinden birisi oldu. Bu anayasa, her türlü çelişkilerine rağmen demokrasinin ve sosyal devletin güvencesi olmayı savunurken, DP iktidarının mirasına sahip çıkanlar ve her türden sağcılar bu anayasaya karşı çıktı. Anayasa Mahkemesi ve Danıştay gibi kurumları “milli iradenin tecellisi” ne engelleyen kurumlar olarak gördü. O günden günümüze bu kurumların ortadan kalkması için siyasal mücadele verdi, vermeye devam ettiler.
Erdoğan, “Mahkeme bu şekilde bir karar vermiş olabilir. Ben Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu karara sadece sessiz kalırım o kadar. Ama onu kabul etmek durumunda değilim, bunu da çok açık, net söyleyeyim. Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum.
![]()
AKP iktidarının ortağı ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Ya Anayasa Mahkemesi kapatılmalı ya da yeniden yapılandırılmalıdır.” görüşünü savundu.
61 Anayasası’nda iktidarın “anayasa dışı tutum ve davranışlara karşı “halkın direnme hakkını tanıyor, bu anayasa “insan hak ve hürriyetlerini, milli dayanışmayı, sosyal adaleti, kendi ve toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmeyi ve teminat altına almayı mümkün kılacak demokratik hukuk devletini bütün hukuki ve sosyal temelleriyle kurmak için” hazırlandığı belirtildi. Buradaki temek düşünce siyasal iktidarın sınıflandırılması amaçlandı.
Bu anayasayla ilk defa, kişi dokunulmazlığı, konut dokunulmazlığı, vicdan ve din özgürlüğü ve basın özgürlüğü kabul edildi. Zümre ve sınıf hakimiyetine ilişkin parti kurulmasını yasakladı.

Prof. Dr. Mümtaz Soysal’ın deyişiyle; “Demek ki, anayasalar yalnız devletlerin temel yapılarını, örgütlenişlerini ve işleyiş kurallarını göstermekler kalmıyor, aynı zamanda çıkarılacak yasaların uymak zorunda oldukları temel ilkeleri de gösteriyor. Bu temel ilkeler ise, çoğu zaman, vatandaşların hakları ve özgürlükleri için yapılan uzun uğraşmaların sonunda ortaya çıkmış. Onun için anayasalardaki temel ilkeler, daha çok, vatandaşların temel hakları ve özgürlükleriyle ilgili. Bu bakımdan, bir devletin anayasası, vatandaşların temel haklarını ve özgürlüklerini koruyan başlıca belge oluyor.”
Yazar Engin Erkiner’in yazdığı gibi;
“27 Mayıs askeri darbe miydi?
Öyleydi ama bunu kınamak sosyalistlere düşmez.
27 Mayıs için bugün ve yıllardan beri yapılan klasik değerlendirme şöyledir:
– NATO ve CENTO’ya bağlıydılar
– Kürtler konusunda hiçbir ileri adım atmadılar, eski durumu sürdürdüler.
– Milli Güvenlik Kurulu ile askerler politikanın yönlendiricisi durumuna getirildi
-OYAK kurularak subaylarla burjuvazinin yakın bağlantısı sağlandı
Ve benzeri maddeler daha da eklenebilir.
Bunlar doğrudur ve hepsi bu kadar mıdır?
27 Mayıs darbesi istemeden de olsa bu ülkedeki sosyalist birikimin önünü açmadı mı?
Sosyalistlerin esas dikkate alması gereken özellik burasıdır; darbe kötüdür, demokrasi iyidir söylemi değildir.
Bu ülkede parlamenter demokrasinin bile ne kadar kısıtlı olduğunu biliyoruz.
1961 Anayasası içerdiği MGK gibi bütün handikaplara karşın ülke tarihinde görülen en ilerici anayasadır…
Politik mücadele böyledir; istediklerinizin yanı sıra hiç düşünmediğiniz sonuçlar da ortaya çıkabilir.
27 Mayıs’ı da bu bağlamda görmek gerekir.”
Daha önce bir yazımda belirttiğim gibi, değişmez gerçek; “Cumhuriyet tarihinin gördüğü en özgürlükçü anayasası 1961 Anayasası’dır. Günümüzde yapılacak anayasa 1961 Anayasası’nı aşabilmelidir.”
12 Mart ve 12 Eylül darbecileri 61 Anayasası’nı yok etmek istediler.
22 yıllık AKP ve Erdoğan’ın tek adam iktidarının, 61 Anayasası’ndan ileri bir anayasa yapması mümkün mü?
28 Şubat’tan beslenen Erdoğan, anayasa ve yasal düzenlemelerinden kurtulmak istiyor.
CHP ve Özgür Özel yol ayrımında?
















































