Matematik Zekâsının Gücü: Platon’dan Atatürk’e Bir Bilgelik Yolculuğu

Antik Yunan filozofu Platon’un, öğrencileriyle matematik, doğa bilimleri ve yöntem biçimleri üzerine konuştuğu ve tartıştığı üniversitesi “Akademia”nın girişindeki dünyaca ünlü uyarı, felsefi olarak derin bir arka plana sahiptir. Platon’un Akademia’sının kapısında meşhur bir yazı bulunur:
“Buraya geometri bilmeyen giremez.”

İlk bakışta Platon’un burada, liselerde gördüğümüz temel geometriden bahsettiği izlenimi oluşabilir. Ancak aslında aradığı şey çok daha derindir. Buradaki gerçek anlam, “Matematiksel olanı kavrayamamış olan içeri giremez.” ifadesidir.
Günümüzde de matematiksel zekâya sahip bireylerin, kavramsal düşünme becerileri, sorunlar karşısında hızlı çözüm üretme yetenekleri ve olaylara farklı boyutlardan bakabilme kapasiteleri dikkat çekmektedir. Sosyal zekâya sahip kişilerle kıyaslandığında, matematiksel zekâ sahiplerinin yaratıcı düşünce yetenekleri daha belirgin şekilde ortaya çıkar. Hatta “Matematik zekâya sahip insanlar daha yaratıcıdır.” desek, abartmış olmayız.

Özellikle teolojik ve dogmatik eğitimle yetiştirilen, matematik bilgisi ve zekâsından yoksun kalan toplumların kolayca yönlendirildiği ve yönetildiği tarih boyunca gözlemlenmiştir. Geri kalmış ülkelerde yöneticilerin matematik, fizik, kimya, felsefe, astronomi gibi derslerin verilmesine sıcak bakmamalarının temelinde de bu gerçek yatmaktadır. Matematiksel düşünceden mahrum bırakılan toplumlar, kolay yönetilen kitleler hâline gelir. Bu nedenle doğu toplumları, tarih boyunca kolay yönetilmişlerdir.

Atatürk’ün yazdığı ilk kitabın bir geometri kitabı olması da bu bakış açısının en somut örneğidir. Bu tercihi sorguladığımızda, Atatürk’ün ülkenin kalkınması için toplumun matematik öğrenmesi gerektiğini çok iyi bildiğini ve bu yönde bilinçli bir adım attığını açıkça görebiliriz. Çünkü matematik, bilimsel düşüncenin temelidir. Bunu Platon yüzyıllar önce fark etmişti.
Eski Yunan’da zenginlerin ve güç sahiplerinin sevgililerine kütüphane hediye etmelerinin ardında da bu anlayış, yani matematiksel zekâyı ve bilgiyi teşvik etme arzusu yatmaktadır.
















































