Unutulan Kültür İnsanımız: Yazar Mahmut Özay

Son yıllarda kültür ve sanata gereken önemi verdiğimiz söylenemez. Oysa bir ulusun gerçekten “ulus” olabilmesi için en önemli koşullardan biri, o ülkenin kültürel mirasına sahip çıkmasıdır. Yerel düzeyde yürütülen kültür ve sanat çalışmaları da bir ilin ruhunu, mayasını oluşturur. Ne yazık ki ulusal ölçekte yaşanan kültürel gerileme, yerel düzeyde de etkisini hissettirmektedir. İlimizde yapılan bilimsel araştırmalar, tarih incelemeleri ve kültürel etkinlikler giderek ivme kaybetmektedir.
Bu olumsuz gidişatın bir sonucu olarak, yerel değerlerimiz ve kültür-sanat alanında iz bırakmış isimler giderek unutulmakta; toplumsal hafızadan silinmektedir. Komşu illere baktığımızda da bu kültürel kan kaybının düşündüğümüzden daha ciddi boyutlarda olduğunu gözlemliyoruz.

İşte, ilimizde unutulmaya yüz tutmuş değerli kültür insanlarından biri de Yazar Mahmut Özay’dır. Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlar’ı fethinden sonra bölgeye yerleşen bir Türk ailesinin çocuğu olarak, 1909 yılında Manastır’ın Kayalar Köyü’nde dünyaya gelmiştir. Umurcaoğulları soyundan gelen ailesi, Balkan Savaşları’nın ardından Anadolu’ya göç etmek zorunda kalmıştır.
Henüz üç yaşındayken “Kınalı Bozgunu” olarak bilinen savaş nedeniyle evlerini, mallarını geride bırakıp göç yoluna düşerler. İlk durakları Nazilli olur. Mahmut Özay, aynı zamanda “Kültür Baba” olarak tanınan CHP Aydın eski milletvekili Mustafa Kemal Yılmaz’ın dayısıdır.

Nazilli’de ilkokula başlayan Özay, I. Dünya Savaşı ve sonrasında yaşanan Yunan işgali nedeniyle ailesiyle birlikte Bozdoğan’a taşınır. İlkokuldan sonra dayısının yanında çalışmaya başlasa da içindeki okuma arzusu ağır basar. 1923’te evden kaçarak İzmir Karataş Erkek Öğretmen Mektebi’ne kaydolur. Mezuniyetinin ardından Kayseri’de başladığı öğretmenlik serüveni, çeşitli illerde 37 yıl sürecektir.
Aydın’la yolu, ikinci görev yeri olan Söke’de kesişir. Burada öğretmenlik yaparken İstanbul Darülfünun Edebiyat Fakültesi’nin açtığı Türkçe Öğretmenliği Sınavı’nı kazanır. Farklı illerde görev yaptıktan sonra 1943 yılında Tire’de çalışmaya başlar.
Özay, 1 Ağustos 1953 ile 1 Eylül 1963 tarihleri arasında Aydın Lisesi’nde öğretmenlik yapar. Ardından 11 Eylül 1963’te atandığı Kuşadası Kaya Akdoğan Lisesi’nde, emekli olduğu 19 Temmuz 1965’e kadar görevini sürdürür ve Kuşadası’nda yaşamaya devam eder. 12 Ağustos 1980 tarihinde, burada vefat eder.

Özay, öykü türünde yoğunlaşmış çok sayıda eser kaleme almıştır. İlk öykü kitabı “Tireli Hafsa Hatun”u Tire’de yayımlar. 1965 yılında Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazandıracak nitelikteki öykülerini yazar. Yazıları; Varlık, Hisar, Mücadele, Aydınca dergileri ile Yeşil Tire gazetesinde yer alır. Toplamda kırk yedi öykü kaleme almış; bu eserler yedi kitapta toplanmıştır.
Aydın sevgisini edebiyat sevgisiyle harmanlayan Özay’ın öyküleri; Aydın ve yöresinin tarihi, mitolojik ve günlük yaşantısını işler. Şiir, masal ve fikir yazıları da mevcuttur. Öykü kitapları dışında yayımlanmış eserleri arasında O Mübarek Serviler, Hikâyeler, İhtiyar Elma Ağacı, Yorgo, Babam Babam, Deli Manda, Kırklar Meclisi – En Güzel Bektaşi Şiirleri ve Kelile ve Dimne’den Manzum Masallar da bulunmaktadır.

Mahmut Özay, Cumhuriyet dönemi öğretmen-yazarlarının öncülerindendir. Yalnızca öğretmen kimliğiyle değil; öyküleri, şiirleri ve fikir yazılarıyla da ülke kültürüne önemli katkılarda bulunmuştur. Edebiyatımızda bir öykücü olarak özel bir yer edinmiştir.
Bugün Mahmut Özay gibi kültür insanlarına sahip çıkmak hepimizin görevidir. Ancak bu noktada asıl sorumluluk, başta Aydın Büyükşehir Belediyesi olmak üzere yerel yönetimlere düşmektedir.
Bizden söylemesi… Bakalım, Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı bu sesi duyacak mı? Yoksa, yine iş yoğunluğu bahanesiyle bu çağrı da mı yanıtsız kalacak?
> “Kültürün temel direği; bilmek, öğrenmek arzusu ve merakı değil; bu yolda sarf edilen büyük gayretlerdir.”
(Matthew Arnold)













































