PARTİLİ OLMAK

Kuşadası’nda yerel seçim öncesi günlerdi. İlçede aday belirleme süreci bitmiş, Ankara’dan “atanmış” başkan adayı çoktan ilan edilmişti: Ömer Günel.
Partili olarak bütün çalışmaların içinde olur, katkı koyardım. Ama içim buruktu. Çünkü Kuşadası’nda ön seçim yapılmamıştı. İlçe yönetimi, partinin değil bir kişinin arkasında hizaya girmişti. İşte en acısı da buydu.
Tam o günlerde telefon çaldı. Arayan partiden tanıdığım F.Ç idi:
– “Ömer Günel’in seçim çalışmasına katılacakların listesini yapıyorum. Ömer Günel için çalışacak mısınız?”

İşte o an beynimden kaynar sular döküldü. Benim için mesele kişi değildi. Benim için mesele, partiydi. Demokratik bir ön seçimden çıkmayan bir adayın peşine düşmek mi, yoksa partin için çalışmak mı, Çünkü ben partiliydim, “birilerinin adamı” değildim. Benim için önemli olan parti.
Cevabım sert oldu:
– “Ömer Günel’e değil, partime çalışırım. Ben partiliyim, Ömerci değilim.”
Karşıdan gelen yanıt, zaten işin özeti gibiydi:
– “Peki o zaman sizi listeden çıkartayım…”
Sonrası malum. Seçim geçti, Günel kazandı. Ama biz ve bizim gibiler disipline verildik, ihraç edildik. Kimimiz istifaya zorlandı, kimimiz sorgusuz sualsiz kapının önüne konuldu.

Ve bugün?
Bugün tablo ortada. Aydın’da Dün kişilere yedeklenenlerin, koltuk ve makam için hizaya girenlerin çoğu çoktan AKP saflarına geçti. Ama partisine, fikrine, halka inananlar hâlâ burada. Hâlâ dimdik CHP için mücadele ediyor.
Soruyorum:
Tersine olsaydı, Ömer Günel AKP’ye geçseydi ne olurdu?
Onca olumsuzluk ortaya dökülmüşken, istifa eden tek bir yönetici görebildik mi? Hayır! Hâlâ perdeleme, hâlâ “mış gibi” siyaset. Oligark düzeni ortaya saçıldı, ama sorumluluk üstlenen yok. CHP seçmeninin yaşananlardan rahatsız olmadığını söyleyebilirmisiniz? Kaldı ki, bunca insanın umudu olmuş bir partide bunlar yaşanıyor. Kim bunlar gerçekten Cumhuriyet Halk Partili olduklarına inanıyormusunuz?

İşte partili olmak ile “birinin kulu kölesi olmak” arasındaki fark tam burada.
Partili olmak, şahıslara değil halka; makama değil mücadeleye bağlı olmaktır.
Bilin ki kişi odaklı siyaset er geç çöker. Ama partili olmak, ilkelere sahip çıkmak, bu memleketin tek kurtuluş yoludur.
Ve unutmayalım:
Sen ki rızkını hüdadan değil, haramzadeden beklersen;
yalanmayı da hak bilirsin.















































