Sahipsiz Kent Kuşadası

Her Yağmurda Aynı Rezalete Uyanıyoruz
Kuşadası’nın her yağmurda göle dönen yolları, bitmeyen altyapı çilesi artık kronik bir kent hastalığına dönüştü. Gazetemiz Egeden Medya Haber’de Rahmi Dilligil’in haberleştirdiği “AVM Kavşağı rezaleti” aslında buzdağının yalnızca görünen kısmı.
Bu yazıda, hem geçmişte bizzat içinde bulunduğum süreçleri hem de Kuşadası’nın bugün neden her yağışta aynı kabusu yaşadığını anlatmak istiyorum.
Kuşadası’na Gelişim ve Çevre Yolu Gerçeği
Kuşadası’na gelişim, çevre yolu projesi nedeniyle olmuştu. O dönemde proje, 4,5 kilometrelik bir bölümü kapsıyor; üç adet köprülü kavşak ve bağlantı yollarını içeriyordu. Ancak bütçe sadece bu bölüme yetmişti.
Proje ilerleyen yıllarda yeniden ihale edildi, o aşamada görevim sona ermişti. Fakat ilk etapta, Kuştur Kavşağı’ndan Davutlar Kavşağı’na kadar olan güzergâhı detaylı biçimde inceledim. Bu bölümden tam dokuz adet dere yatağı geçiyordu. Ancak yoğun yapılaşma sonrasında bazı derelerin adeta “dere vasfı” ortadan kaldırılmıştı.

Yol Değil, Su Yönetimi Esas Olan
Bir kentin yolunu yaparken en önemli unsur suyun yönetimidir. Üst kaplama işin en kolay kısmıdır. Ne var ki, ülkemizde projeler genellikle “göze güzel görünen yol” mantığıyla hazırlanıyor; yağmur suyu yönetimi çoğu kez göz ardı ediliyor.
Karayolları ve belediyeler arasındaki yetki karmaşası, bu sorunların en büyük nedenidir.
Ben o süreçte müteahhit firmanın proje müdürüydüm; karar verme yetkim yoktu. Ancak bu ülkenin bir mühendisi olarak, ülkeme olan sevgim ve mesleğime saygım beni harekete geçirdi. Kurumlar arasında iletişim kurulması için girişimlerde bulundum, çünkü karayolları sadece yüzeydeki suyu uzaklaştıracak drenaj yapısını oluşturmakla yükümlüydü.
Yağmur suyu toplama ve deşarj hatları ise belediyelerin sorumluluğundaydı.
Yetki Karmaşası, Kaybedilen Zaman
Karayolları’ndan bu konuda resmi bir talep gerektiği söylendi. O dönemin belediye yönetiminden bu talebi yazılı olarak istedim; maalesef cevap alamadım.
Sonuçta karayolları gönüllü olarak, suyu 1.5×1.5 ebatlarında bir menfezden geçirmeyi kabul etti. Ancak Zincirli Dere üzerindeki köprü çalışmalarına başladığımızda, gördüklerim beni dehşete düşürdü:
İkiçeşmelik Mahallesi’nden gelen menfez, 3×2 metreden bireden bire 1×1 ebat’a düşürülmüş, içinden 80 santimlik kanalizasyon borusu geçirilmişti.
O menfezi 3,5 ay süren bir çalışmayla 3×3 ebatına getirdik, kanalizasyon hattını ayrı bir koruma borusuna aldık. Ancak yolun alt kısmında kalan menfez hâlâ eski dar ebatındaydı; bu da Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin yetki alanındaydı.

Birlikte Yapılabilenler ve Yarım Kalanlar
Görev süremde, kentteki kronik su baskınlarına çözüm için kapsamlı bir çalışma dosyası hazırladım. Belediye başkanının da katıldığı saha toplantıları sonucunda şu adımlar planlandı:
1. Ege Mahallesi’nin yağmur suyu deşarjı için karayollarına ait yaya alt geçidinin hidrolik menfeze dönüştürülmesi kararlaştırıldı.
2. Karalar Mobilya önü ile Emniyet binası önü arasına 2×2’lik menfez yapılmasına karar verildi ve uygulandı.
3. Ticaret Odası yanına kadar binlik boruyla suyun taşınması planlandı.
4. AVM Kavşağı altına menfez yapılması prensip olarak karara bağlandı.
Bu adımların bir kısmı yapıldı, bazıları ise bütçe ve siyasi ilgisizlik nedeniyle yarım kaldı. Özellikle binlik boru için Aydın Büyükşehir Belediyesi’nden destek istedik; ne yazık ki gelmedi.
“Görevden Alındım, Projelerim Rafta Kaldı”
Tam bu süreçte görevden alındım. Devlette süreklilik esastır ama maalesef yerime gelen hiç kimse bu projeleri devralmadı. Dört yıl geçti, aynı sorunlar hâlâ çözülmedi.
Her yağmurda aynı manzara: Su baskını, göle dönen yollar ve birbirini suçlayan kurumlar.
Siyasetçiler boy boy demeç veriyor, billboardlarda halkın parasıyla birbirlerini suçluyorlar. Oysa çözüm çok basit bütçelerle ve mühendislik bilimiyle mümkün.

Sorun Belli: Altyapı Yok, Yağmur Suyu Kanalı Yok
En vahim tablo ise şu: Kuşadası’nda yağmur suları kanalizasyona bağlanmış durumda.
ASKİ, vatandaşlara bu konuda tebligatlar gönderiyor, ceza kesiyor ama çözüm üretmiyor. Çünkü ortada vatandaşın bağlayabileceği bir yağmur suyu hattı yok!
Altyapı düşünülmeden planlanan bir kentte, konut stoğu hızla artıyor; sorun her geçen yıl büyüyor.
Siyaset Değil, Bilim Konuşmalı
Yağmur sularına dair hiçbir projesi olmayan kurumların “gösterişli yollar” yaparak övünmesi sadece zaman kaybıdır.
Yolun ortasına konulan ızgaralar, gelişigüzel döşenen borular bu kenti kurtaramaz.
Ben görevdeyken, “Projeli, yağmur suyu hatlarıyla birlikte yol yapma anlayışı” savunduğum için işlerin uzadığını söyleyen siyasilere hedef oldum.
Ama ben biliyorum ki, bu anlayıştan sapmak bir kenti felakete sürükler.
Sahipsiz Kent
Kuşadası bugün sahipsiz bir kenttir.
Siyasiler için yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan, mühendislerin ise sesini duyuramadığı bir kent…
Görevden alınmış olmama rağmen içimde ukde kalan şey, yarım kalmış projelerimdir.
Her yağmurda aynı kabusu yaşayan Kuşadası halkına duyurulur:
Billboardlarda birbirini suçlayanlar değil, bilimle, sorumlulukla çalışanlar bu kenti kurtarabilir.
İnş. Müh. Fatma Çanakçı
Emekli Fen İşleri Müdürü – Egeden Medya Haber
















































