Siyasette Dönüşüm mü, Sorumluluk mu?

Siyasette en kolay şey konuşmaktır.
En zor olan ise, o konuşmaların arkasında durabilmektir.
Çünkü siyasetçinin sözleri yalnızca meydanlarda yankılanmaz; kentin hafızasına kazınır. Video kayıtları, dilekçeler, miting kürsüleri… Hepsi birer belgedir. Ve belgeler, zaman aşımına uğramaz.
Kuşadası’nda son yılların en dikkat çekici siyasal örneklerinden biri, Ömer Günel’in liman ve Egeport konusundaki söylem ve tutumlarında yaşanan belirgin dönüşümdür.

Altı yıl öncesine kadar…
Ömer Günel, Egeport’un yalnızca siyasi değil, kamusal ve hukuki anlamda da karşısında duran bir isimdi.
Egeport’un “Balıkçı Barınağını betonlama planı”na karşı bakanlığa dilekçe veren, bu planın iptalini talep eden, liman alanında işgal oluştuğunu vurgulayan kendisiydi.
Bu itirazlar, soyut eleştiriler değil; devlet kayıtlarına girmiş, resmî başvurularla desteklenmiş somut adımlardı.
Aynı dönemde, Egeport ile kurduğu ilişkiler nedeniyle dönemin belediye başkanı Fuat’a yöneltilen eleştiriler de son derece açıktı.
Seçim mitinglerinde, kamuoyunun önünde sorulan şu soru hâlâ hafızalarda:
“Egeport’un kiracısını Meclis Üyesi yapıp Egeport’a neyin borcunu ödüyorsun?”

“Egeport çarşı esnafının para kazanmasını engelliyor” diyen de,
Fuat’ın Limaş’ı batırdığını ve belediyeyi borçlandırdığını iddia eden de yine Ömer Günel’di.
Bugün elimizde bir de video kaydı var.
Bu videoda Ömer Günel, limanla ilgili olarak; kamusal alan vurgusu yapan, kentin haklarını önceleyen, limanın kullanım biçimini sorgulayan bir dil kullanıyor. Söylenenler, geçmişte dile getirilen eleştirilerle bire bir örtüşüyor.
İşte tam da bu noktada soru kaçınılmaz hale geliyor:
Bu sözler hâlâ geçerli mi?
Yoksa sadece geçmişe ait bir siyasal pozisyonun kaydı mı?
Çünkü bugün gelinen noktada, bir zamanlar karşısında durulan Egeport ile kurulan ilişkiler,
Daha düne kadar sert biçimde eleştirilen Fuat ile geliştirilen siyasal yakınlık dikkat çekiyor.
Burada mesele bir “fikrin değişmesi” değildir.
Fikir değişebilir. Koşullar değişebilir.
Ama o zaman kamuoyuna şu açıklama yapılmalıdır:
“Dün neden karşıydım, bugün neden yanındayım?”

Eğer Egeport’un kente zarar verdiği düşüncesi yanlışsa, bu yanlışın nerede olduğu açıklanmalıdır.
Eğer balıkçı barınağı ve liman alanı ile ilgili kaygılar ortadan kalktıysa, hangi somut adımlarla kalktığı anlatılmalıdır.
Aksi halde bu tablo, bir dönüşümden çok siyasal tutarlılık sorununa işaret eder.
Bu yazı bir itham değildir.
Ama bir hafıza çağrısıdır.
Siyaset, eski videolar silinince yeniden yazılamaz.
Siyaset, geçmiş sözlerin üstünü sessizlikle örterek sürdürülemez.

Kuşadası halkı, kenti adına konuşanlardan şunu bekler:
Dün söylenen sözlerle, bugün atılan adımlar arasındaki farkın açık ve dürüst biçimde izah edilmesini.
Çünkü demokrasi sadece seçim kazanmak değil,
sözün sorumluluğunu taşımaktır.

















































