Betonun İçindeki Emek: Bir Kadın Mühendisin 36 Yıllık Mücadelesi

Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden mezun olduğum gün, önümde uzanan yolun yalnızca mühendislik değil aynı zamanda bir mücadele yolu olacağını bilmiyordum. Şantiyelerde, bürolarda, kamuda ve özel sektörde geçen 36 yıl bana yalnızca mesleği değil; direnmenin, hakkını aramanın ve emeğin değerini de öğretti.
Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden mezun olduğum gün, elimdeki diploma yalnızca bir meslek belgesi değildi. Aynı zamanda bu ülkenin yollarına, köprülerine, binalarına ve altyapısına emek koyacak bir mühendisin ilk adımıydı.
Ancak kısa sürede şunu öğrendim:
Bir kadın mühendis için mesele yalnızca proje çizmek, hesap yapmak ya da şantiye yönetmek değildi.
Aynı zamanda varlığını kabul ettirmekti.
36 yıl boyunca hem kamuda hem özel sektörde çalıştım. Sayısız şantiye gördüm, sayısız proje yürüttüm. Betonun, demirin ve toprağın dilini öğrendim. Ama en çok da insanların önyargılarıyla mücadele etmeyi öğrendim.
Şantiyede ilk günlerimi hatırlıyorum.
Birçok kişi bir kadın mühendisin sahada ne işi olduğunu sorguluyordu. Bazıları şaşkın bakışlarla, bazıları ise açıkça küçümseyerek…

Oysa mühendislik cinsiyet meselesi değildir.
Mühendislik bilgi, disiplin ve sorumluluk işidir.
Bu ülkenin yollarını döşerken, binalarını yükseltirken, altyapısını kurarken yalnızca teknik hesaplar yapmadık. Aynı zamanda büyük bir sorumluluğu da omuzladık. Çünkü bir mühendisin imzası yalnızca bir kağıdın altında değildir; insanların yaşam güvenliğinin de altındadır.
Bu uzun meslek hayatı boyunca elbette zorluklar yaşadım.
Haksızlıklarla karşılaştım.
Hak ettiğim değerin görmezden gelindiği zamanlar oldu.

Ama hiçbir zaman mücadele etmekten vazgeçmedim.
Çünkü biliyordum ki susarsak haksızlık büyür.
Direnirsek değişim başlar.
Bugün geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum:
Bu ülkenin şehirlerinde yükselen her yapıda, dökülen her betonda, açılan her yolda binlerce emekçinin alın teri var. O emekçilerin arasında kadınlar da var.
Belki çoğu zaman görünmezler.
Ama vardırlar.
Mühendis olarak…
İşçi olarak…
Emekçi olarak…
8 Mart bu yüzden bir kutlama günü değildir.

















































