Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

ABD, DARBELER VE SİYASAL İSLAM

27 Mayıs 1960 Anayasası ile halkın elde ettiği demokratik tüm kazanımlar, 12 Mart ve 12 Eylül ABD destekli faşist darbeler ile geri alınmıştır. 12 Mart’ta eksik kalan ya da yapılamayan antidemokratik, toplumu geri götüren uygulamalar 12 Eylül darbesi ile tamamlanmıştır.
ABD’nin desteği ve yardımlarıyla, 1965 yılından itibaren Türkiye’de altyapısı oluşturulan bazı partiler, FETÖ ve başlangıçta Türk-İslam sentezine hizmet eden kuruluşlar; daha sonra siyasal İslam’a evrilen yapılar ve ABD’nin “Barış Gönüllüleri” gibi projeleri hayata geçirilmiştir.
ABD tarafından desteklenen ve korunan siyasal İslam anlayışı; kurumlar, kuruluşlar ve kişiler aracılığıyla güçlendirilmiş, siyasal İslamın önündeki engeller zaman içinde teker teker kaldırılmıştır. Ortadoğu’da örnek olması istenen “ılımlı İslam” teorisinin hayata geçirilmesi için her türlü destek verilmiştir.
Bu destek ve yardımlarla Cumhuriyet’in ayarları bilinçli biçimde değiştirilmiştir. ABD kontrolündeki yeni İslam anlayışı, ABD’nin iktidara getirdiği darbeciler aracılığıyla topluma dayatılmıştır. Topluma adeta bir deli gömleği giydirilmiş, toplumsal muhalif güçler silindir gibi ezilmiş ve bu iki darbenin mimarları da ağababalarının dediklerini uygulamaya koymuştur.
Topluma dayatılan tek kanatlı siyasal İslam demokrasisinin önü açılmış; adeta cehenneme giden yola sadece sıradan taşlar değil, parke taşları döşenmiştir.
Türkiye’nin bugün yaşadığı birçok sorunun temelinde geçmişte yaşanan 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 askeri darbeleri bulunmaktadır. Ülkede toplumun elini kolunu bağlayıp demokrasiden uzaklaştıran ve geri kalmış bir ülke haline getiren sürecin sorumluları ABD ve onun yerli işbirlikçileridir.
Emperyalizm her zaman iyiye, güzele ve doğrulara düşmandır. Dünyada nerede sömürülecek bir kaynak varsa, orada emperyalizm ve onun yerli işbirlikçileri vardır. ABD, Ortadoğu’nun kara kaşına kara gözüne hayran olduğu için değil, bölgedeki petrole hayran olduğu için buradadır.
İran-ABD-İsrail gerilimi de bu çerçevede değerlendirilmelidir. ABD emperyalizmi hiçbir yere özgürlük ve demokrasi getirmez. İran halkına vereceği bir şey yoktur. Amaç; İran’ı parçalayarak kukla devletler yaratmaktır. ABD’nin derdi ulus devletlerledir. ABD hiçbir zaman ulus devletleri sevmez ve istemez. Onun tercih ettiği yapı mikro devletçiklerdir.
Bu savaşı bu açıdan değerlendirmekte yarar vardır.
Bu nedenle Atatürk’ün şu sözünü hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız:
“Yurtta barış, dünyada barış.”
Ve yine Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi:
“Savaş, zorunlu ve hayati olmadıkça bir cinayettir.”