FEODALİZM’DEN DEMOKRAT YARATILICIĞINA İNANMAK

Diyarbakır’da yaşanan canice Narin kızımızın katliâmından sonra böyle bir yazı yazmayı vicdani sorumluluk olarak görüyorum.

Bu yazacaklarım çok ciddi şekilde siyasi cenahta sorgulanırsa ülkenin barışına, geleceğine, güneydoğulu halkımın yoksulluğuna çok katkı koyacağına, yararı olacağını düşünüyorum. Kendimi sol sosyal demokrat ve Atatürk ilke ve devrimlerine yürekten bağlı, laikliği özümşemiş bir vatandaş olarak görüyorum.Yaşamımda ilk kez 1986 yılında mesleğim gereği teftişe Nusaybin’e gitmiştim. Daha sonra Kızıltepe’ye,Diyarbakır’a,Siirt ve Adıyaman’a teftişe gitmiştim. Hatta bir ara bankada bir Manisalı olarak Güneydoğu’dan sorumlu müfettiş ünvanını taşıyordum. Bölgeye hiç gitmeseydim HDP’nin insan hakları açısından mağduriyeti nedeniyle gerçekten gözümü kırpmadan fanatik derecede HDP savunucusu olabilirdim. Aldığım eğitim, toplumsal olayları değerlendirmede objektif davranışım ve Orada gördüğüm manzara feodalizmin o yıllarda da aynen devam ettiğini, dönemin bölgesel parti görüntüsünden çıkamayan Hep, Hadep, HDP partilerinin kırsaldaki feodalizmi yıkmak gibi dertlerinin olmadığı gibi, feodalizmin kentlerde de devamına çok ciddi katkı sağladıklarını görmüştüm. Güneydoğu’da Hdp vb kesimi siyasi söylemlerini, TC cumhuriyet dönemi suçlaması, diğer kürt siyasal islamcı Hüdapar vb kesimde, Atatürk ilke ve devrimleri suçlaması üzerinden şeriatı savunarak bölgede güç savaşına girdikleri o yıllarda da görülmekteydi.

Geçmişte de benim gözlemlediğim siyasal islamcılarla birlikte, kürt etnik ve kimlik siyaseti yapanlar hep birlikte Atatürk ilke ve devrimlerine saldırmaları sonucu gelinen noktada, köylüden yani feodalizmden demokrat yaratılacağına inanıp, kullanılıp, son tahlilde kırsal kesimi siyasal islamcılara terk etmek zorunda kalmışlardır.Teftişe gittiğim yıllarda gördüğüm gibi, tasfiye edilmeyen aşiret reisleri yapısındaki gibi, Son yıllarda Dem yada hangi isimle olursa olsun siyasi partiler bölgedeki, feodalizmi yıkmaya yönelik çaba sarfetmediklerini, bölgedeki kırsal kesimdeki etkinliğini, akp nin siyasal islamcılara yönelik desteği ile’de kaybettikleri anlaşılıyor. Salt TC düşmanlığı üzerine inşa edilen siyaset halkın ekonomik, demokratik ve sosyal sorunlarına çözüm üretmediği gibi, kırsal kesimde yaşanan Son Narin Kızımızın canice katledilmesinde su yüzüne çıkmıştır. Güneydoğunun sorunlarının çözümü feodalizmin tasfiye edilerek laik ve demokratik bir Türkiye çıkışından, inşaasından yani kürt Türk kardeşliğinden geçmektedir. Hem tarikat, hem aşiret hem cemaat, sadece TC ‘ni suçlayıp Atatürk ilke ve devrimlerine karşı cephe almaya devam etmek daha çok Narin Kızımız gibi çocuklarımızın katline göz yummaya, siyasal islamın güçlenmesine devam etmekten başka bir işe yaramaz. Gidip Diyarbakır’da Said Nursi Heykeli’ni dikmenin en çok kime yarayacağını öngörememek siyasetin sosyolojik analizini yapamamaktır.

Toplumlar aslı dururken taklitine aynı parayı verip taklit ürünü almazlar. Bu siyaseten de geçerlidir. Sonuçta bir tarafta siyasal islamcılar, diğer taraftada kimlik siyaseti arasında sıkıştırılmış çıkış yolu bulamıyan bastırılmış bir toplum ile karşı karşıyayız. Bugün maalesef bölgede en çok kadınlar ve çocuklar bizi yönetenlerinde işine gelen bu düzenin bedelini ödüyorlar. Bugün ülkemizde Demircideki, Yozgat Sorgundaki köylüde, Erzurumdaki
Alvar köyündeki köylüde, Nusaybindeki köylüde eziliyor. Burjuvazi onu sömürürken Kürt /Türk ayrımını yapmıyor. Bence etnik ve kimlik siyaseti yapan partiler; kürt nufusu ülkede artarken,Türklye’deki oy oranları %15’lerden, %8,5’lara düşmesinin gerekçesini sorgularlarsa ülke için çok yararlı bir iş yapacaklardır.
Yaşıyorlarsa; Nusaybindeki sevgili Kürt ve Arap kardeşlerim Nasrettin Al ve Şehmus Geleriye’de buradan selamlar saygılarla
















































