Haberi dinleyebilirisiniz!

Atatürk Neden Hâlâ Hedefte?

Atatürk’ü sevmeyenlerin onu bir türlü kabullenemeyişlerinin ardında sadece yaptığı devrimler yok. Asıl mesele, onun evrensel değerlerle yerel kültürü ustalıkla harmanlaması, aklı ve bilimi her şeyin önüne koyması ve laikliği yeni devlet modelinin temel taşı yapmasıdır. Bu tutum, özgür düşüncenin önünü açmış, halkı birey olmaya yönlendirmiştir. İşte bu, bazı kesimlerin hâlâ kabullenemediği büyük dönüşümün ta kendisidir.

Atatürk’ün yaşadığı dönem; kapalı, geleneksel yapının ağır bastığı, değişime direnen bir toplumun içinden geçmek zorunda olduğu bir dönemdi. Bu zorlu koşullara rağmen, karşısındaki direnç ne kadar sert olursa olsun, bir milim geri adım atmamıştır. Bu kararlılığı, başarısının temel nedenlerinden biridir.

Osmanlı’nın en baskıcı dönemlerinden biri olan II. Abdülhamit döneminde dört kez tutuklanan, yaşamı boyunca en büyüğü İzmir’de olmak üzere 42 kez suikaste uğrayan Mustafa Kemal Atatürk, bu tehditlerin hiçbiri karşısında geri durmadı. Aksine, her adımında toplumsal dayanışmayı büyütmeye, halkı bilinçlendirmeye çalıştı. Devrime karşı çıkanlara, toplumu geriye götürmek isteyen odaklara karşı da aynı kararlılığı gösterdi. Geri adım atmadı; çünkü halkın ona olan güveniyle yürüyordu. Bu güven, ortak mücadeleyi ve sonunda gelen tarihsel başarıyı mümkün kıldı.

Tarih bize gösteriyor ki, toplumlarda yoksulluk arttıkça, dini, ırkçı ve milliyetçi söylemlerle kitleleri yönlendirmek daha kolay hale geliyor. Bu da, özellikle ekonomik olarak zayıf düşen ülkeleri dış müdahalelere açık hale getiriyor. Günü kurtarma adına yapılan politikalar, toplumu kutuplaştırıyor ve demokrasi dışı eğilimleri besliyor.

Bugün Türkiye, tarihinin belki de ikinci büyük yönetsel kurtuluş savaşına doğru ilerliyor. Bu sürecin en büyük kazanımı ise toplumun geniş bir uzlaşma zemini oluşturma yönündeki eğilimidir. Çünkü geçmişten ders alan, hafızası olan, aklı ve bilimi rehber edinen toplumlar, aynı hataları tekrar etmiyor. Bu noktada önemli olan; halkın uyanık kalması, geçmişin izinden giderek geleceği inşa etme iradesini kaybetmemesidir.

Atatürk’ün izinde yürümek; sadece bir kişiyi anmak değil, onun mücadelesinin özünü, yani laikliği, aklı, bilimi ve özgür düşünceyi yaşatmaktır. Bugün ona saldıranların aslında hedef aldığı da tam olarak budur.