Türkiye’de Sağ Seçmen Algısı ve Gerçekler

Türkiye’deki sağ seçmen algısını en iyi anlatan örneklerden birini dün Serhan Asker’in Görkemli Hatıralar programında izledik. Edip Akbayram, 1990 yılında Nevşehir’in Avanos ilçesinden bir ev satın alıyor. Hemen ardından komşular arasında, “Aman, o içki içer, gürültü patırtılar çıkarır” gibi olumsuz söylemler yayılmaya başlıyor. Ancak dün gördük ki, komşusu olan yaşlı teyze, gözyaşları içinde Edip Akbayram’ı ne kadar çok sevdiğini, onun mükemmel bir insan olduğunu anlatarak yere göğe sığdıramadı.
Sorun şu ki, bu ülkede insanları cennet vaadiyle kandıran, onları fakirliğe mahkûm edenlerin yaşamlarına bakmayı akıl edemeyen, siyasal İslam’ın kuşattığı, sorgulamayan çok geniş bir kitle var. Oysa bu kitle, kendilerine cenneti vaat edenleri bir sorgulasa, onlara objektif bakabilse, aslında bu dünyada cenneti yaşayanların onlar olduğunu; kendilerinin ise cehennemi yaşadığını görecekler.

Daha güzel bir ülkede yaşamak için iş yine aydınlara, yurtseverlere, Atatürkçülere ve demokratlara düşüyor. Batıda, sanayi devrimiyle bu tür dogmalar ortadan kalkarken, Türkiye’de bu yapının daha da güçlenmesinin en büyük sebebi, siyasal İslam’ın emperyalizmin kontrolünde bir araç haline gelerek toplumun üzerine kara bulut gibi çökmesidir.
1950 yılından beri Türkiye’nin her alanda gelişip büyümesinin önündeki en büyük engel, siyasal İslam’dır. İşin en garip yanı ise, bu yapıdan en çok mağdur olanların hallerinden memnun olmasıdır. Sorunun çözümünü zorlaştıran da işte tam olarak budur.
Bu yüzden Türkiye’de aydın, demokrat, Atatürkçü ve yurtsever olmak zordur. Ama bir ülkenin geleceğini belirleyenler de yine onlardır.

















































