Bilimi, Erdemi ve Doğruları Savunmanın Bedeli?

Sayın hocam; öncelikle EMH ve şahsım adına geçmiş olsun dileklerimi iletir, Tirol kumpasları ve onun arkasındaki elleri kınarım.
EMH-Ekrem Örsoğlu/Aydın – Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, yalnızca bir yerbilimci değil; aynı zamanda doğaya, insana ve topluma karşı duyarlılığıyla tanınan bir bilim emekçisidir. Kuşadası gibi bir kentin doğal yapısına ve yaşanabilirliğine ilişkin yaptığı bilimsel değerlendirmeler nedeniyle, ne yazık ki organize ve tek merkezden yönlendirilen dijital linç odaklarının hedefi haline gelmiş; yaşadığı derin kırgınlık ve ruhsal çöküntü, onun bu güzel kıyı kentinden köklenme isteğini bile zedelemiştir. Hoca, bilimsel sözlerini yalnızca doğanın değil, insanın ve kentin de geleceğini korumak için dile getirirken, kimi odakların saldırganlığı onun ciddi sağlık sorunlarıyla baş başa kalmasına neden olmuştur.
Böyle bir ortamda, Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan’ın, bir toplumun sağlıklı işleyişi için yaşamsal önemde gördüğü beş temel meslek grubunu — bilim insanı, siyasetçi, belediye başkanı, hukukçu ve gazeteci — birbiriyle olan ilişki ve sorumlulukları temelinde ele aldığı aşağıdaki kapsamlı değerlendirme, sadece okunması değil, üzerinde düşünülmesi gereken bir çağrıdır. Sayın hocamızın o değerlendirmesi sonrası Kuşadası’nın hangi çöküntünün altında kaldığını artık sizlerin değerlendirmesine bırakıyorum.

BİLİM İNSANI, SİYASETÇİ, BELEDİYE BAŞKANI, HUKUKÇU, GAZETECİ İLİŞKİSİ ve ERDEM
Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, Yerbilimci (Jeofizik Mühendisi)
Bir ülkede bilim insanları, siyasetçiler, hukukçular, gazeteciler ve belediye başkanları toplumun yönetimi ve gelişiminde önemli roller üstlenir. Bu beş uzmanlık alanı, kamu yönetimi ile toplumsal düzenin sağlanmasında göz ardı edilemeyecek görevler yerine getirir. Aralarındaki uyumlu ilişki, toplumsal gücü ve düzeni sağlar.
Bilim İnsanları
Bilim insanları bilgi üretir, doğayı ve evreni anlama çabası içinde çalışır, bilinmeyeni bilinir kılar, teknoloji ve gelişmenin öncüsü olur. Ülkeyi yöneten siyasetçilerin ve yerel yöneticilerin bilim insanlarıyla iş birliği içinde olması, kentlerin daha yaşanabilir hale gelmesini sağlar. Jeofizik ve jeoloji mühendisleri yer yapısını, yeraltı kaynaklarının nasıl kullanılacağını, depreme dayanıklı kentleşmeyi araştırır. Çevre, inşaat, mimarlık, iklim ve kent tasarımı alanlarındaki bilim insanları da sürdürülebilir kentlerin oluşumu konusunda görüş bildirerek siyasetçilere ve belediye başkanlarına yol gösterir.
Kentlerin doğa ile barışık kurulumu, su kaynakları, tarım alanları, ormanlar, akarsular ve canlı yaşamının korunması belediye başkanlarının yükümlülüğüdür. Ayrıca savaş ve salgın gibi olağanüstü durumlarda kenti besleyecek yedek tarım alanları ve su kaynaklarının korunması da onların sorumluluğundadır. Bu tür kaynaklara sahip kentler, kriz durumlarında kendi kendini besleyebilir.
Belediye Başkanları
Belediye başkanları, kentlerin gelişiminde en yetkili yerel yöneticilerdir. Kentin tasarımı, altyapısı, çevre düzeni, eğitim, sanat, güvenlik gibi konularda sorumluluk taşırlar. Bu görevlerde bilim insanlarının, STK’ların, kent konseylerinin ve düşünce kuruluşlarının görüşlerinden yararlanırlar.
Belediye başkanları, toplum tarafından tanınan, güvenilen, bilgili ve deneyimli kişiler olmalıdır. Ancak çoğunlukla siyasi partiler tarafından aday gösterilirler ve halk sadece onay verir. Bu sistemin sonucu olarak, bilim dışı, yöntem yoksunu ve yolsuzluklara açık bir belediye yönetimi ortaya çıkabilir. Bazı belediye başkanları başarılarıyla öne çıkarken, bazıları yolsuzluklarla anılır ve görevden alınabilir. Özünde halkı kucaklaması gereken yerel yöneticiler, seçildikleri andan itibaren partizanlığı bırakmalıdır.
Ne yazık ki “Büyükşehir Yasası” gibi düzenlemelerle yerel yönetim yapısı bozulmuş, köy ve ilçeler mahalleye dönüştürülmüştür. Bu, yerinden yönetimi zayıflatmış, merkezileşmeyi artırmıştır. Büyükşehir belediye başkanı il merkezinden çıkıp ilçelerde görev yaparak halkla daha doğrudan ilişki kurmalıdır.
Siyasetçiler
Siyasetçiler, toplumun yönetimini üstlenen, kamusal çıkarları savunan kişilerdir. Kamutay (meclis) üyeliği, bakanlık, belediye başkanlığı gibi görevlerde bulunabilirler. Siyasetçilerin kararlarında yasa ve yönetmeliklere uygunluk büyük önem taşır. Bu nedenle çoğu siyasetçi hukuk eğitimi alır. Hukukçular, anayasa ve insan hakları konularında siyasetçilere danışmanlık yaparak demokratik sürece katkı sağlar.
Siyasetçiler toplumun tüm kesimlerine eşit yaklaşmalı, partizanlık yapmamalıdır. Aksi takdirde toplumda ayrışma, verimsizlik ve mutsuzluk baş gösterir. Toplumun gelişimi, eşitlikçi yönetim ve gelecek vizyonu oluşturmak siyasetçilerin en büyük yükümlülükleridir. Saydam, törelere bağlı, halk yararına çalışan siyasetçiler, demokrasinin temel direğidir.
Gazeteciler
Gazeteciler; haber toplar, yazar, yayınlar, kamuoyunu bilgilendirir, gerçekleri ortaya çıkarır. Yazılı, görsel ve dijital medya alanlarında görev yapar. Toplum adına olayları izler, değerlendirir ve sorgular. Bağımsızlık gazetecinin temel ilkesidir. Siyasi kuruma, kişiye ya da çıkar grubuna bağlı gazeteciye “kalemini satmış” denir.
Gazeteciler:
Bilgi toplar ve doğruluğunu araştırır.
Toplumu yansız biçimde bilgilendirir.
Sorunları gündeme getirerek toplumun sesi olur.
Güç odaklarını denetler, kamu adına sorgular.
Yetkileri:
Bilgi edinme hakkı,
Basın özgürlüğü,
Kaynağını gizli tutma hakkı,
Bilgi isteme ve araştırma yetkisi.
Sorumlulukları:
Doğruluk ve gerçeklik,
Yansızlık ve tarafsızlık,
Özel hayata ve kişilik haklarına saygı,
Toplumsal sorumluluk,
Yasalara uygunluk.
Siyasetçiler ve yerel yöneticiler, yolsuzluklarını gizlemek için kendi çıkarlarını savunan bir medya ağı oluşturabilir. Bu kişilere gazeteci demek, dürüst gazetecilere haksızlıktır.
Hukukçular
Hukuk, toplumsal düzenin temeli olan kurallar bütünüdür. Hukukçular; yasaları uygulayan, yorumlayan ve geliştiren uzmanlardır. Avukat, yargıç, savcı, noter ve hukuk akademisyenleri bu meslek grubundadır. Siyasetçilerle hukukçular arasındaki ilişki, yasaların hazırlanması ve uygulanmasında önemlidir. Belediye başkanları ve siyasetçilerin kararları hem hukuka hem de bilimsel gerçeklere uygun olmalıdır.
Yeşil alanları korunmuş, nüfusu dengeli, eğitime önem veren bir kent, hukuka ve bilime dayanarak inşa edilir. Bilimi dışlayan siyaset, toplumun gerilemesine neden olur.
Sonuç olarak, bilim insanları, belediye başkanları, siyasetçiler, hukukçular ve gazeteciler, toplumun gelişimi için birlikte çalışmalıdır. Özellikle belediye başkanları ile siyasetçiler, hukukun rehberliğinde ve bilimin ışığında hareket etmelidir. Bu beş meslek kolunun uyum içinde çalışması, toplumda huzur, güven, zenginlik ve mutluluk sağlar. Aksi takdirde yozlaşma, tek adam yönetimi ve baskı artar, yaşam katlanılmaz hale gelir.
Yasaların doğru uygulanması, hukuksal güvenliğin artması; siyasetçilerin, belediye başkanlarının ve gazetecilerin temel sorumluluğudur. Özetle, belediye başkanları ve siyasetçiler, siyasi parti dayatmasıyla değil, halkın iradesiyle aday gösterilip seçilmelidir. Denetimden kaçan, özgürlükleri kısıtlayan yöneticiler görevden alınmalıdır.
18 Nisan 2025, Bostanlı-Karşıyaka, İzmir
















































