Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

BİR VİCDANIN SUSMAYAN ÇIĞLIĞI: HIRANT DİNK

🕊️ “Bir bebekten katil yaratan karanlığa karşı, kelimeleriyle direnen bir gazetecinin ardından…”

19 Ocak 2007’de, İstanbul’un orta yerinde bir gazeteci vuruldu.
Ama aslında vurulan bir beden değil, bu ülkenin birlikte yaşama umuduydu.
Hırant Dink, elinde silah olmayan, arkasında koruma bulunmayan, gücünü yalnızca kaleminden ve vicdanından alan bir gazeteciydi.
O, ne nefret üretti ne de intikam çağrısı yaptı.
Tam tersine, bu topraklarda en zor olanı yaptı: Hakikati sakince söyledi.
“Bu ülkede güvercin tedirginliğiyle yaşadım” demişti.
Ama o güvercin, korkup kaçmadı.
Uçmayı değil, anlatmayı seçti.

Hırant Dink’i öldüren kurşun, bir anda ateşlenmedi.
O kurşun; yıllarca beslenen ırkçılığın, cezasızlığın, hedef göstermenin ve suskunluğun içinden çıktı.
O kurşun; “öteki”ni düşmanlaştıran dilin, devletin kör noktalarının ve toplumun görmezden gelme alışkanlığının ürünüdür.
Bugün hâlâ soruyoruz:
Kimler biliyordu? Kimler sustu? Kimler korudu?
Ve ne acıdır ki, aradan geçen yıllara rağmen bu soruların tamamı hâlâ cevapsız.
Ama Hırant Dink’in ardından kalan şey yalnızca acı değildir.
O, bize zor ama onurlu bir miras bıraktı:
Bir arada yaşama cesareti.
Hakikatten kaçmama sorumluluğu.
Ve en önemlisi, insan kalabilme ısrarı.
Agos’un önünde yere düşen o bedenin etrafında toplanan binlerce insanın attığı slogan hâlâ kulaklarımızda:
Hepimiz Hırant’ız, Hepimiz Ermeniyiz.

Bu söz bir kimlik beyanı değil, bir vicdan ilanıdır.
Bu söz, milliyetçiliğin dar kalıplarına sıkışmayan bir insanlık çağrısıdır.
Hırant Dink’i anmak, yalnızca bir ölüm yıldönümünde birkaç cümle kurmak değildir.
Onu anmak; nefret diline karşı söz almak,
adaletsizlik karşısında susmamak,
ve en önemlisi, hakikatin bedelini ödemeyi göze almaktır.
Çünkü Hırant Dink, bu topraklarda hâlâ cevaplanmamış bir sorudur.
Ve biz o sorudan kaçtıkça, bu ülkenin vicdanı rahat etmeyecektir.
Unutmadık.
Unutturmayacağız.
Çünkü bazı insanlar ölmez;
onlar, susturulmak istenen hakikat olarak yaşamaya devam eder.