Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

ATATÜRK’ÜN DİLİNDEN 30 AĞUSTOS ZAFERİ

Tarih sahnesinde bazı günler vardır ki, yalnızca bir milletin değil, insanlığın da kaderini değiştirir. 30 Ağustos 1922, işte o günlerden biridir. Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük dehasıyla, Türk milletinin azim ve kararlılığıyla kazanılan bu zafer, sadece askeri bir başarı değil; bağımsızlığın, özgürlüğün ve ulusal onurun tescilidir.

O büyük komutan, 30 Ağustos’un destanını kendi kaleminden şu satırlarla aktarır:

27 Ağustos 1922
“Öğleden sonra saat beşte Sekizinci Fırkamız muzaffer olarak Afyonkarahisar’ına girdi. Yalnız düşman, Karahisar’da ve ondan sonra her yerde yaptığı gibi, hemen şehri ateşledi. Bölüklerimizin hızla yetişmesi sayesinde yangının yayılmasına meydan verilmedi.”

O günlerde uygulanan savaş planının ne kadar dikkatli yapıldığını ise şöyle özetler:
“Gece düşündüklerimizi ertesi gün Hakkın yardımıyla ve tamamen düşündüğümüz gibi, noktasına noktasına uygulamak kolaylıkla oldu.”

28 Ağustos 1922
“Atlılarımız, düşman bölüklerinin gerilerinde hareket ediyordu. Bazen piyade gibi ateş savaşı yaptı, fakat sık sık kılıcını çekerek dört nala düşman safları içerisine girdi. Arkadaşlar, atlılarımızın burada gösterdiği kahramanlık, düşüncenin üstündedir ve anlatılamaz.”

29 Ağustos 1922
Artık hedef büyümüştür: “Düşmanın bütün kuvvetlerini İzmir’e çekilmekten, kuzeye ve herhangi bir yere gitmekten önlemek gerekiyordu.” Bu amaçla 1. Ordu beş düşman fırkasıyla çarpışırken, 2. Ordu da savaşa girer.

30 Ağustos 1922 – Zaferin Günü
“Artık düşmanın beş fırkası tamamen kuşatılmıştı. Ağustos’un 30’uncu günü bu kuşatma hareketini, savaşları yakından görmek ve yönetmek üzere ordu birliklerinin başına gittik. Bütün topçuların mümkün olduğu kadar yakından ateş etmelerini emrettim. Öğleden sonra düşman şaşkınlık belirtileri gösteriyordu. Piyadelerimiz süngülerini taktı, bir an önce düşman mevzilerine girmek için saldırdı. İki buçuk saat sonra süngülerimiz düşman göğsüne girmiş ve mesele çözülmüştü.”

Atatürk, ertesi gün savaş alanını gezerken hissettiklerini şu sözlerle dile getirir:
“Gerçekten arkadaşlar, bu savaş cephesini ertesi günü gezdiğim zaman acı duymaktan kendimi alamadım. Fakat Allah, bu işgalcilere bunu uygun görmüş olduğuna göre; burada bu duruma düşenler asker değildir. Bunlar herhalde caniler ve katillerdir.”

31 Ağustos 1922 – Sonuç
“Beş gün, beş gece süren Afyonkarahisar ve Dumlupınar Meydan Savaşı son bulmuş, düşmanın seçkin kuvvetleri yok edilmişti. Özellikle askerlerimizin Yunan ordusunun kalbine ve vicdanına verdiği dehşet çok önemlidir. O korku ve dehşet bütün Yunan ordusuna ve milletine yayılmıştı. Bu nedenle, bu savaşa ‘Rum Sındığı Meydan Savaşı’ demek çok uygun olur.”

30 Ağustos Zaferi, sadece bir askeri strateji başarısı değil; milletimizin esarete asla boyun eğmeyeceğinin kanıtıdır. Atatürk’ün dediği gibi: “Zafer, ‘Zafer benimdir’ diyebilenindir.”

Bugün bizlere düşen görev ise o zaferin mirasını korumak, bağımsızlığın değerini bilmek ve gelecek nesillere aynı inançla aktarmaktır.