MUSTAFA KEMAL İZMİR’İN KURTULUŞUNU ANLATIYOR

Tarih, bazı günleri yalnızca takvim yapraklarına değil, milletlerin hafızasına kazır. 9 Eylül 1922, işte o günlerden biridir. Anadolu’nun dört bir yanında bağımsızlık ateşini yakan Türk milleti, nihayet İzmir’in kurtuluşuyla büyük destanı tamamlamıştır.
O günü en iyi anlatan ise bizzat Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın kendi sözleridir:
“31 Ağustos sabahı durum şöyle idi; 26 Ağustos sabahı başlayan ve beş gün, beş gece devam eden Afyonkarahisar ve Dumlupınar Meydan Savaşı son bulmuş ve düşmanın seçkin kuvvetleri yok edilmişti.”

Bu yalnızca bir askerî başarı değil, bir milletin yeniden doğuşudur. Çünkü düşman, yalnızca cephede değil, ruhunda da yenilmiştir. Mustafa Kemal’in ifadesiyle:
“Arkadaşlar, özellikle askerlerimizin Yunan ordusunun kalp ve vicdanına verdiği dehşet çok önemlidir. O korku ve dehşet, buradaki yok edilmiş ve çökertilmiş olan bölüklerden başka bütün Yunan ordusuna yayılmış bulunuyordu.”

İzmir’e giren ordunun sevinci, yalnızca bir şehrin değil, bütün bir vatanın özgürlüğe kavuşmasının işaretidir. Mustafa Kemal, Belkahve sırtlarından İzmir’e giriş anını şöyle aktarır:
“Ordularımız 9 Eylül’de İzmir’e yaklaştı ve o gün öğleden önce saat 10’da atlı ve piyadelerimiz aynı zamanda İzmir’e girdi. Biz bu görüntüyü Belkahve’den, İzmir Körfezi’nin yüzeyine yansıyan bir izdüşüm halinde seyrediyorduk. Ertesi gün doğrudan İzmir’in içine girdik ve hükümet konağına yerleştik.”

Ancak bu büyük kurtuluşun arkasında, düşmanın yakıp yıktığı köyler, katledilen masumlar ve harabeye çevrilen şehirler vardı. Mustafa Kemal bu acı gerçeği de unutmadan dile getirmiştir:
“Bu düşman çekilirken, uğradığı her yeri yakmış, yıkmış ve zavallı, savunmasız halkı, kadın ve çocukları öldürmüş ve yakmıştır.”

9 Eylül’den sonra Anadolu’da Yunan ordusunun direnişi tamamen çöktü. Atina’dan çekilme emri gelirken, geride kalan tek şey yakılan köyler, yıkılmış şehirler ve acı hatıralar oldu. Artık bu felaket Yunanlar için “Küçük Asya Faciası” diye anılacaktı.
Mustafa Kemal ise tarihe geçen şu sözleriyle milletin kahraman evlatlarına sesleniyordu:
“En son sözüm budur. Yiğitlik meydanında ölenlerin analarına ve babalarına başsağlığı dilemeler değil, fakat tebriklerimizi ulaştıralım.”

19 Eylül 1922’de Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal’e “Gazi” unvanını verdi. O artık yalnızca bir kumandan değil, bağımsızlığın ve ulusal onurun sembolüydü.
Bugün İzmir’in kurtuluşunu anarken, yalnızca geçmişi hatırlamıyoruz. Aynı zamanda bize emanet edilen bağımsızlık ülküsünü de yeniden hatırlıyoruz. 9 Eylül, milletimizin “ya istiklal ya ölüm” kararlılığının zaferle taçlandığı gündür.
Ve biz biliyoruz ki; İzmir’in dağlarında açan çiçekler hiç solmayacak, Cumhuriyet’in ışığı daima parlayacaktır.















































