Haberi dinleyebilirisiniz!

TARİHTEN GÜNÜMÜZE YÖNETİM BİÇİMLERİ

Yeryüzünde insanların bir arada yaşamaya karar vermesiyle başlayan siyasal örgütlenme arayışı, tarih boyunca çeşitli yönetim biçimlerinin doğmasına neden oldu. Kimi zaman halkın sesiyle şekillenen bu yapılar, kimi zaman da güçlünün, zenginin, yaşlının ya da bir ideolojinin gölgesinde vücut buldu. Peki bugün içinde yaşadığımız siyasi sistemlerin kökeni ne kadar eskiye uzanıyor? Gelin, tarihin tozlu raflarından günümüz siyaset sahnesine uzanan bazı yönetim biçimlerine birlikte göz atalım.

Aristokrasi, “en iyilerin iktidarı” olarak tanımlanır. Yunanca aristos (en iyi) ve kratos (iktidar) sözcüklerinden türetilmiştir. Doğuştan gelen soyluluk ya da yetenek üstünlüğü temelinde şekillenen bu sistem, toplumun seçkinlerinin yönetimi anlamına gelir.

Demokrasi ise çoğumuzun kulağına en tanıdık gelen rejimdir. Demos (halk) ve kratos (güç) sözcüklerinin birleşiminden oluşur. Halkın egemenliği esas alınır; yani yönetim gücü halkın elindedir. Ne yazık ki demokrasinin varlığı her zaman halkın iradesinin gerçekten yansıdığı anlamına gelmeyebilir.

Gerontokrasi, yaşlıların bilgeliğine güvenen toplumların ürünüdür. Geron (yaşlı) ve kratos (iktidar) birleşimiyle ortaya çıkan bu yönetim biçimi, deneyime saygıyı esas alır. Bugün hâlâ birçok ülkede siyasetin yaş ortalamasına baktığımızda bu anlayışın izlerine rastlamak mümkün.

Bir diğer dikkat çekici kavram Kleptokrasidir. Kleptes (hırsız) ve kratos (iktidar) birleşiminden doğar. Bu sistemde, iktidar sahipleri kamu kaynaklarını kişisel çıkarları için kullanır. Ne yazık ki dünya üzerinde kleptokrasiden muzdarip çok sayıda toplum bulunmaktadır.

Kratokrasi, “güçlünün yönettiği sistem”dir. Fiziki, askeri ya da ekonomik güç, yönetme hakkının temelidir. Yani “güç kimdeyse iktidar ondadır” anlayışı hâkimdir.

Kritokrasi, yargıçların veya yargı erkinin üstün olduğu yönetim biçimidir. Adalet temelli bir sistem gibi görünse de, yargı bağımsız değilse bu rejim bir başka otokrasiye dönüşebilir.

Meritokrasi, yani liyakat temelli yönetim, modern çağda en çok arzu edilen sistemlerin başında gelir. Meritum (hak edilmişlik) sözcüğüyle ifade edilen bu model, yetenek, bilgi ve başarıya dayalı bir yönetime işaret eder. Ancak uygulamada ne kadar mümkün olduğu tartışmalıdır.

Monarşi, yüzyıllar boyunca birçok devletin yönetim şekliydi. Monos (tek) ve arche (baş) kelimeleriyle tek kişinin mutlak egemenliğini ifade eder. Günümüzde sembolik monarşiler dışında etkili olan örneği azalmıştır.

Oligarşi, az sayıda kişinin – genellikle aynı sınıftan ya da çıkar grubundan – devleti yönettiği sistemdir. Kapitalist sistemlerde farklı şekillerde tezahür edebilir.

Otokrasi, tüm gücün tek bir kişinin elinde toplandığı yönetim biçimidir. Autos (kendi) ve kratos (iktidar) birleşimiyle oluşur. Demokrasinin tersi olarak da değerlendirilebilir.

Plütokrasi, zenginliğin iktidara dönüştüğü rejimdir. Parası olanın söz sahibi olduğu bu sistem, günümüzde sermaye gruplarının siyaset üzerindeki etkisiyle örtüşebilir.

Teknokrasi, karar alma süreçlerinin uzmanlar eliyle yürütüldüğü sistemdir. Techne (zanaat, beceri) kelimesiyle ifadesini bulan bu yaklaşım, bilimsel ve teknik bilginin rehberliğini esas alır.

Teokrasi, dinin ya da dini liderlerin devleti yönettiği sistemdir. Theos (tanrı) ve kratos (iktidar) kavramlarıyla tanımlanır. Laiklikle zıt kutuplarda yer alır.

Son olarak Timokrasi, time (onur, şeref, mülk) kavramıyla tanımlanan ve mülkiyetin, onurun esas alındığı bir yönetim biçimidir. Eski Yunan’da belirli bir mal varlığına sahip olanların siyasal haklara sahip olduğu bir örneği vardır.

Bu kavramlar, yalnızca tarih kitaplarında değil, bugünün dünyasında da karşımıza çıkıyor. Yönetim biçimlerinin çoğu zaman iç içe geçtiği, teorik tanımların pratikte bambaşka görünümler aldığı bir çağda yaşıyoruz. Bu nedenle sormadan geçemeyiz: Bugün yaşadığınız ülkenin yönetimi sizce hangisi? Ve siz, nasıl bir sistemin yurttaşı olmak isterdiniz?