“Turan’ın Kalbine Açılan Kapı: Zengezur’dan Trump Koridoru’na”

Haritalar bazen yalnızca çizgilerden ibaret değildir; bazen bir milletin kalbinde açılmış yarayı, bazen de küresel satranç tahtasında atılmış bir hamleyi temsil eder. Zengezur tam da böyle bir yer. Bir asırdır Türk dünyasının damarını kesen bu toprak parçası, şimdi “Trump Koridoru” adıyla yeniden gündemde. Peki bu, Atatürk’ün hayal ettiği “Turan Yolu”nun gerçekleşmesi mi, yoksa Amerikan mühendisliğinin bir başka jeopolitik projesi mi?
Kopan Damar
1921’de Moskova ve Kars Antlaşmaları ile Nahçıvan’ın Azerbaycan’a bağlı kalması sağlandı. Atatürk, bunu Anadolu ile Orta Asya’yı birleştirecek stratejik bir damar olarak görüyordu. Ama Zengezur’un Ermenistan’a bırakılmasıyla bu damar kesildi. Nahçıvan ile Azerbaycan’ın kara bağlantısı koparken, Türk dünyası haritada yarım kaldı.
Bu kopukluk, yalnızca coğrafi değil; kültürel, ekonomik ve stratejik bir felçti. Aradan geçen 100 yılda, o yarık kapanmadı.

Beyaz Saray’da İmzalanan Hat
8 Ağustos 2025’te Beyaz Saray’da Azerbaycan ve Ermenistan liderleri, Donald Trump’ın arabuluculuğunda tarihi bir anlaşma imzaladı. Artık Nahçıvan ile Azerbaycan arasında doğrudan kara yolu olacak. Ve bu hat ABD’nin 99 yıllığına altyapısını kuracağı, işleyeceği bir proje kapsamında hayata geçirilecek.
Trump, buna “Trump Route for International Peace and Prosperity” adını verdi. Kısaca Trump Koridoru. Bir başka deyişle, Türkiye’den Orta Asya’ya kesintisiz bir kara bağlantısı—ama Amerikan imzasıyla.
Küresel Satranç
Bu koridorun kazananı kim?
Türkiye ve Azerbaycan: Jeopolitik kuşatma halkalarından birini kırıyor, lojistik ve enerji ağını güçlendiriyor.
Türk Dünyası: Orta Asya ile bütünleşme şansı yakalıyor.
ABD: Güney Kafkasya’ya kalıcı olarak yerleşerek Rusya, İran ve Çin’in nüfuzunu sınırlıyor.
Rusya ve İran: Sınırlarında Amerikan kontrolünde yeni bir hat görmekten rahatsız. İran, açıkça askeri karşılık sinyali veriyor.

Burası yalnızca bir yol değil; NATO ile Avrasya’nın kalbi arasında açılan yeni bir kapı.
Akademik Uyarı
Prof. Dr. Salih Altınışık, bu hattı “medeniyet köprüsü” olarak tanımlıyor ama ekliyor:
“Bu köprüden geçen yalnızca ticaret olmayacak. Kültür, nüfuz ve güç de bu yoldan akacak. Kontrol kimin elindeyse, geleceğin oyunu da onun olacak.”
Türk Dünyası araştırmacısı Dr. Güney Ferhat Batı ise koridorun “Orta Koridor” stratejisini güçlendireceğini ama Amerikan mührünün, gelecekte yeni bağımlılıklar doğurabileceğini hatırlatıyor.

Turan mı, Trump mı?
Sosyal medyada dolaşan şu ironi boşuna değil: “Turan Yolu’ndan Trump Yolu’na…”
Atatürk’ün hedeflediği bütünleşme, bugün ABD sermayesi ve stratejisiyle hayata geçiriliyor. Bu, bir hayalin gerçekleşmesi mi, yoksa başka bir gücün elinde yeniden şekillenmesi mi?
Zengezur’daki asfalt, yalnızca araçları değil, idealleri ve nüfuz alanlarını da taşıyacak. Bu yol, kimin yolu olacak—Türk dünyasının mı, yoksa Washington’un mu?
















































