CHP’NİN SANCAĞA ÇARKI-4
BÜLENT KUŞOĞLU

Türkiye’nin Büyük Orta Doğu Projesinde yeniden formatlanması için yürütülen operasyondan Ordu, yargı, tarım, sanayi gibi siyaset de nasibini almıştır. AKP’yi yaratıp iktidara taşıyanlar elbette Cumhuriyeti kuran, devrimleri gerçekleştiren, ülkeyi çok partili demokratik düzene taşıyan ve kurucu felsefenin taşıyıcı kolonu olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’ni de ihmal etmemişlerdi. Bu iş için ideal kişi görünen Kemal Kılıçdaroğlu’nu önce Melih Gökçek’in karşısında sahaya sürerek tanınmasını sağlamış ve parlatmışlar, sonra da MHP ile birlikte düzenledikleri operasyonla her iki partideki Kemalist ve yurtsever çekirdeği parçalamışlar ve bir kaset skandalıyla kibirli ve kontrolü güç olan Deniz Baykal’ı partinin başından alarak yerine emin adamları Kemal Kılıçdaroğlu’nu geçirmişlerdir. Elbette Kemal Bey’in kendisine yüklenen misyonu yerine getirebilmesi için transferlere ihtiyacı vardı ve hiç vakit kaybetmeden bu transferleri yaptı.
Kemal Bey’in partiyi emperyalistlerin hedeflediği çizgiye çekmek, bu mümkün olamazsa en azından RTE’nin başkanlığının sürdürülmesini sağlamak için yaptığı transferlerden biri de Bülent Kuşoğlu’dur.

Kaynaklara göre Bülent Kuşoğlu 7 Ocak 1958’de Erzurum’da doğmuş, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunudur. Maliye Bakanlığında hesap uzmanlığı ve baş hesap uzmanlığı yapmış, AB Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü ve SSK Genel Müdür Yardımcılığı gibi görevlerde bulunmuştur. 1992 yılında SSK Genel Müdürlüğü’ne Kemal Kılıçdaroğlu atanırken tesadüfen Bülent Kuşçuoğlu da 9 Nisan 1993 tarihiyle SSK Genel Müdür Yardımcısı olarak göreve başlamıştı.

Bülent Kuşoğlu’nun siyasi kariyerinde 2011–2023 arasında CHP Ankara Milletvekilliği (24, 25, 26, 27. dönem) ve CHP’de İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı (2020–2023) bulunuyor.
Daha önce DYP, DP ve Türkiye Partisi’nde görev alan Kuşoğlu Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın bir isim olarak biliniyor.
Bülent Kuşoğlu 2002–2008 arasında Doğru Yol Partisi (DYP) ve Demokrat Parti (DP) üyesi oldu. 2007’de DYP’nin Ankara il başkanıydı; aynı yıl il başkanlığından istifa etti ve DP’den milletvekili aday adayı oldu (seçilemedi).
Yani Kuşoğlu’nun ilk siyasi partilerle ilişkisi Merkez sağ geleneğin kalesi DYP/DP dönemidir. Bu da Kemal Kılıçdaroğlu’na yöneltilen “aslında sağcıdır” iddiasını destekler niteliktedir.
Kuçoğlu 2009’da AK Parti’den istifa eden Abdüllatif Şener’in kurduğu Türkiye Partisi’nin kurucu üyeleri arasında yer aldı ve burada genel başkan yardımcılığı yaptı. 2010’da anı partiden ayrılarak CHP’ye katıldı ve CHP Parti Meclisi üyeliğine seçildi.
Bu süreçle birlikte siyasi kariyerini daha aktif bir şekilde sürdüreceği CHP’de örgütsel bir konuma geçti.
Bülent Kuşoğlu’nun açıklamaları ve siyasi çizgisi incelendiğinde şu temalar öne çıkıyor:
1. Laiklik ve Hukukun Üstünlüğü
Kuşoğlu, Türkiye’nin kurumsal yapısının bozulduğunu sık sık dile getirir ve çözümün Atatürk’ün akılcılık ve hukuk devleti anlayışına dönüş olduğunu savunur.
2. Ekonomide Bilimsellik ve Devlet Ciddiyeti
Maliye kökenli olması nedeniyle, Atatürk’ün “akıl ve bilim” vurgusunu ekonomik yönetim için temel referans kabul eder. TÜİK verileri, bütçe disiplini ve kamu kaynaklarının şeffaflığı konusunda sert eleştiriler yapmıştır.
3. Cumhuriyet Kurumlarının Güçlendirilmesi
Sık sık “devlet kurumlarının zayıflatıldığı” eleştirisini yapar ve Cumhuriyet’in kurumsal mirasının korunması gerektiğini vurgular.

4. Sosyal Devlet ve Eşitlik
Atatürk’ün halkçılık ilkesine uygun şekilde sosyal güvenlik, sağlık sistemi ve gelir adaleti konularında reform ihtiyacını dile getirir.
Kuşoğlu’nun Kamuoyunda Beğenilen Yönleri:
1. Mali Disiplin ve Uzmanlık
• Hesap uzmanlığı geçmişi nedeniyle “teknik bilgisi yüksek” bir siyasetçi olarak görülür.
• Ekonomi ve bütçe konularında somut verilerle konuşması takdir edilir.
2. Dürüst ve Açık Sözlü İmaj
• Parti içi tartışmalarda bile görüşlerini açıkça ifade etmesi olumlu bulunur.
• Popülist söylemlerden uzak durması bazı kesimlerce güven verici görülür.
3. Kurumsal Devlet Savunusu
• Cumhuriyet kurumlarının korunması yönündeki tutumu Atatürkçü çevrelerde beğeni toplar.
Kuşoğlu’nun Kamuoyunda Eleştirilen Yönleri:
1. Kılıçdaroğlu’na Aşırı Yakınlık
• Parti içi muhalifler tarafından “Kılıçdaroğlu’na koşulsuz bağlılık” eleştirisi almıştır.
• 2023 seçim sürecinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığını güçlü şekilde savunması tartışma yaratmıştır.

2. Zaman Zaman Sert Üslup
• Ekonomi ve devlet kurumlarıyla ilgili eleştirilerinde sert bir dil kullanması bazı çevrelerde tepki çekmiştir.
3. Parti İçi Dengelerde Tartışmalı Rol
• CHP içindeki görev değişiklikleri ve MYK süreçlerinde etkili bir aktör olması, kimi zaman “gölge yönetici” eleştirilerine neden olmuştur.
Sonuç olarak; Bülent Kuşoğlu, mali disiplin ve kurumsal devlet anlayışıyla öne çıkan; Atatürkçü çizgisi belirgin, ancak parti içi konumlanışı nedeniyle zaman zaman tartışmaların merkezinde yer alan bir siyasetçidir. Hem teknik uzmanlığı hem de Cumhuriyet değerlerine vurgu yapan söylemi onu Türk siyasetinde ayırt edici bir figür hâline getirmiştir.
Bülent Kuşoğlu’nun Ekonomi Politikalarının Derinlemesine Analizini yaparsak Kuşoğlu’nun ekonomi yaklaşımının, üç temel eksende şekillendiğini söyleyebiliriz:
A) Kurumsal Devlet ve Mali Disiplin
Kuşoğlu’nun maliye bürokrasisinden gelmesi, ekonomi anlayışını belirgin biçimde şekillendiriyor.
Temel Savları
• Devletin mali yapısının “kurumsal hafızasını” kaybettiğini savunuyor.
• Bütçe disiplininin bozulmasını Türkiye’nin en kritik sorunlarından biri olarak görüyor.
• Kamu harcamalarında şeffaflık ve hesap verebilirlik talep ediyor.
Bu yaklaşım, klasik “Mülkiye–Hesap Uzmanı” ekolünün tipik bir yansımasıdır. Kuşoğlu’nun çizgisi, popülist ekonomi politikalarına mesafeli, teknokratik bir duruş sergiliyor.

B) TÜİK ve Veri Güvenilirliği Eleştirileri
Kuşoğlu’nun en çok ses getiren açıklamaları TÜİK üzerine olmuştur.
Savları
• Enflasyon verilerinin güvenilir olmadığını sık sık dile getirmiştir.
• TÜİK’in bağımsızlığının yeniden tesis edilmesi gerektiğini savunur.
Bu eleştiriler, Türkiye’de ekonomik güven krizinin temelinde “veri güvenilirliği” olduğunu düşünen geniş bir kesimle örtüşür. Kuşoğlu’nun bu konudaki çıkışları, onu CHP içinde ekonomi alanında en görünür isimlerden biri hâline getirmiştir.
C) Sosyal Devlet ve Gelir Adaleti
• Gelir dağılımındaki bozulmayı yapısal bir sorun olarak görüyor.
• Sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğini önemsiyor.
• Atatürk’ün “devletçilik” ilkesini modern sosyal devlet anlayışıyla yorumluyor.
Kuşoğlu’nun sosyal devlet vurgusu, CHP’nin geleneksel sosyal demokrat çizgisiyle uyumludur; ancak onun yaklaşımı daha teknik ve mali sürdürülebilirlik odaklıdır.
CHP İçindeki Etkisi: Güç Dengeleri ve Rolü
Kuşoğlu, CHP içinde “sessiz ama etkili” figürlerden biri olarak biliniyor.
A) Kılıçdaroğlu’na Yakınlık
• Uzun yıllar boyunca Kılıçdaroğlu’nun en güvendiği isimlerden biri olarak görülmüştür.
• Parti mali yapısının yönetimi ona emanet edilmiştir.
Bu yakınlık, ona parti içinde ciddi bir ağırlık kazandırmış; ancak aynı zamanda eleştirilere de neden olmuştur. CHP içi muhalefet, Kuşoğlu’nu “Kılıçdaroğlu’nun en sert savunucularından biri” olarak görüyor.
B) Parti Mali Yapısının Yönetimi
• CHP’nin mali işlerinden sorumlu genel başkan yardımcılığı görevini yürütmüştür.
• Bu pozisyon, parti içi güç dengelerinde stratejik bir konumdur.
Parti maliyesi, CHP gibi büyük bir örgütte ciddi bir güç alanıdır. Kuşoğlu’nun bu alandaki rolü, onu “arka planda etkili” bir aktör hâline getirmiştir.
C) Parti İçi Tartışmalardaki Konumu
• Parti içi krizlerde genellikle “dengeleyici” bir rol üstlenmiştir.
• Ancak 2023 seçim sürecinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığını güçlü biçimde savunması, onu tartışmaların merkezine çekmiştir.
Belirli Açıklamalarının Analizi
Aşağıda Kuşoğlu’nun kamuoyunda en çok tartışılan açıklamalarından bazılarını analitik biçimde ele alıyoruz.
A) “Devlet yönetilemiyor, savruluyor” açıklaması
İçerik
• Kurumların işlevsizleştiğini, liyakat sisteminin çöktüğünü savunur.
Bu açıklama, Türkiye’deki kurumsal erozyon tartışmalarının merkezine oturur. Kuşoğlu’nun bürokrasi kökeni, bu eleştiriyi daha inandırıcı kılar.
B) TÜİK eleştirileri
İçerik
• Enflasyon verilerinin gerçeği yansıtmadığını söylemiştir.
Bu söylem, muhalefetin ekonomi politikasındaki en güçlü argümanlardan biridir. Kuşoğlu’nun teknik geçmişi nedeniyle bu eleştiriler daha fazla yankı bulmuştur.
C) CHP içi tartışmalarda “parti disiplini” vurgusu
İçerik
• Parti içi eleştirilerin “kurumsal çerçevede” yapılması gerektiğini savunur.
Bu yaklaşım, CHP’nin geleneksel “kurumsal parti” kimliğiyle uyumludur; ancak genç ve değişim isteyen kesimler tarafından zaman zaman “aşırı muhafazakâr” bulunur.
Genel Değerlendirme
Bülent Kuşoğlu’nun siyaset tarzı üç kelimeyle özetlenebilir:
Teknik – Kurumsal – Sadık
• Teknik: Ekonomi ve maliye konularında uzmanlık temelli bir yaklaşım.
• Kurumsal: Devlet ve parti kurumlarının güçlendirilmesini savunan bir çizgi.
• Sadık: Kılıçdaroğlu döneminde parti yönetimine güçlü bağlılık.
Bu üç özellik, hem beğenilen hem de eleştirilen yönlerinin temelini oluşturur. Sonuç olarak Bülent Kuşoğlu transferinin Kemal Kılıçdaroğlu transferleri arasında en değerlisi olduğunu söyleyebiliriz.
Kemal Kılıçdaroğlu döneminde kontamine edilen ve ideolojisinden uzaklaştırılan CHP hala arınmaya ve kocaman gemiyi rotasına sokmaya çabalamaktadır.
Yapılacak en doğru hareket Cumhuriyetin kurucu felsefesine ve Atatürk ilk eve devrimlerine gönülden bağlı yurttaşların derhal CHP’ye üye olarak etkili konuma gelmeleri ve bu çabaya omuz vermeleridir.