Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

DEM Parti Aliağa İlçe Örgütü’nden Marina Projesine Sert Tepki: “Kıyılar Halkındır, Sermayeye Devredilemez”

DEM Parti Aliağa İlçe Örgütü, Aliağa Kültür Mahallesi kıyı hattında planlanan ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ÇED olumlu kararı verilen Yat Limanı (Marina) Projesi’ne sert tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, projenin kamu yararına olmadığı, ekolojik yıkımı derinleştireceği ve Aliağa halkının iradesi yok sayılarak hayata geçirildiği vurgulandı.
DEM Parti Aliağa İlçe Örgütü, Aliağa Kültür Mahallesi kıyı hattında hayata geçirilmesi planlanan Yat Limanı (Marina) Projesi’ne ilişkin yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen ÇED olumlu kararının, Aliağa’nın yıllardır maruz kaldığı sanayi kuşatmasının ve rant odaklı kent politikalarının yeni bir halkası olduğu ifade edildi.
Aliağa’nın rafineriler, petrokimya tesisleri, gemi söküm alanları ve yoğun liman faaliyetleri nedeniyle Türkiye’nin en ağır çevresel yükünü taşıyan emekçi kentlerinden biri olduğuna dikkat çekilen açıklamada; hava, deniz ve toprak kirliliğinin halk sağlığını doğrudan tehdit ettiği belirtildi. Bu tabloya rağmen kıyı dolgusu ve marina gibi yeni müdahalelerin dayatılmasının, çevresel adaletin ve yaşam hakkının açık ihlali olduğu vurgulandı.

DEM Parti, marina projesinin kıyı ekosistemleri, deniz canlıları ve balıkçılıkla geçinen emekçiler açısından telafisi mümkün olmayan zararlara yol açacağını belirterek; dolgu, tarama ve dalgakıran uygulamalarının denizin doğal dengesini bozduğunu, sanayi kazaları ve kimyasal kirlilik riski yüksek bir bölgede halkın yaşam güvenliğinin bilinçli biçimde yok sayıldığını ifade etti.
Açıklamada, marina projelerinin “kalkınma” ve “turizm” söylemleriyle meşrulaştırılmaya çalışıldığı ancak gerçekte kamusal alanların sermayeye devri anlamına geldiği savunuldu. İstihdam yaratılacağı iddialarının da gerçeği yansıtmadığı belirtilerek, benzer projelerde ortaya çıkan işlerin geçici, güvencesiz ve düşük ücretli olduğu; bu durumun sermayenin kârını büyütürken Aliağa halkına yoksulluk ve güvencesizlik bıraktığı kaydedildi.
Marinaların aynı zamanda sınıfsal mekânlar olduğuna dikkat çeken DEM Parti, emekçi kentlerinde halkın denizle kurduğu kamusal bağın koparıldığını, kıyıların lüks tüketime ve ayrıcalıklı kullanıma tahsis edildiğini belirtti. “Turizm” adı altında yürütülen bu politikaların, Aliağa’yı kendi halkına kapatan rantçı ve dışlayıcı bir kentleşme anlayışını dayattığı ifade edildi.

Basın açıklamasında, marina projesinin Aliağa halkının iradesi yok sayılarak hazırlandığı vurgulanarak; yerel halkın, meslek odalarının, çevre örgütlerinin ve emek örgütlerinin sürece dâhil edilmediği, kararların merkeziyetçi ve demokratik olmayan yöntemlerle alındığı belirtildi. “Halkın katılmadığı hiçbir proje meşru değildir” denildi.
DEM Parti Aliağa İlçe Örgütü açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Aliağa bir yatırım alanı değil, bir yaşam alanıdır. İlçemizin ihtiyacı yeni rant projeleri değil; ekolojik rehabilitasyon, kamusal kıyı düzenlemeleri, halk sağlığını esas alan politikalar ve adil bir yaşamdır. Kıyılar çocukların, kadınların, emekçilerin, balıkçıların ve tüm halkın ortak yaşam alanıdır. Kıyılar halkındır, sermayeye devredilemez.”