Haberi dinleyebilirisiniz!

Demokrasi Kültürü ve Siyasi Liderlik Üzerine

Türkiye’de demokrasiye verilen en büyük zararların başında, yıllardır başarısız oldukları halde siyasetten çekilmeyi bilmeyen siyasi parti genel başkanları geliyor. Batı’daki siyasi liderlik anlayışı ile bizim gibi birçok alanda geri kalmış ülkelerdeki liderlik anlayışı birbirinin tam tersidir.

Bizde, en sıradan “Kuş Sevenler Derneği” başkanlarında bile görülen ego şişkinliğini, kompleksi ve koltuk sevdasını Batı’daki siyasi parti liderlerinde kolay kolay göremezsiniz. Bu davranış farklılığının temelinde, toplumların demokrasi kültürünü ne ölçüde sindirdiği yatar. Alt yapı üst yapıyı belirler; siyasi kültür, demokrasi kültürüyle birlikte gelişir ya da geride kalır.

Batı’da sürekli başarısız olan hiçbir parti genel başkanı bırakın 10–15 yılı, ikinci bir seçime bile aynı koltukta gidemez. Çünkü başarısızlık, orada net bir şekilde başarısızlık olarak kabul edilir. Siyasi liderler kitleleri oyalayacak kararlar alamaz; demokrasiye, partiye ve ülkeye zarar verecek eylemler katıksız biat görmez. Parti üyeleri de buna izin vermez. Batı’da siyaset bilimsel verilerle yapılır.

Bir ürünün büyüsü bir kere kaçtı mı, ne kadar cilalarsanız cilalayın, artık o ürünü halka ilk günkü gibi pazarlayamazsınız. Kapitalist sistemde siyasetteki parti genel başkanlıkları bir üründür; halk ise pazardır. Pazar, yani halk, “defolu”, “eskimiş” veya “miadı dolmuş” gördüğü bir ürünü artık almaz. Siz de bunu görmezden gelip eski ürünü halka zorla pazarlamaya kalkarsanız, halk gider inadına başka bir ürünü tercih eder. “Siyasette halkla inatlaşılmaz” sözünün kaynağı tam da budur.

Ana muhalefet partileri başarısız bir ürünü pazarlamakta ısrar ederlerse, şirketi yani partiyi batırırlar. Bu durum partiye ve ülkeye telafisi çok zor zararlar verir. Ülke büyük bedeller öder. Çalışanların tazminatını bile ödeyemez hale gelirsiniz. Bunu ben söylemiyorum; işletme ve pazarlama kitapları söylüyor.

Türkiye gibi ülkelerde geçmişteki başarısızlıklar çabuk unutulur ve aynı başarısız genel başkanlardan yeniden medet umulur. “Lider” demiyorum, çünkü lider başka, genel başkan başkadır. Bu nedenle bizim gibi ülkelerde; geçmişte başarısız olmuş siyasi aktörlerden yaşlanınca bir De Gaulle, bir Winston Churchill veya bir Willy Brandt çıkmaz. Çıksa çıksa hemşehri derneği başkanlığına, o da olmazsa kahvede piştiye dördüncüye çıkar.

Siyaset bir bilimdir. Bilimle yapılır. Bu bilimin içinde işletme, pazarlama, matematik, sosyoloji, psikoloji ve daha birçok alan bulunur. Siyasette matematik kafası özellikle önemlidir; çünkü o perspektife sahip olanlar tüm bilimleri birleştirip sağlıklı analiz yapabilir.