Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

BABA OCAĞI

Alevilik’te “Ocak” kavramı

Son günlerde siyasi kurnazların dilinden düşmeyen bir kelime var “OCAK” nedir bu “OCAK” kelimesinin açılımı, neden son günlerde özellikle belli bir kesimin dilinden düşmeyen bu kelim sıkça kullanılıyor?

Ocağın birçok anlam taşıdığı bilinse’de anlam bakımından oldukça yüklü bir kelime olduğunu anlayabilmek için ciddi bir bilgilenmeye ve araştırmaya ihtiyaç olduğu gerçeği çok önemli. Yıllar öncesinde siyasi anlamda ilk babamdan duymuştum “Ocak” kelimesini, o zamanlar’da CHP’nin her mahallede ocak başkanlıkları vardı, orada bir araya gelinir tabanda çalışmalar yürütülürdü.

Zaman içerisinde birçok siyasi ocak yapılanmaları nı tanımaya başladım. Bunlardan Türk siyasi tarihinde en önemli yer kaplayan ise herkes tarafından bilinen Ülkü Ocakları ve Türk ocaklarıdır.

Ocak kelimesine ontolojik boyutta baktığımız zaman, hem soyut hemde somut tabakaya hakim olduğunu görmekteyiz. Eh “OCAK’ kelimesi böylesine hakim, köklü bir kelime olunca kurnaz siyasiler için önem arz etmemesi mümkün mü?

Aklıma hep olmadık yerde olmadık sorular 💭❓gelir. Gelir gelir’de geldiği gibi sorabilirmiyim? Şimdi şu “Baba Ocağı” söylemini biraz açmak isterim, Alevi inanç sisteminde “Ocak” ev, ata ocakları olarak geçmektedir.

Yapılan bir araştırma Alevilikteki ocak kavramını şöyle anlatıyor: Alevilik-Bektaşilikte Ocak
Alevilikte ocak; çiğ nesneleri pişiren makam, din ulularının soyu (Sümer, 1999), ibadet yeri olarak tanımlanmaktadır. Alevi inanç sistemindeki tüm ocaklar, “El ele, el hakka” ilkesinden hareketle birbirine bağlıdır. Kocadağ (2001)’a göre Horasan’daki İmam Ali Rıza’nın çocukları, günümüzdeki dedelerin ve seyyidlerin atalarıdırlar. Ancak, seyyidlerin çoğalmaları sonucu, bugünkü ocaklar oluşmuştur. Bu ocaklar içinde en bilineni Hacı Bektaş Velî Ocağı’dır.
Ocak kelimesi, ontolojik boyutta hem somut hem soyut tabakaya hâkimdir.
Dolayısıyla Alevi inanç sisteminde ocak;
• Ev (ata ocakları)
• Aile (boy ve aşiret)
• Uzamsal mekân (türbe ve tekkeler)
• Sosyal sorumluluk düzenleme alanı (düşkün ocakları)
• Tedavi yeri (sağaltım ocakları)
• Meslek erbabları (Tahtacılar, Demirciler)
• İnanç merkezi anlamlarına sahiptir. Bunlara ek olarak yukarıda yer alan genel anlam alanı, Alevi inanç sistemi içerisinde “ocakçı” şeklinde bir sorumluluk bildiren terim oluşmasına zemin hazırlamıştır. Ocakçı, gürgürcü olarak da bilinmektedir ve ocakçı, ocağı yakan, bunun sönmemesini sağlayan ve ocağa sac koyarak fazla ısının cemaati rahatsız etmemesini sağlayan kişidir (Arslanoğlu, 1998).
Türk toplumunda eski zamanlardan bu yana var olan ocak kültü, Alevilikteki ocak kavramıyla ilişkilidir. Ocağı kutsamak amacıyla kurbanların kesilmesi, adakların sunulması Anadolu uygarlıklarından bu yana var olmuştur. Onarlı (1999)’ya göre ocak kültürünü daha da ileri bir üst düzeye getirerek dinî bir veçhe kazandıran Alevi toplumu; dinî önderleri dede ve baba evlerini “ocak” kabul edip kutsayarak İslami daire içine almışlardır. Binlerce yıllık tarihin derinliklerinden gelen bu inanç;
“dede ocakları” şeklinde kurumlaşarak, 9. yüzyılda filizlenmeye başlamış ve 13. yüzyılda coğrafi olarak yaygınlaşarak Ocakzâde dede ve babanın adıyla anılan cemevi, tekke ve zaviye şekline dönüşmüştür. Dolayısıyla Alevilikteki ocak kavramının içerisine tekke, zaviye kavramlarını da almak gerekmektedir. Karakurt (2011)’a göre tekke, dervişlerin barındıkları, ibadet ve tören yaptıkları yerdir ve Türklerde ocak olarak da bilinir (Karakurt, 2011: 90). Bu bilgiden de hareketle ocak kavramının içeriğinin mekân boyutuyla da geliştiği görülür.

Tabi bu kadarıyla’da yetinmeyerek birçok kaynağı gözden geçirdim. Bunların en başında gelen Türkçe sözlük’te ise şöyle verilmiş: Güncel Türkçe Sözlük’te ocak kelimesi on bir anlamıyla yer almaktadır. Bu sözlükteki kullanımları en genel olduğu, ve sözlük çok kullanıldığı için buradaki anlamlarının verilmesi uygun olacaktır: 1. Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer. 2. Şömine. 3. Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet. 4. Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer. 5. Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer. 6. Bahçelerde ve bostanlarda her tür meyve ve sebze ekimine ayrılmış, çevresinden biraz yükseltilmiş toprak parçası. 7. Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer. 8. Yılın birinci ayı, kânunusani. 9. tar. Yeniçeri teşkilatını oluşturan odalardan her biri. 10. mec. Ev, aile, soy . 11. hlk. Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile. Kelimenin buradaki anlamları, standart Türkçede yaygın olarak kullanılan şekilleridir. Kavramın toplum içinde çok farklı anlamlarda ancak “bir şeye kaynaklık eden”, “yer”, “merkez” gibi temel bir anlam çerçevesinde kullanıldığı yansımaktadır.

Dibini göremediğin suya balıklama atlarsan sonuçlarına’da katlanırsın. Baba ocakları önemiyle değer buluyorsa önemi kadar değerlidir. Ancak yürekten gelen inancınla önem kazanıyorsa işte o Baba Ocağıdır.

Bazen içinden gelen bir haykırışla türkülere sığınır hüzünle yoğrulursun, bazen’de bir hikaye’de bulursun kendini.

Hikaye bu ya: Bir zaman Allah’a inananlar ile Şeytan’a inananlar savaş kararı almışlar. Birde gözlemci koymuşlar, Allah’a inananların Askerleri oldukça kalabalık olmasına karşın Şeytanın askerleri ise oldukça az. Savaş başlamış, Allah’a inananlar Allah Allah sesleri ile saldırıya geçmişler. Tam Şeytan’a inananlar kılıçdan geçirilecekken, arka tarafta bir kargaşa çıkmış. Allah Allah diye, daha yüksek sesle bağıran bir birlik, diğer Allah Allah diye bağıranları kılıçdan geçirmiş, böylece Şeytan’a inananlar galip gelmiş. Gözlemci işi çözememiş Şeytanın huzuruna çıkmış sormuş, bu arkadaki birlik yanlış yapmasaydı yenilecektiniz, şimdi bu savaşın galibi sizin askerleriniz nasıl oluyor? Şeytan böbürlenerek, o arkadaki Askerleri kimin Askeri sanıyordun, onlarda benim Askerlerim diyince, gözlemci şaşkınlıkla “AMA ONLAR’DA ALLAH ALLAH DİYE BAĞIRIYORDU” diye haykırmış. Şeytan gülümsüyerek “NE YANİ ŞEYTAN ŞEYTAN DİYE’Mİ BAĞIRACAKLARDI?” hikaye bu ya diye sizde gülüp geçin isterseniz, isterseniz’de biraz düşünün bunlar neden herkesten çok bağırıyor diye…