Çocuklarımızı İhmal mi Ediyoruz?

Kitap okuma oranlarımızı hiç merak ettiniz mi? Türkiye’de yalnızca on binde bir kişi düzenli kitap okuyor! Japonya’da bu oran %14, İngiltere ve Fransa’da %21. Hal böyleyken, çocuklarımızın kitap okuma alışkanlığı kazanmasını nasıl bekleyebiliriz?

Ebeveynler olarak bizler çoğunlukla televizyon izleyerek veya günlük meşgalelerle vakit geçiriyoruz. Çocuklarımız ise internet dünyasının büyüsüne kapılmış durumda. Peki, onlara iyi bir okuma alışkanlığı kazandırmak için ne yapıyoruz? İşte tam da bu noktada, eğitimciler ve yazarlar devreye giriyor.

Değerli yazarımız Melahat Erten Tekeşin, bu eksikliğin farkına varan isimlerden biri. Önce yetişkinler için iki kitap kaleme aldı, ardından çocuklarımıza yöneldi. Üstelik yalnızca yazmakla kalmadı; 6 Şubat depremi sonrası, kendi imkanlarıyla bastırdığı çocuk kitaplarını depremzede çocuklara ulaştırdı. O zor günlerde bile çocukların kitapla buluşmasını sağladı.

Bugün, onun yeni kitaplarıyla tekrar karşılaştım. O ısrarla “Çocuklara kitap okutmalıyız” derken, ben de “Ağaç yaşken eğilir” gerçeğini hatırlıyorum. Çocuklarımızı yabancı klasiklerle büyütürken, yerli yazarlarımızı ne kadar tanıtıyoruz? Kendi değerlerimizi, kendi kahramanlarımızı, kendi yazarlarımızı çocuklarımızla buluşturuyor muyuz?
Elbette, Alice Harikalar Diyarında, Küçük Prens, Narnia Günlükleri gibi eserler dünya edebiyatı için çok kıymetli. Ancak bizler yerli edebiyatımızı ve yazarlarımızı çocuklarımıza kazandırmazsak, kendi kültürel mirasımızı nasıl yaşatacağız?
Bugün kendimize şu soruyu soralım: Çocuklarımız için son okuduğumuz kitap hangi yerli yazarımıza ait? Eğer bu soruya net bir cevap veremiyorsak, belki de ilk adımı atmanın zamanı gelmiştir…

















































