Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

Mustafa Kemal’in Askerleri Yalnız Değildir

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), disiplini ve köklü gelenekleriyle her zaman milletin göz bebeği olmuştur. Ancak son günlerde yaşanan ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran bir karar, askeri disiplin ile milli hassasiyetlerin çelişip çelişmediği tartışmasını yeniden gündeme getirdi.

Kara Harp Okulu’nun 30 Ağustos 2024 tarihli mezuniyet töreninde, kılıç çekerek “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye haykıran beş teğmenin TSK’dan ihraç edilmesi, sadece askeri camiada değil, toplumun geniş kesimlerinde de büyük bir üzüntü ve tepkiye yol açtı. Disiplin kurallarına uyulmadığı gerekçesiyle verilen bu karar, aslında çok daha derin bir soruna işaret ediyor: Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu liderine ve onun askerlerine sahip çıkmanın bedeli ihraç mı olmalıdır?

Askeri Disiplin mi, Milli Duruş mu?

Hiç kuşkusuz ki ordular, sıkı disiplin kurallarıyla ayakta durur. Ancak unutmamak gerekir ki TSK’nın temelinde, Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve inkılapları vardır. “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” ifadesi, bir askerin devlete ve millete olan bağlılığının en doğal ifadesidir. Eğer bu söz bir suç teşkil ediyorsa, o halde tüm Türk milletinin vicdanında büyük bir yara açılmış demektir.

Bu noktada sorulması gereken asıl soru şudur: Eğer bir subay, Atatürk’ün askerleri olduğunu haykırdığı için ordudan atılıyorsa, Türk ordusunun ruhu ve karakteri hangi çizgiye oturtulmak istenmektedir? Türk milleti, kahraman ordusunu her zaman Atatürk’ün çizdiği yolda yürüyen, çağdaş, vatansever ve bağımsızlık ruhuna sahip askerlerle görmek istemektedir.

Milletin Vicdanı ve Teğmenler

İhraç edilen teğmenlerin savunmalarına baktığımızda, tören sonrası subay andının okunmayacağına dair kendilerine bir yasak bildirilmediğini ve herhangi bir disiplinsizlik kastı taşımadıklarını görüyoruz. Bu durumda, verilen cezanın ağır olduğu ve adalet duygusunu zedelediği açıktır.

Bugün sosyal medyada yankılanan “#TeğmenlerimizinYanındayız” etiketi, aslında toplumun geniş bir kesiminin bu karar karşısındaki tavrını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Teğmenler, yalnızca ordu içinde değil, milletin kalbinde de yer edinmiştir. Onları sahiplenmek, aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerine sahip çıkmaktır.

Geri Dönüş Mümkün mü?

Hukuki açıdan bakıldığında, teğmenlerin idari yargıya başvurma hakları bulunuyor. Türk yargısının, hukukun üstünlüğü ilkesi doğrultusunda hareket edeceğine inanıyoruz. Eğer bir yanlışlık yapıldıysa, bunun düzeltilmesi devletin ve adalet sisteminin güvenilirliği açısından büyük önem taşımaktadır.

Unutulmamalıdır ki, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran irade, bağımsızlık ruhuyla hareket eden vatan evlatlarının mücadelesiyle var olmuştur. Bugün, bu iradeyi sahiplenen teğmenlere sırt çevirmek, tarihe ve milletin vicdanına karşı işlenmiş bir hata olarak kayıtlara geçecektir.

Son Söz

Bizler, bu ülkenin evlatları olarak, “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” diyen teğmenlerimize sahip çıkacağız. Çünkü bu yalnızca beş teğmenin meselesi değildir. Bu, Atatürk’e, onun mirasına ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerine sahip çıkma meselesidir.

Mustafa Kemal’in askerleri yalnız değildir. Ne şimdi, ne de hiçbir zaman!