PLAN HUKUKU İHLALİ Mİ?

KUŞADASI’NDA ORMAN ALANINA KONUT ONAYI TARTIŞMASI
Ergun Ok Özel Haberi – Aydın Kuşadası Değirmendere Mahallesi’nde (tapuda Türkmen Mahallesi) Paraf Konut Yapı Kooperatifi tarafından hayata geçirilmek istenen toplu konut projesi, ciddi bir hukuki tartışmayı da beraberinde getirdi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın kapasite artışı onayı verdiği proje, üst ölçekli çevre düzeni planı ile açıkça çelişiyor.

ÜST PLANDA “ORMAN”, ALT PLANDA “GELİŞME KONUT”
Projenin bulunduğu alan, Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda “orman alanı” olarak tanımlı. Oysa Kuşadası Belediyesi’nin 2023 yılında onayladığı 1/1000 ölçekli uygulama imar planında bu alan “gelişme konut alanı” olarak gösterildi.
Hukuki açıdan bakıldığında, Türkiye’de şehircilik ve planlama hiyerarşisi gereği, alt ölçekli planların üst ölçekli planlara aykırı olamayacağı Planlama Mevzuatı’nın temel ilkesidir. Bu bağlamda 100.000 ölçekli çevre düzeni planında “orman” olarak belirtilen bir alanın, daha küçük ölçekli imar planıyla konut alanına dönüştürülmesi hukuka aykırı bir işlem niteliği taşıyabilir.

PLANLAMA İLKELERİNE VE KAMU YARARINA AYKIRI MI?
319 ilave konut ile birlikte toplam inşaat alanı 121 bin metrekareye ulaşacak olan proje, sadece plan hiyerarşisini ihlal etmekle kalmıyor. Aynı zamanda şu temel ilkelerle de çelişiyor:
3194 Sayılı İmar Kanunu’nun 5. maddesi: Planlar, kamu yararı, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olmak zorundadır.
2872 Sayılı Çevre Kanunu: Çevrenin korunması ve doğal varlıkların sürdürülebilirliği esastır.
5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu: Tarım arazileri ve doğal alanların amaç dışı kullanımının önüne geçilmesi hedeflenir.
6831 Sayılı Orman Kanunu: Orman sınırları içerisinde kalan alanların amacı dışında kullanılması kanunen yasaktır. (Sınır tahdidi ve tescili yapılmamışsa bile üst planlarda orman statüsü korunur.)

YARGI EMEĞİNDE BENZER KARARLAR VAR
Danıştay ve idare mahkemelerinin daha önceki kararlarında, üst ölçekli çevre düzeni planlarına aykırı olarak hazırlanan alt ölçekli planların iptal edildiği çok sayıda örnek bulunuyor. Mahkemeler bu tür uyuşmazlıklarda sıklıkla şu vurguları yapıyor:
Üst planlarda “koruma alanı”, “orman”, “tarım” gibi görünen alanlar, alt planlarla yapılaşmaya açılamaz.
Kamu yararı ile rant yararı arasında seçim yapılırken, kamu yararının üstün tutulması hukuk devleti ilkesinin gereğidir.
Plan değişiklikleri ile sağlanan imar artışı, eşitlik ilkesine ve plan bütünlüğüne aykırı şekilde yapılamaz.

SORU ŞU: HUKUK MU, RANT MI?
Bu gelişme, şu temel soruyu tekrar gündeme getiriyor:
Aydın-Muğla-Denizli çevre düzeni planı geçerli bir üst plan ise, bu planla çelişen konut projeleri nasıl onaylanıyor?
Bakanlık, bu kapasite artışı kararını hangi bilimsel, hukuki ve çevresel gerekçelerle verdi?
Kuşadası Belediyesi’nin onayladığı binlik planlar, üst ölçekli plana aykırılığı göz önüne alındığında geçerli mi?
Bu durum, ilerleyen süreçte idari yargıya taşınırsa ne tür hukuki sonuçlar doğurabilir?

PLANLAMA HUKUKUNA AYKIRI HER İŞLEM YOK HÜKMÜNDEDİR
Uzman hukukçular, planlama hiyerarşisine aykırı olan her türlü imar düzenlemesinin, yargı kararı olmasa dahi “yok hükmünde” olduğunu vurguluyor. Çünkü Anayasa’nın 56. maddesi gereği herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı korunmak zorunda.

SON SÖZ
Kuşadası’nda orman alanlarının konut alanlarına dönüştürülmesi, yalnızca çevre felaketi riskini büyütmüyor, aynı zamanda hukuk devletinin temel ilkelerini de zedeliyor. “Planlama hukukunda kamu yararı esastır” ilkesi göz ardı edilirken, Kuşadası halkı ve doğa bir kez daha “rant odaklı imar” uygulamalarının bedelini ödemek zorunda bırakılıyor. Peki bu yapılaşmaya imzasını atan o ünlü firma altın güvercin mi uçuruyor, yoksa uçurduğu güvercinleri betona kondurup, altın’a mı çeviriyor?
Ya elbirliği ile rant’a ne demeli, bu işin perde arkasında kimler var?
















































