Bir Akşamlık Tokluk, Bir Ömürlük Yokluk

Binlerce kişilik iftar verdik diye manşet oldular. Kent Lokantası mı? O hâlâ “çok yakında”. Bazı belediyelerde “yakın”, mesafe değil; niyettir.
Kuşadası Belediyesi binlerce kişiye iftar verdiğini duyurdu.
Duyurmakla kalmadı, gösterdi.
Gösterirken çoğalttı, çoğaltırken süsledi.
Rakam büyüktü.
Fotoğraf kalabalıktı.
Algı doyurucuydu.
Sofra mı?
O biraz daha sembolikti.
Biz paketlerin nerede hazırlandığıyla ilgilenmiyoruz.
İhaleyi kim aldı, pilav kaç gramdı, hurma yerli miydi…
Bunlar teknik meseleler.
Zaten teknik meseleler, bu ülkede hep sonra konuşulur.

Biz daha basit bir sorudayız:
Bu belediye neden hâlâ bir Kent Lokantasına sahip değil?
Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, uzun süredir aynı cümleyi kuruyor:
“Yer arıyoruz, çok yakında açılacak.”
Bu “çok yakında”, Kuşadası’nda ilginç bir zaman birimi.
Takvimde yok.
Ama reklamlarda sıkça geçiyor.

Oysa Kent Lokantası öyle manşetlik bir iş değildir.
Açarsın.
Çalışır.
Vatandaş yer.
Ve konu kapanır.
Belki de mesele tam olarak budur.
Kent Lokantası konuşulmaz.
İftar organizasyonu konuşulur.
Hemen 25 dakika ötede, Germencik Belediyesi var.
Orada Belediye Başkanı Burak Zencirci, “çok yakında” demek yerine kapıyı açmış.
Sessizce.
Kurdeleye yüklenmeden.
Selfiesiz.
İki belediye de CHP’li.
Ama biri “halk ne yer” diye soruyor,
Diğeri “nasıl görünür” diye.
Biri halkla kucaklaşıyor.
Öteki vatandaşın balkonunun katlanır camına göz dikiyor.
Biri jeotermale karşı çevre mücadelesi veriyor.
Öteki betonu estetikle anlatmaya çalışıyor.
Biri kurumunu zarardan korumaya uğraşıyor.
Öteki Sayıştay raporlarında geçen kamu zararlarını iletişim diliyle yumuşatıyor.

Ve sonra çıkıp deniyor ki:
“Binlerce kişiye iftar verdik.”
Yetmezmiş gibi…
Bir de paket servisle övünülüyor.
İftar sofrası değil, neredeyse organizasyon başarısı anlatılıyor.
Oysa Kent Lokantası alkış almaz.
Kent Lokantası reklam vermez.
Kent Lokantası siyasi kariyer inşa etmez.
Kent Lokantası sadece şunu yapar:
İnsanı, her gün, sessizce doyurur.
Ama belli ki bazı belediyeler için sessizlik risklidir.
Çünkü sessizlikte vitrin yoktur. Sessizlikte manşet çıkmaz.
Bir akşamlık toklukla övünen anlayış,
Bir ömürlük yoksulluğu görmezden gelmeyi tercih ediyordur.
Kuşadası halkı bunu fark eder.
Çünkü halk;
Kimin gerçekten sofra kurduğunu,
Kimin sadece masayı gazeteye taşıdığını ayırt edecek kadar hayat görmüştür.
Ergun Ok
















































