“Şapkayı da Giyeriz, Vergiyi de Veririz!”

Demokrasi sahnesi mi, tiyatro mu?
Dün Aydın Büyükşehir Belediye Meclisi toplandı.
Toplandı ama, sanki bir tiyatro sahnesi gibiydi: roller karışmış, alkışlar şaşkın, yönetmen değişmiş.
Başrolde ise artık AKP’li Özlem Çerçioğlu vardı. CHP’den AKP’ye geçişiyle birlikte hem sahne dekoru değişmiş, hem de figüranlar yeni yerlerine oturtulmuştu.
Gerginlik mi? Bahane!
Hani derler ya, “Gerginlik bekleniyordu, olmadı” diye…
Gerçekten olmadı. Çünkü gerginliğe yer kalmamıştı; roller çoktan dağıtılmıştı.
Kılıçların çekildiği, rant tartışmalarının meclisi kilitlediği günlerden sonra, ne hikmetse bu kez herkes sütliman.
Üstelik milyarlık borçlanma yetkisi de aynı oturumda geçti. Ne tesadüf, değil mi? Artık AK Partili Özlem Çerçioğlu CHP oyları ile güven tazeleyip, yetki aldı.

Hizmet yarışı mı, yoksa uyku düzeni mi?
Bir zamanlar “rant savaşları”nın arenasına dönen mecliste, şimdi “hizmet yarışları”ndan bahsediliyor.
Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in meclise sunduğu altı önerge ve on beş soru önergesiyle başlayan tempolu oturum, “yazılı cevap verilecektir” cümlesiyle hızla sona erdi.
Ne güzel… Artık sözlü demokrasiye de ihtiyaç kalmamış görünüyor!
Güvenlik, koltuklar ve canlı yayın
Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin Ekim ayı toplantısı, polis kordonu ve güvenlik bariyerleri arasında yapıldı. Seyirci sıralarına AKP’lilerin alınması tartışma yaratmış; CHP Aydın İl Başkanı Hikmet Saatçı’nın yerde otururken AKP İl Başkanı Mehmet Erdem’in koltukta oturması tabloyu fazlasıyla özetliyor.
Sahne bu; “demokrasi zeminde” oynanıyor!
CHP Grubu’nun meclis toplantılarının canlı yayınlanması önergesi ise oy birliğiyle kabul edildi — görüntü var, konuşma mı, cevap mı o ayrı mesele.

İlaçlama, defin ve parti rozeti
Defin hizmetleri mi, böcek ilaçlaması mı, yoksa siyasi paylaşım mı? Önergeler komisyonlara sevk edildi; AKP ilçe belediyelerin sürdürmesini isterken CHP Büyükşehir’e çekmek istedi. Sonunda CHP önergesi “sadece CHP’li 10 belediye” ile daraltıldı. Ne güzel uzlaşı — sinekler bile partili uçacak!
Mülkiye müfettişleri ve “hizmet zamanı”
En çarpıcı ayrıntılardan biri; Kuşadası belediye birimlerini tek tek denetlediği söylenen mülkiye müfettişlerinin, meclis barışa erince kentten ayrılması.
Aylarca “inceleme” denilen süreç, meclis uyumuyla aynı güne denk geliyor. Demek ki, ne gerekiyorsa yapılmış; şimdi sıra “hizmet zamanı”nda.
Fotoğraf, aile ve bir parça cehalet
Meclis sonrası CHP’liler belediye önünde topluca fotoğraf çektirip haber servisi yapmış: “CHP bir ailedir” diye.
Bu poz ve slogan ne kadar içten, ne kadar samimi bilemem ama şunu söyleyeyim: cehaletin cimcimeleri bu fotoğrafı görse, Mustafa Kemal Atatürk sizi sopayla kovalar derim. O zaman “Cumhuriyet Aile Partisi” mi diyeceğiz?
Siz elinizden gelse onu da yaparsınız. Ne hale getirdiniz halkın partisini…

“Toplu fotoğraf sonrası verilen mesaj: ‘CHP bir ailedir.’ Ama ailenin fotoğrafı çekilirken soru işaretleri de kadrajda kaldı.”
⚖️ Hukuki sonuçlar nerede?
Bu kadar gerginliğin ardından ortaya dökülen onca “kirli çamaşırın” hukuki sonucu ne olacak, bunu merak eden çok.
Açık iddiaların, net suçlamaların dosyada ne karşılığı olacak? Hukuk süreci işlemezse, vicdan ve kamuoyu ne olacak?
Ömer Günel ve Özlem Çerçioğlu yıllarca birlikte yürümüşken şimdi yeni siyasi düzende birbirlerine nasıl bakacaklar — merak konusu. Günel’in “her partiyle iyi geçinme” meziyetini de düşününce… belki kardeş kardeş yürüyecekler; belki de şapkayı paylaşıp vergi sırasına girerler.

Karadeniz fıkrası ve bir ironi
Aklıma Karadeniz fıkrası geldi: Temel der ki, devlet şapka takanlardan vergi alacakmış — Dursun şaşırır; Temel: “Şapkayı da giyeceğiz, vergiyi de vereceğiz!”
Velhasıl Aydın siyasetinde de durum bundan ibaret: şapkalar takılmış, borçlanmalar onaylanmış, güven tazelenmiş, meclis barış içinde.
REPLİK KİMİN?
Sahi, “Uyan halkım uyan, uyan artık halkım!” kimin repliğiydi?
Boşverin… Siz hiç uyanmayın.
Rahat uyuyun.
Nasıl olsa uyanan olursa, onun şapkasını da vergiye bağlarlar!
















































