Kuşadası Belediyesi 2024 Sayıştay raporu ortalığa dökülünce Kuşadası Belediye başkanını almış bir telaş, hele kent meydanı ve toprak saha üzerinde oynanan oyunlarda halkın diline düşünce, “2025 Sayıştay raporunda kimbilir neler çıkar” telaşına kapılmış ki, halkın para akıtarak faydalanabileceği yerler hakkında soruşturma açmak yerine, telaşla biran önce bitirip, patrona teslim etmeye karar vermiş…
Sayıştay raporu, yasalar bana vız gelir, “Kralda benim Sultan’da benim” dercesine meydana çıkmış Kuşadası seçilmişi…
Kuşadası’nda olup bitenleri anlamak gerçekten zor değil, ama kabullenmek o kadar kolay değil.
Çünkü ortada sadece beton değil, açıkça hukukun, vicdanın ve kamu hakkının çiğnendiği bir tablo duruyor.
Sayıştay 2024 raporları, Kuşadası Belediyesi’nin uygulamalarında birçok usulsüzlüğü belgeleriyle ortaya koydu. Özellikle kent meydanı ve toprak saha alanı üzerindeki proje değişiklikleri tam bir “hukuk tanımazlık” örneği. Rapor açıkça diyor ki: “Rekreasyon alanları 10 kat küçültülmüş, plan dışı bina inşası yapılmıştır.”
Yani bizim aylardır dile getirdiğimiz gibi, “yeşil alan” olması gereken yer rant alanına dönüştürülmüştür.
Hileli ihale ile başlatılan proje
Bu projenin en başından itibaren “hileli” bir şekilde ihale edildiği artık gizlenemiyor.
Bu alan, 3996 sayılı Yap-İşlet-Devret modeli kapsamında ihale edilmesi gerekirken, hukuki nitelikleri değiştirilip, 2886 sayılı Basit İhale Kanunu’na dayanılarak ihale edilmiştir.
Yani, büyük yatırım projesi gibi görünen bir iş, “küçük alım işi” mantığıyla gösterilmiştir.
Üstelik, olmayan bir yer için Encümen kararıyla “üst kullanım hakkı” çıkartılarak 3996 sayılı yasanın süre hesaplamasından ve ağır denetim süreçlerinden kaçılmıştır.
Bu sadece yönetimsel hata değildir; kamu yararının bilerek ve isteyerek baypas edilmesidir.
Sayıştay uyardı, hukuk açıkladı, Başkan meydan okudu!
Sayıştay’ın açık uyarıları ve yasa maddeleri ortadayken, Belediye Başkanı çıkıp projeyi gezip, bir de “2026 yılında hizmete açılacak” müjdesi veriyor.
Hukuk tanımaz bu tablo karşısında, bu açıklama resmen bir “meydan okuma”dır.
Kuşadası halkına adeta şu mesaj veriliyor: “Ben denetim tanımam, yasayı değil kendi irademi uygularım.”
Bir belediye başkanının, hakkında açık rapor ve iddia bulunan bir proje için, hukuka aykırılığı düzeltmek yerine aynı haliyle sürdürme kararı açıklaması sadece talihsiz değil; kamu düzeni açısından da tehlikeli bir emsaldir.
Kuşadası bu kadar sahipsiz mi?
Şimdi herkesin sorması gereken soru şu:
Sayıştay raporları, yasa hükümleri ve emsal yargı kararları ortadayken, neden hiçbir kurum harekete geçmiyor?
İstanbul’da benzer dosyalar için 104 kişi hakkında iddianame düzenlenirken, Kuşadası’nda neden sessizlik hâkim?
Yoksa burada bir “kutsal ittifak” mı var?
Kuşadası halkı, bu meydanın betonuna değil, adaletine sahip çıkmak zorunda.
Çünkü mesele bir binanın inşası değil; hukukun, kamu hakkının ve şeffaf yönetim anlayışının yeniden inşasıdır. Hele yıllardır rafta bekletilen “GÜVERCİN MASA” ihale dosyası hakkında soruşturma açılmamışsa “KRAL’DA SENSİN PADİŞAH’DA” BİLİYORUZ Kİ, GÜÇLÜLER KAZANSIN DİYE ÖLÜR GÜÇSÜZLER…