“Gün-el mi, Kara-el mi?”

Ben Fatma Çanakçı.
Bir mühendis, bir anne, bir kadın… Yıllarca Kuşadası Belediyesi’nde Fen İşleri Müdürü olarak çalıştım. Yolları, kaldırımları, köprüleri yaparken aslında bir şehri değil, bir yaşamı inşa ettiğime inanıyordum. Çünkü benim için meslek, sadece meslek değildi; şehre hizmet bir onurdu.

Ama bir gün, bir imza ile hayatımın tüm dengesi bozuldu.
8 Şubat 2022… Takvimde sıradan bir gün gibi görünse de benim ve ailemin hafızasında kara bir gün olarak kazındı. Görevden alındım. Ne bir mahkeme kararı vardı, ne de hakkımda kesinleşmiş bir soruşturma. Sadece siyasi hesapların, görünmez kulislerin ve çarpıtılmış manşetlerin arasında hedef tahtasına oturtuldum.
Adaletin terazisi eğilirse insanın omurgası nasıl dimdik kalabilir?
Benim itibarım, emeğim, yıllarımı verdiğim meslek hayatım, bir çırpıda yok sayıldı. En acısı ise yalnızca benim değil, ailemin, çocuklarımın da bu bedeli ödemesiydi. Kimse onların gözyaşını görmedi. Kimse bir annenin onur mücadelesine kulak vermedi.

Bugün dönüp bakıyorum: Aynı oyun yeniden sahnede. Tek fark, roller değişmiş. Dün “muhalefet” adına kullanılan dosyalar, bugün “savunma” adına gündeme sürülüyor. Dün “hedef” olanlar, bugün “korunan”; dün “susturulanlar”, bugün “saldıran.”
Soruyorum size: Bu mu hukuk? Bu mu siyaset? İnsan onuru, bir şehrin çıkar çatışmalarında bu kadar kolay harcanacak bir meta mı?
Kuşadası halkı bilsin ki mesele “mıcır” değil. Mesele, bir insanlık davasıdır. İmar rantının gölgesinde dönen kirli hesaplar, insanların hayatlarını yok etmeye devam ediyor. Dün bana yapılan, yarın bir başkasının kapısını çalacak.
Ve işte asıl soru burada:
Bu kenti yöneten kişi gerçekten “Gün-el” mi, yoksa “Kara-el” mi? Halk için çalışan bir başkan mı, yoksa gücü ve koltuğu uğruna insan hayatlarını harcayan bir siyasetçi mi?
Benim cevabım belli: İnsanlığı, vicdanı, hukuka olan inancı karartan her el, karanlık eldir.
— Fatma Çanakçı
















































