Haberi dinleyebilirisiniz!

TİROL BASINI VE ÇİTA GERÇEĞİ

Hikaye bu ya: Bir gün bir yarış düzenlenmiş: “Köpek mi daha hızlı koşar, çita mı?” Köpekler startla birlikte deli gibi koşmaya başlamış. Havlayarak, salyalarını saçarak, birbirini ısırmaya kalkışarak… Ama çita yerinden kıpırdamamış. Merak edenler organizatöre sormuş:

“Çita neden koşmuyor?”
Cevap kısa ve keskinmiş:
“Bazen kendini kanıtlamaya çalışmak, kendine hakarettir.”

Bugün gazetecilik manzarasına baktığımda bu hikâyenin bire bir yaşandığını görüyorum. Bir tarafta hakikatin izini süren çitalar; sessiz ama güçlü, onurlu ama yalnız. Diğer tarafta ise tiroller: Hemen hamen her belediyenin, her siyasinin beslediği, maaşlı trol orduları. Onlara ayrılan bütçeler, sunulan armağanlar, hediyeler… Ve köpekler, aldıkları mamalar karşılığında havlıyor, efendisinin elini yalamaktan başka bir şey yapmıyor.

Geçtiğimiz yıllarda bir örnek hafızalara kazındı: Bir belediye başkanı yılbaşı hediyesi olarak içki kasaları dağıtmıştı. Satılmış kalemlerden biri, armağanlarını gururla sergileyip teşekkür videosu yayınladı. Palyaço kılığına girmiş bir saftirik gibi… Kendini gazeteci sanan bu tipler, aslında halkın gözünde sadece “maskaralar.” Farkında değiller ki; gerçek gazetecilerin belleği uzundur, bu rezaletleri unutmadan kaydeder.

Tirol Gazetecilik değil, Gazetecilik mesleğini maskelemedir.

Bugün bu tür tirollük öylesine yaygınlaştı ki neredeyse bir “meslek dalı” haline geldi. Mikrofon taşıyıcıları, sosyal medya çığırtkanları, “saray bülteni” kopyalayıcıları… Hepsi birer Tirol gazetecisi. Ortak özellikleri:

Gerçek haberin üzerine perde çekmek,

Sahibinin sesi olmak,

Halkı değil, efendisini memnun etmek,

Armağan, maaş, davet olmadan kalem oynatmamak.

Ama unuttukları bir şey var: Tirollükle  kurulan kariyerler, halkın hafızasında çabuk çürür.

Gerçek Gazeteciler: Çitaların Sessizliğinde işlerinin hakkını verir, çalışmalarıyla anılırlar

Peki ya çitalar? Onlar koşmaz belki ama gerektiğinde tek atılımla bütün köpekleri geride bırakır. Gerçek gazeteci, iftiraların, yalanların, satın alınmış kalemlerin sahte yarışına girmez. Çünkü bilir ki her cevap verme çabası, kendine hakarettir.

Uğur Mumcu’yu hatırlayın. O, gerçeğin peşinde çita gibi sessiz ama öldürücü hızla ilerledi. Kalemiyle mafyanın, kontrgerillanın, karanlığın üzerine gitti. Bedelini canıyla ödedi ama tarihe çita gibi geçti.

Abdi İpekçi’yi hatırlayın. Dürüstlüğüyle, cesaretiyle bir çitanın asaletiyle yaşadı. Onu susturmak için kurşun sıkanlar, tarihin köpekleri olarak anılıyor bugün.

Onların yanında satılmış kalemlerin adı hatırlanmaz bile. Çünkü köpeklerin havlaması çabuk unutulur, ama çitanın sessizliği tarih boyunca yankılanır.

Ders Niteliğinde Bir Gerçek

Bugün ekranlarda efendisine methiye düzen köpekler çok olabilir. Hediyelerle gurur duyan, armağan şişeleriyle teşekkür eden maskaralar çıkabilir. Ama halkın belleği, bu rezaleti unutmadan kaydediyor.

Gazetecilik, tırollük değildir. Gazetecilik, hakikati bulmak için çita gibi susarak, sabrederek, doğru zamanda tek atılımda bütün yalanları geride bırakabilmektir.

Unutmayalım: Köpekler havlamaya devam edecek. Ama çita bir gün koşmaya karar verdiğinde, onların gürültüsünden geriye sadece salya kalacak.

Not: Yazım sadece gözlemlerim, uğradığım tirol tacizleri tecrübelerimin yansıması olup, örnek olarak ortaya koyulan pati karekterleri için, yaptığım haksızlığın farkındayım. Adlarının geçmesi sadece anonim bir hikayeyi kullanma kaynağıdır.