Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

“Gelin Canlar Bir Olalım” Karanlığa Karşı Aydınlığın ve Hakikatin Çağrısı

Anadolu’nun kadim inancının, zulme ve karanlığa karşı yüzyıllardır direnen sesidir bu. Bir yanda halkların üzerine çöken savaş, yoksulluk ve baskı, diğer yanda kardeşliği ve hakça yaşamı savunanların bitmeyen mücadelesi… Sivas Madımak’ta yakılan insanlığın közleri hâlâ sönmemişken, Alevi Bektaşi kurumları, tarihin ve vicdanın önünde bir kez daha sesleniyor:

“Bu ateş sadece bizi değil, insanlığın ortak vicdanını yakıyor.”

Alevi Bektaşi federasyonları, yayımladıkları ortak bildiride, halkı ve demokrasi güçlerini ayrıştırmanın, kutuplaştırmanın ve kimlik siyaseti üzerinden yürütülen kirli oyunların karşısında birliğe, dayanışmaya ve hakikat yolunda saf tutmaya çağırıyor. Bu çağrı, sadece bir inanç topluluğunun değil, adalet, barış ve özgürlük özlemi duyan herkesin çağrısıdır.

İşte Alevi Bektaşi kurumlarının basına ve kamuoyuna yaptığı o açıklamanın tam metni:

BASINA VE KAMUOYUNA

Ülkemiz tarihin en büyük ve en derin krizlerini yaşıyor.
Etrafımızı çeviren savaş, çatışma, emperyalist işgal, ilhak ve buna bağlı olarak katledilen yüzbinlerce insan… Yeniden dizayn edilen bir Ortadoğu… Anasız, babasız, evsiz barksız kalan milyonlarca çocuk; tecavüze uğrayan, köle pazarlarında alınıp satılan, kaçırılan kadınlar… Suriye’de dünyanın gözü önünde süren Alevi Soykırımı… Başına bombalar yağan Gazze, Lübnan ve İran halkları… Hakları gasp edilmiş ve barışa susamış Kürtler…

Yüzyıllardır asimilasyon politikalarına ve daha da beteri katliamlara maruz kalmış ve yaşadığı hiçbir katliamın hesabı verilmemiş Aleviler… Alevilerin tüm itirazlarına rağmen kurulmuş ve bir asimilasyon üssüne çevrilmiş Alevi Bektaşi Kültür Cemevi Başkanlığı…

Talan edilmiş dağlar, dereler, ırmaklar… Yakılmış ormanlar, sökülmüş zeytinlikler… Maden şirketlerine peşkeş çekilmiş yaşam alanlarımız… Elimizden alınan dergahlarımız, maden sahaları içinde yok edilen ziyaretgahlarımız… Baraj altında bırakılan geçmişimiz…

Verilmeyen haklarımız, karşılanmayan taleplerimiz, çalınan geleceğimiz… Halk iradesine indirilen darbeler, atanan kayyumlar, işinden edilen işçiler, grevleri yasaklanan emekçiler, eğitim ve barınma hakları ellerinden alınmış öğrenciler…

Değerli Canlar!

İnsanlığa karşı işlenmiş bir suç olan Sivas Madımak Katliamı’nın 32. yıldönümündeyiz. Tam da 2 Temmuz arifesinde, tam da Sivas Madımak katillerinin serbest bırakıldığı, davanın zaman aşımına uğratıldığı bir dönemde, önümüze getirilen suni ve tali bir sorun ile karşı karşıyayız.

Her zamankinden daha çok birlik içinde olmamız gereken bir dönemde, demokratik muhalefet kendi içinde parçalanmak istenmektedir. Eşit yurttaşlık, demokrasi, hak ve özgürlükler mücadelesini yükseltmemiz gereken bir zamanda, iktidarın türlü oyun ve tuzaklarına düşmemiz, bugüne kadar vermiş olduğumuz bütün mücadeleyi boşa düşürecektir.

Gün birleşme ve birlikte mücadele etme günüdür. Herkesin büyük bir sorumluluk içinde hareket etmesi, egemen siyasete ve onun gerici faşist iktidarına karşı bir duruş ortaya koyması zorunluluktur.

İktidar cephesi, dün DEM Parti evveliyatına, sol, sosyalist, ilerici, devrimci yapı ve kurumlara karşı uyguladığı gerici, baskıcı politikayı; bugün aynı şekilde Cumhuriyet Halk Partisi’ne de uygulamaktadır.

Kendisine muhalefet eden ve olası bir seçimde karşısındaki en kitlesel yapıyı dağıtıp ortadan kaldırmak isteyen AKP iktidarı, başta CHP olmak üzere muhalefeti bölmek ve parçalamak istemektedir. Bu tehlikenin farkında olmamak için ya saf, ya da kötü niyetli olmak gerekir.

Ortada böyle bir gerçeklik varken, parti içinde meydana gelen çatlak, yarılma, çatışma ve kavga her geçen gün önü alınamaz hale gelmiştir.

Bir tarafta mevcut CHP yönetimini iktidarın ağzıyla suçlayan bir kesim; diğer yanda eski yönetimi “darbeci” ve “iktidar yanlısı” olarak nitelendiren bir kesim… Ve bu iki kesim arasında kalan, her türlü hakarete uğrayan, nefret söylemlerine maruz bırakılan Aleviler…

Bütün bu kaotik durum karşısında, biz Aleviler ve Alevi kurumları elbette bir tutum almak zorundayız. Elbette bir tarafımız olacak. Bu tutum da, tarafımız da çok net:

Biz Aleviler, tarih boyunca olduğu gibi hak ve hakikatten yana oluruz, demokrasiden yana oluruz. Gerici, faşist bir iktidar karşısında halktan yana oluruz. Savaşlara karşı, barıştan yana oluruz. Karanlığa karşı, aydınlıktan yana oluruz. Sömürüye karşı, hakça bölüşümden yana oluruz.

Bir partinin iç çelişkileri ve küçük iktidar kavgasında taraf olmayız ama büyük iktidar kavgasında sınıfın ve halkın iktidarından yana oluruz.

Bir partinin parti içi çekişmelerine, insanların etnik ve inanç kimliği alet edilemez. Kişilerin inanç ve kimliklerine yönelik hakaret ve nefret diliyle siyaset yapılamaz. Bunu yapanları da şiddetle kınıyoruz.

Alevi canlara ve Alevileri anlamsız ve suni bir kavganın aparatı yapmak isteyenlere çağrımızdır:
Bizler, iktidarın ekmeğine yağ, bal sürenler olmayacağız. Demokrasi kavgasını bırakıp, kendi içimizde anlamsız bir kavgaya girmeyecek ve böyle bir kavganın tarafı olmayacağız.

Alevi kurumları olarak, halkımıza ve başta Cumhuriyet Halk Partisi olmak üzere bütün siyasetlere çağrımızdır:
Gerici, faşist, şeriatçı ve emperyalist ablukaya karşı sorumlu davranmak zorundayız. Katliamcı zihniyete ve kan emici sisteme karşı;

“Gelin Canlar Bir Olalım” diyoruz.

Açıklamaya imza atan kurumlar:

Alevi Bektaşi Federasyonu

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu

Türkiye Alevi Federasyonu

Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu

Alevi Kültür Dernekleri

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği