Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

Emekliler Ne İstiyor?

Yıllarca çalışıp çabalamış, ülkesine ve milletine hizmet etmiş, alın teriyle bu ülkenin kalkınmasına katkı sağlamış milyonlarca insan bugün tek bir şey istiyor:
İnsanca yaşamak.

Emeklilerimizin, dul ve yetimlerimizin aylıklarında enflasyonun yarattığı erimenin acilen giderilmesi artık bir zorunluluktur. Çünkü son yıllarda yapılan düzenlemelerin hemen hepsi emeklinin aleyhine sonuçlar doğurmuş, çalışan ile emekli arasındaki makas öylesine açılmıştır ki, bugün o makas neredeyse kırılma noktasına gelmiştir.

Hatırlayalım…
2008 yılında yapılan düzenlemeyle, “en düşük emekli maaşı asgari ücretin altında olamaz” maddesi kaldırıldı.
2023’te çalışan memurlara verilen 8.500 TL’lik seyyanen zam emeklilere yansıtılmadı.
Ve her şeyin üstüne, emeklilere yapılan zamlar TÜİK’in tartışmalı verileriyle sınırlı kaldı.

Sonuç ortada:
Emeklinin maaşı, marketteki etiketlerin hızına yetişemiyor.
Altı ayda bir yapılan enflasyon artışları, yaşanan gerçek kaybı telafi etmiyor.
Çünkü enflasyon değil, geçim derdi büyüyor.

Yaşam maliyetlerindeki artış, emeklilerin cebindeki parayı adeta buharlaştırdı.
Bugün en düşük emekli aylığı, açlık sınırının yalnızca yüzde 60’ını karşılayabiliyor.
Oysa 2015 yılında bu oran yüzde 83’tü.
Bir ülkenin büyümesi, üretmesi, ihracat rekorları kırması, ekonomisinin devasa rakamlarla övülmesi güzel ama… Emeklisinin sofrasında ekmek küçülüyorsa, orada bir şeyler yanlış gidiyor demektir.

Peki, çözüm ne?

Öncelikle 5510 sayılı yasa gözden geçirilmeli; hatta gerekiyorsa kaldırılmalı.
Emeklilerin aleyhine olan düzenlemeler, onların yararına olacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.

En düşük emekli maaşı, en az açlık sınırı olan 56.000 TL seviyesine çıkarılmalıdır.

Bayram ikramiyeleri asgari ücretle sabitlenmeli, siyasetçilerin keyfine bırakılmamalıdır.

Seyyanen zamlar geçmişten bugüne emeklilere de yansıtılmalıdır.

Sağlık hizmetleri emekliler için tamamen ücretsiz olmalı, katılım payı kaldırılmalıdır.

Ulaşımda destekler artırılmalı, şehir içi ulaşımda ayrıcalık değil, hak tanınmalıdır.

İntibak yasası gecikmeden çıkarılmalıdır.

Ve en önemlisi, emeklilerin sendika hakkı tanınmalıdır.


Çünkü emekli dilenci değildir!
Emekli, hakkını istiyor.
Emekli, adalet istiyor.
Emekli, ömrünün son döneminde biraz huzur, biraz güven istiyor.
Suç mu bu?

İmmanuel Kant’ın dediği gibi:

“Adalet yok olunca, yeryüzündeki insanların hayatına değer verecek hiçbir şey kalmaz.”

Bugün o adaletin terazisi, emeklilerin elinde kırılmak üzere.
Eğer bu ülke büyüyecekse, önce o teraziyi onarmakla başlamalıyız.