26 Ağustos, Büyük Taarruz ve Emniyet Teşkilatı

Osmanlı İmparatorluğu çökmüş, Anadolu işgal ordularının ayak sesleriyle inliyordu. Emperyalist güçlerin piyonu Yunan ordusu, Ankara’nın kapılarına dayanmıştı. 16 Mayıs 1919’da İzmir işgal edildiğinde, üç gün sonra Mustafa Kemal Paşa’nın bir avuç vatanseverle Samsun’a çıkacağını, milletin küllerinden yeniden doğacağını kim bilebilirdi?
Yaklaşık kırk ay süren ölüm kalım mücadelesinin ardından, 26 Ağustos 1922’de Büyük Taarruz başladı ve 30 Ağustos’ta kesin zafer kazanıldı. 9 Eylül’e kadar Türk ordusu, 400 kilometrelik yolu durmaksızın yürüyerek düşmanı İzmir’de denize döktü. Dünya savaş tarihinde eşi benzeri olmayan bir destandır bu. Büyük Taarruz, Anadolu’yu esaretten özgürlüğe taşıyan dönüm noktasıdır.
Şimdi gelelim günümüze…
26 Ağustos 1922 olmasaydı, bugün Emniyet Teşkilatı da olmazdı. 10 Nisan 1845’te kurulan Türk Polis Teşkilatı, işgalin sürdüğü bir ülkede çoktan tarihe karışır, yerini İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan polisleri alırdı. Bugün hâlâ varlığını sürdürebiliyorsa, bunu Atatürk’e ve Kurtuluş Savaşı kahramanlarına borçludur.
Ama ne acıdır ki, 26 Ağustos 2025 günü Emniyet Genel Müdürlüğü’nün sosyal medya hesabında yapılan bir paylaşım, bu gerçeği görmezden gelen bir tablo ortaya koydu. Paylaşılan görsel, hepimizin Anıtkabir’de gördüğü o meşhur Kocatepe resmiydi. Ancak resimde Mustafa Kemal Paşa silinmişti! Üstelik metinde de Atatürk’ün adı geçmiyordu.
Duyarlı vatandaşların anında fark ettiği bu skandal haklı tepkilere yol açtı:
“Atatürk’ü neden sildiniz?”
Gelen tepkiler üzerine paylaşım kaldırıldı, yerine Atatürk’ün de yer aldığı yeni bir görsel konuldu. Ancak bu kez de vatandaşların eleştirel yorumları silindi, gizlendi.

Şimdi soruyorum:
180 yıllık mazisi, Atatürk ve silah arkadaşlarının mücadelesiyle mümkün olmuş bir teşkilat, neden kurucusunu görmezden gelir?
Tepki gösteren vatandaşların sesini neden susturur?
Fetö döneminde kök salan zihniyet, hâlâ içimizde mi?
Bu Atatürk düşmanlığı nereden besleniyor?
Böyle bir paylaşımı yapan kişi hakkında ne işlem yapıldı?
Halkın can güvenliğini emanet ettiği teşkilat, sadece iktidara ve ortaklarına mı hizmet ediyor?
Atatürk’ün düşünce sistemini benimseyen vatandaşlar, sizin için bir tehdit mi?
Bu sorular yanıt bekliyor. Çünkü işin özünde mesele sadece bir resim değildir; güvenliğin, tarafsızlığın, halkın vicdanında yer etmiş adalet duygusunun zedelenmesidir.
Unutulmamalıdır ki Atatürk, bu ülkeyi sadece düşman işgalinden kurtarmamış; yüzyıllar boyunca padişahın ve halifenin kulu olan bir millete, Cumhuriyet sayesinde yalnızca Allah’a kul olmayı öğretmiştir. Kadınları erkeklerle eşit hale getirmiş, halkını eğitmiş, kalkındırmıştır.
O hâlde soruyorum:
Atatürk’e olan bu düşmanlık neden?
Onu resimlerden silmek, ismini anmamak size ne kazandırıyor?
Ve en önemlisi: Hiç mi utanmıyorsunuz?
Mustafa Kemal’in dediği gibi:
“Doğruyu söylemekten korkmayınız.”















































