CHP, Değişim ve Tüzük

CHP’de değişim rüzgarları olanca gücüyle esiyor. Bu değişimin 2028 ve 2029 seçimlerinde de sürmesi için milyonlarca kişi emek veriyor. Elbette bu değişim sürecinde ortalarda görünmeyen, “Nasıl olsa biz de işin içinde görünürüz.” diyerek etliye sütlüye karışmayanlar da var.
CHP’nin tüzüğü, parti içindeki hiyerarşiyi ve protokolün nasıl işleyeceğini açıkça gösterir. Gerçi yerelde siyasi tahakküm kurarak parti içi hiyerarşi ve protokol kurallarını hiçe sayanlar da yok değil, ancak işin belirli kuralları var.
Yeri gelmişken burada biraz bilgi verelim. İl ve ilçe başkanları, bulundukları yerlerde genel başkanın temsilcisidir. Bir milletvekili, bir il veya ilçeye gittiğinde öncelikle buraları programına alır. Bir ilçeye gittiğinde parti örgütünü, o ilçedeki demokratik kitle örgütlerini ve odaları ziyaret edebilir. Bunun için oranın belediye başkanına bilgi vermek veya başkanı ziyaret etmek gibi bir zorunluluk söz konusu değildir.
Bir ilçenin belediye başkanı, ilçesini ziyaret eden ve kendisine haber vermeyen milletvekiline sosyal medyadan “Buranın kale komutanı benim.” diyerek uygunsuz sözler paylaşamaz, tehdit edemez ve onu küçük düşürücü paylaşımlar yapamaz. Yaparsa, parti tüzüğüne göre Yüksek Disiplin Kurulu gerekeni yapar.

Sultanhisar Belediye Başkanı Osman Yıldırımkaya, CHP Aydın Milletvekili, Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi, TBMM Adalet Komisyonu ve CHP Grup Sözcüsü Süleyman Bülbül’ü, seçim döneminde Sultanhisar’ı ziyaret etmemekle ve ilçe başkanının karşı aday lehine çalışmasına sessiz kalmakla suçlamış, tepkisini sosyal medya üzerinden dile getirmişti.
Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül ise bu sözler üzerine “Partimizin tüzüğü bellidir. Parti içi hukuk çalışacak.” diyerek disiplin sürecini başlatmıştı. Buna karşılık Osman Yıldırımkaya, “Beni tehdit mi ediyor? Beni partiden mi atacakmış, disipline mi verecekmiş? Hodri meydan! Erkekse yapsın!” diyerek meydan okumuştu.
Bu polemik üzerine konu Yüksek Disiplin Kurulu’na taşınarak başka bir boyuta ulaştı. Konuyu görüşen CHP Yüksek Disiplin Kurulu, Sultanhisar Belediye Başkanı Osman Yıldırımkaya’yı parti kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle ve oy birliğiyle partiden bir yıl süreyle geçici olarak ihraç etti.

Bu kararın alınmasının ardından, üstelik İstanbul’da Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun savunması ve adliye önünde miting düzenlemesi gibi çok önemli gelişmeler varken, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun Sultanhisar Belediye Başkanı Osman Yıldırımkaya’yı ziyaret etmesi olayın başka bir boyuta taşınmasına neden oldu. Bu durum, “kılıçların çekildiği savaşta Çerçioğlu’nun karşı taarruza geçtiği” şeklinde yorumlandı.
Ayrıca Osman Yıldırımkaya’nın bir yerel gazeteye verdiği röportajda, “Süleyman Bülbül’ün hiçbir kıymeti harbiyesi yok. Bence etkisiz eleman.” açıklamasında bulunması da oldukça dikkat çekiciydi.
Bu sert açıklamaya rağmen Osman Yıldırımkaya’ya önce Nazilli Belediye Meclis Başkanvekili Serkan Sevim’den destek geldi. Ardından Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu devreye girdi.
Aydın siyasetini derinden etkileyen ihracın ardından, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, soluğu Osman Yıldırımkaya’nın yanında aldı ve yalnız olmadığı mesajını verdi. Üstelik partinin kalbi İstanbul’da atarken bu ziyaretini sosyal medya hesabından paylaşarak tüm Türkiye’ye duyurması oldukça manidardı.
Başkan Çerçioğlu paylaşımında, “Büyükşehir Belediyesi olarak, Sultanhisar Belediyemiz ile iş birliği içinde olacağız.” diye yazması ilginçti. Bir büyükşehir belediye başkanı elbette tüm ilçelerle iş birliği içinde çalışmalıdır. Kimseye karşı tavır almamalı, tüm başkanlara eşit mesafede olmalıdır. Ancak her şeyin bir yakışığı vardır. Özlem Başkan’ın bu birlik mesajı veren davranışını diğer ilçelerde de bekliyoruz.
CHP iktidar yürüyüşüne başlamışken, partili belediye başkanlarına karşı soruşturmalar, tutuklamalar ve kayyum atamaları yapılırken, Çerçioğlu’nun bu desteğinin ne anlama geldiğini anlamak oldukça güç.
CHP’de YDK Üyesi, TBMM Adalet Komisyonu Üyesi ve CHP Grup Sözcüsü olan, geçtiğimiz aylarda da Genel Başkan Özgür Özel tarafından Türkiye’deki tüm toplumsal davaları izleme ve koordine etme görevine atanan Süleyman Bülbül’ün bu durum karşısında ne yapacağını merak ediyoruz.
Sonuç olarak, CHP zorlu bir süreçten geçiyor. Bu süreçte tüm parti bileşenlerinin kenetlenmesi gerekirken, yerel siyasi karakterlerin güç zehirlenmesine kapılması dışarıdan bakanlara çok anlamsız geliyor. Partide kim olursa olsun herkesin, parti tüzüğüne, partinin hiyerarşik kurallarına ve protokol gereklerine uygun davranması gerekir. İsminin başındaki unvan ne olursa olsun, kimse partinin tüzel kişiliğinden büyük değildir. Kimsenin parti içinde siyasi tahakküm kurmaya da hakkı yoktur.
“İlçe başkanı, ilçe çevresinde partinin temsilcisi olup ilçe örgütünü yönetir. İlçe yönetim kuruluna, ilçe ve belde belediye meclis gruplarına başkanlık eder.” (CHP Tüzüğü, Madde: 14/1)
“İl başkanı, il kongresince gizli oyla seçilir. İl çevresinde partinin ve genel başkanın temsilcisi olup il örgütünü yönetir. İl yönetim kuruluna, il ya da büyükşehir belediye meclisi grubuna, varsa il genel meclisi grubuna başkanlık eder.” (CHP Tüzüğü, Madde: 16/1)
















































