Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

Emekli Meydanlara İniyor

2008 yılının Ekim ayında, Sosyal Güvenlik Kanununda yapılan bir değişiklik ile emeklinin hayatı kararmaya başladı. Bu değişiklik ile, “En düşük emekli maaşı asgari ücretin altında olamaz” maddesi kaldırıldı. Bu değişikliğin yapıldığı 2008 yılında emekli maaşı alanların içindeki en düşük maaş oranı %15 kadardı. Günümüzde ise bu oran %65 oranına yükseldi. O değişiklik olmasaydı emeklilerin büyük kısmı şimdi almış oldukları maaşın iki katını alıyor olacaktı. Yani emekliler yarı yarıya yoksullaşmış oldu.
Bugün TÜİK Aralık ayı enflasyon oranını %1 olarak açıkladı. Bir siyaset büyüğümüz, “Buna kargalar bile güler” demişti. Artık kargalar bile açlık sınırının altında yaşayan emeklilere gülmüyor, onların halini görüp ağlıyor. Hatta emekli birini görünce, “La fontaine Masallarında” olduğu gibi ağzındaki peyniri üzerine atıyor.
Şu anda bir ailenin açlık sınırı 22.000 TL üzerine çıkmış durumda. Emekliye yapılan %15 zam ile en düşük emekli maaşı 14.000 TL civarında, yani açlık sınırının üçte biri oranında altında bulunuyor. Bu maaş miktarı emekliyi açlığa mahkum ediyor. Emekli artık sürünme aşamasının altına inip açlıktan ölme aşamasına gelmiş durumda.
İşte ülkemizde yaşayan on milyonlarca emeklinin sabrı taşmış durumda. Açlık sınırının altında verilen maaşları ile ölmemek için direnen emekliler artık meydanlarda daha kalabalık eylemler ortaya koyuyor.
Bugün ülkemizin dört bir yanında meydanlara inen Tüm Emeklilerin Sendikası üyeleri ve onlara destek olan çok sayıdaki demokratik kitle örgütü üyeleri seslerini yükselttiler. Meydana inen emekliler bu ülkenin en fedakar ve en masum insanları olarak, onlara reva görülen ölüm sınırında yaşamayı reddettiklerini haykırdılar. Bu eylemlerden birisi de Aydın Atatürk Kent Meydanında gerçekleşti. Tüm Emeklilerin Sendikası Aydın Şube Başkanı Ufuk Kartal’ın okuduğu basın açıklamasında önemli konulara yer verildi.
Güzel ülkemize değer katmış olan emekliler göstermelik enflasyon hesapları tiyatrosuna inanmadıklarını, bu oyunlara kanmayacaklarını ilan ettiler. Bir kısım insanların saraylarda yaşamlarına karşılık, kendilerinin aç kaldıklarını, bir avuç zengin üretmeden millî gelirin büyük kısmını alırken, kendilerinin ürettikleri halde karşılığını alamadıklarını herkese duyurdular.
Son olarak enekliler, AKP-MHP iktidarına seslenerek, “Ülkenin bozulan ekonomisinin faturasını, emeklilere değil, finanse ettiğiniz yandaşlara, mantar gibi yarattığınız yandaş sermayeye, koruyup kolladığınız cemaat ve tarikatlara ödetin! Siz beslediniz, onlar ödesin” diyerek meydanı inlettiler.
Her 6 ayda bir çalışanların ve emeklilerin aylıkları güncelleniyor ama, rakam oyunları ile alım güçleri her yıl bariz olarak düşüyor.


16 milyondan fazla emeklinin kendilerini ilgilendiren konularda hiç söz hakkı yok. Emekliler haklarını armaya kalktığında, hukuk darbesiyle karşı karşıya kalıyor. Buna karşılık emekli sendikaları meşruluğunu doğrudan anayasadan alıyor.
Olaya başka açıdan bakalım. GSMH’da emeklilere ayrılan pay gittikçe azalıyor. 2019’da GSMH’NIN yüzde 6,1 olan emeklilerin payı, günümüzde yüzde 4,4 oranına düşmüş durumda. Sadece bu oran bile son beş yıldır emeklilerin alım gücünün ne kadar azaldığını gösteriyor.
Bu kadar pahalılığa, emeklilerin ölüm sınırıda yaşama mahkum edilmesine, anayasayı işlerine gelmediğinde rafa kaldırmalarına karşın; iktidar her ortamda, “Avrupa bizi kıskanıyor” diyerek halkla dalga geçiyor. Ağlanacak halimize gülüyoruz.

2025 bütçesinde emeklileri yok sayılıyor. Her şeye rağmen iktidar ekonomik krizi unutturup, “Yeni bir anayasa” hazılamak için her yolu deniyor. Bu çalışmalar sadece kendilerini yeniden iktidards tutma ve iktidara taşıma gayretinden ibarettir.
Yapılması gereken, 2008 yılında olduğu gibi en düşük emekli aylığının, en düşük memur maaşına eşitlenmesidir. Emeklilerin sendika hakkı tanınmalı, emeklilere yönelik sağlık desteği kolay erişilebilir ve tamamen ücretsiz olmalıdır. Memurlara 2023 yılında verilen verilen ve analarının ak sütü gibi hakları olan seyyanen ödeme emeklilere de verilmelidir.
Emekliler, kendilerini açlığa sürükleyen bu kötü duruma teslim olamamakta kararlı görünüyor. Emekli açlığa alışmak istemiyor. Emeklilerin kaybedecek bir şeyi kalmadı. Sefalete teslim olmamak için sonuna kadar direnecektir.
“Ağlamayan çocuğa meme vermezler.” (Türk atasözü)