Haberi dinleyebilirisiniz!

Gastronominin Gizli Cenneti: Aydın

Gastronomi, bir kentin tanıtımında en etkili enstrümanlardan biridir. Bir şehri dünyaya açan, ekonomisine canlılık katan, kültürünü yaşatan belki de en güçlü tanıtım aracıdır. Bugün dünyanın dört bir yanında bunun örneklerini görüyoruz. İtalya’nın pizzası, Fransa’nın kruvasanı, Gaziantep’in baklavası… Peki Aydın? Evet, Aydın’ın da anlatacak çok şeyi var ama bu potansiyeli değerlendirmek için daha çok çalışmalı, liyakatli insanlara daha fazla değer vermeliyiz.

Aydın, binlerce yıldır farklı kültürlerin iç içe yaşadığı, bereketli toprakların, zengin iklimin şekillendirdiği bir coğrafya. Bu çeşitlilik, mutfağına da doğal olarak yansımış. Aynı yemeğin ilçelere göre farklı versiyonlarını bulabiliyorsunuz. Bu çeşitlilik, gastronomide zenginliğin ta kendisidir. Ancak bu zenginliği tanıtmak, pazarlamak, dünyaya duyurmak gibi konularda ne yazık ki sınıfta kalıyoruz.

Kuşadası, Didim, Söke gibi turizm merkezlerine sahip bir şehirden bahsediyoruz. Deniz, tarih, doğa… Her şey var. Ama gastronomi konusunda hâlâ yolun çok başındayız. Her ilçenin kendine has lezzetleri var ama tanıtım yetersizliği yüzünden bu zenginlikler dar bir çemberde sıkışıp kalıyor.

Bu noktada üniversitelerin öncü olması gerekirken, ne yazık ki yeterli katkıyı göremiyoruz. Geçtiğimiz yıl gastronomi konulu bir söyleşi düzenlendi ama bu yıl onu bile yapamadılar. Yerel yönetimlerin organize ettiği festivaller ise genellikle konserlerden ibaret. Gastronomi adı altında popüler kültür ağırlıklı etkinlikler düzenleniyor. Kuşadası Belediyesi’nin son yıllardaki çabalarını ayrı tutmak gerek, ama onun da etkisi sınırlı kalıyor.

Efeler’de geçen yıl çekilen MasterChef bölümü umut vericiydi ama tanıtımı yine dar bir çevrede kaldı. Tanıtım “sen, ben, bizim oğlan” anlayışıyla yapılınca etkisi de aynı ölçüde kısıtlı oluyor.

2020’de Aydın Valiliği öncülüğünde yayımlanan Aydın Gastronomisi kitabı ise ayrı bir tartışma konusu. Kitabın telif hakkı Aydın’da yaşayan bir uzmana değil, İstanbul’dan gelen moderatöre ait. Kitaba emek veren yerel isimler ise kendi katkılarını taşıyan bu kitaba bile ulaşamamış durumda. Oysa Aydın’da bu konuda yetkin akademisyenler, alaylı ustalar fazlasıyla mevcut.

Gastronomiye gönül veren, emek veren insanlar ne yazık ki yalnız bırakılıyor. Herkesin dilinde bir “marka kent” hayali var ama iş üretmeye, destek olmaya gelince ortalıkta kimse kalmıyor.

Urla’dan güzel bir örnek verelim: Orada festivalin yıldızı sanatçılar değil, enginar. Yani sahnede sebze var, vizyon var. Urla’nın enginarı bir marka haline geldi. Bizde ise hâlâ günü kurtarmaya yönelik, kompleksli bir anlayış hâkim. Oysa Aydın’ın da dünya çapında tanıtılabilecek çok sayıda ürünü var.

Bakın, Aydın’da coğrafi işaretli birçok ürün var ve bunların büyük kısmı et ürünleri: Dalama Kuyu Tandırı, Çine Köftesi, Ortaklar Çöp Şişi, Germencik Ekşili Tavuk… Ancak örneğin, Germencik’te coğrafi işaretli olan Ekşili Tavuk’u yapan tek bir işletme bile yok. Bu konuda Belediye Başkanı Burak Zencirci’ye büyük görev düşüyor. Şu anda bu yemeği hakkıyla yapan tek işletme Hayri Usta.

Hayri Usta sadece Ekşili Tavuk değil; Paşa Böreği, Şevketi Bostan gibi birçok yöresel yemeği de başarıyla sunuyor. Ancak bu değere gereken ilgi gösterilmiyor. Oysa yerel yönetimlerin yapacağı en doğru iş, böyle işletmeleri desteklemek olmalı. Tanıtımlarını üstlenmeli, özellikle turistik bölgelerde öne çıkarmalı. Uygulamalarda, broşürlerde, sosyal medya tanıtımlarında bu işletmelere özel yer ayrılmalı. Ticaret Odası, Sanayi Odası gibi kurumlar da bu işe destek vermeli.

Yöresel ürünlerde inovasyon kaçınılmaz. Bu alanda çalışmak isteyen, liyakat sahibi isimler desteklenmeli. Hayri Usta gibi isimlerin yanı sıra Emrah Köksal Sezgin gibi yerel gastronomi temsilcilerinin önü açılmalı. Aksi takdirde, “Eller gider aya, biz kalırız yaya.”

Reklamcılığın efsane ismi David Ogilvy’nin dediği gibi:
“Modern iş dünyasında, yeni düşüncelerinizi satamadıkça, yaratıcı orijinal bir düşünür olmak işe yaramaz. Yönetimin, iyi bir satıcı tarafından sunulmadıkça, iyi bir fikri tanıması beklenemez.”

Aydın’ın fikri var, ürünü var, potansiyeli var. Ama vizyon, destek ve planlı tanıtım yok. İşte bu eksikleri giderdiğimiz gün, Aydın gastronomisi hak ettiği noktaya ulaşacak.