Haberi dinleyebilirisiniz!

İdeolojik Kaypaklık

Sağ tandanslı partilerde “biat” kültürü en önemli unsurdur. Yanlışı bile bile doğru kabul etmek, lidere kayıtsız şartsız bağlılık göstermek bir tür siyasal refleks haline gelmiştir. Oysa sol tandanslı partilerde, demokrasi ve liyakat üzerine çokça söz edilir ama sorunlar orada da eksik değildir. Çünkü doğru siyasetin yolu, değişimden geçer.

Ne var ki değişim kolay değildir. Kendiliğinden, bir anda gerçekleşmez. Sancılı bir süreçtir; sabır, özdenetim, inanç, gönüllülük ve sağduyu ister. Değişim, gelişime ve yenilenmeye açık olduğu sürece anlam taşır. Aksi halde “değişim” dediğimiz şey, sadece bir vitrin süsü olur.

Gerçek değişim, kişisel gelişimle başlar. İnsan kendini yenilemeden toplumun yenilenmesini bekleyemez. Yeni fikirlere açık olmak, farklı öğrenme biçimlerini benimsemek, değişime inanmak… Bunlar olmadan hiçbir dönüşüm kalıcı değildir.

Elbette değişime direnenler her dönemde olmuştur. Statükoyu korumak için yeni fikirlere, teknolojilere, oluşumlara şiddetle karşı çıkarlar. Değişimi ihanet sayarlar. Toplumdan ve aileden öğrendikleri kalıplarla yaşamlarını sürdürür, farklı düşünenleri “dönek” ya da “saygısız” olarak yaftalarlar.

Oysa bir insanın gençliğinde savunduğu düşünceleri, yaşamının sonuna kadar aynı biçimde savunmaması tutarsızlık değildir. Hayat değişir, insan değişir. Yeni bilgiyle, deneyimle, farkındalıkla birlikte siyasal yönelimler de evrilir. Buna “döneklik” değil, gelişim demek gerekir.

Ama esen rüzgârın yönüne göre pozisyon almak değişim değil, düpedüz kaypaklıktır.
Değişimi, sadece kendi çıkarına hizmet edecek bir araç olarak görenler ise bu kaypaklığın temsilcileridir. Onlar için önemli olan ilke değil, menfaattir. Siyasi partinin başarısı, örgütün gelişmesi ya da toplumun ilerlemesi değil; kendi konumlarının korunmasıdır.

Bu tür sahte değişimciler her döneme, her lidere, her sisteme kolayca uyum sağlarlar. Omurgasızlıklarını “pragmatizm” diye pazarlayıp, etik değerlerin çöküşüne katkı sunarlar. Değişmezler; sadece semirirler.

Sonuçta, bizdeki “kaypak siyaset”in özünü şu cümle özetliyor:
“Solcuyum, sosyalistim, devrimciyim ama başım sıkıştığında etnik ya da dini kimliğime sığınır, her türlü kaypaklığı yaparım.”

Bu kafa yapısıyla ne gerçek değişim olur, ne de demokrasi gelir.
Çünkü,
“Demokraside oyunuz sayılır; feodalizmde sayınız oydur.”
Mogens Jallberg