Haberi dinleyebilirisiniz!

Kuvayı Milliye’nin İzinde: Efeler Kuvayı Milliye Anı Evi

Efeler Belediyesi’nin Kurucu Başkanı Mesut Özakcan döneminde restore edilen Bosnalı Konağı, 20. yüzyılın ilk yarısına, yani Erken Cumhuriyet Dönemi’ne tarihlendirilmektedir. Kurtuluş Savaşı sonrası harap olan şehirdeki yapıların onarımı amacıyla gelen Macar ustalar tarafından inşa edilen bu yapı, Aydın’ın köklü ailelerinden Bosnalı ailesi tarafından uzun yıllar kullanıldığı için bu isimle anılmıştır. Ancak zamanla harap hale gelmiş ve unutulmaya yüz tutmuştur.

Efeler Belediyesi tarafından onarılarak “Kent Belleği ve Araştırma Merkezi” adıyla halka açılan bina, ne yazık ki sonraki yıllarda işlevsiz bir yer olarak kaldı. Fatih Atay döneminin sonlarında ise Kuvayı Milliye Anı Evi olarak yeniden düzenlenip açıldı.

Bugün, Efeler Belediyesi tarafından işletilen Kuvayı Milliye Anı Evi, Kurtuluş Savaşı dönemine ait önemli hatıraları günümüze taşıyarak anlamlı bir misyon üstlenmiş durumda. Burada, dönemin sembol isimlerine ait heykeller, o dönemde kullanılmış silahlar ve çeşitli araç gereçler sergileniyor. Ayrıca, ziyaretçilere teknolojik imkânlarla desteklenen dijital bilgiler sunularak, döneme dair kapsamlı bir perspektif kazandırılıyor.

Kuvayı Milliye Anı Evi, kahramanlık öykülerini ve tarihi mücadeleyi yaşatmaya devam ederken, ziyaretçilere Kurtuluş Mücadelesi hakkında önemli bilgiler veriyor. Geçmişin izlerini gözler önüne seren bu anı evi, hem tarihi bir miras hem de milli bilincin bir parçası olarak gelecek nesillere önemli bir kültürel değer bırakıyor. Ancak, böylesine kıymetli bir mekânın hak ettiği ilgiyi gördüğünü söylemek zor.

Bir Yıl Geçti, Peki Ne Değişti?

İkinci kez açılmasının üzerinden bir yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen, Kuvayı Milliye Anı Evi’nin kendisine yüklenen misyonu tam anlamıyla yerine getirdiğini söylemek mümkün değil. Üstelik, Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin geçtiğimiz eylül ayında bir basın açıklaması yaparak buranın daha aktif hale getirilmesi gerektiğini vurgulamıştı. Ancak aradan geçen zamana rağmen hâlâ somut bir gelişme yaşanmadı.

Oysaki Aydın, Kuvayı Milliye’nin doğduğu topraklardır. Yörük Ali Efe, Demirci Mehmet Efe, Kıllıoğlu Hüseyin Efe, Danişmentli İsmail Efe, Mesutlulu Mestan Efe, Sökeli Cafer Efe, Sökeli Ali Efe, Dereli Mestan Efe, Çete Ayşe, Çiftlikli Kübra ve daha nice efeler, bu topraklar için canlarını ortaya koymuş, bazıları şehit olmuştur. Yunan askerlerinin anılarından da anlaşılacağı üzere, buradaki kutsal mücadele olmasaydı, Kurtuluş Savaşı’nın seyri çok daha farklı olabilirdi.

Bunca tarihî öneme sahip bir kentte, Kuvayı Milliye’yi anlatan bir müzenin olmaması hepimiz için düşündürücü bir durumdur. Bugün Aydın’da, Türkiye Kuvayı Milliye Mücahitler Derneği’nin bir şubesi bulunuyor. Kamu yararına çalışan bu derneğin yöneticileri, geçtiğimiz yaz aylarında Belediye Başkanı Anıl Yetişkin’e başvurarak anı evinin daha aktif hale getirilmesi için öneriler sundu. Ancak bu görüşmenin ardından hâlâ bir adım atılmadığını üzülerek görüyoruz.

Unutulmaya Terk Edilmemeli

İçinde bulunduğumuz çağ, bilgiye ve hıza dayalı bir çağ. Bu çalışma temposu ile devam edilirse, Kuvayı Milliye Anı Evi’nin işlevini yitirmesi kaçınılmaz olacaktır. Tıpkı “Kent Belleği ve Araştırma Merkezi” olarak açıldığı dönemde olduğu gibi, bir süre sonra unutularak yok olup gitme tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.

Oysaki çözüm çok basit. Belediye ile Türkiye Kuvayı Milliye Mücahitler Derneği arasında kısa ve net bir protokol imzalanması, ardından bu protokolün Belediye Meclisi tarafından onaylanması yeterlidir. Bu tür kültürel ve tarihî alanlar büyük emeklerle oluşturuluyor; ancak onları yaşatmak için aynı hassasiyet gösterilmezse kaybolmaları kaçınılmaz olur.

Yapılması gereken, yalnızca mevcut alanların korunması değil, bunlara yenilerinin eklenmesidir. Bu noktada hem yerel yönetimlere hem de demokratik kitle örgütlerine önemli görevler düşüyor. Üstelik, demokratik kitle örgütleri bu konuda çalışmaya her zaman hazır. Şimdi iş, yerel yöneticilerin üzerlerindeki ölü toprağını silkeleyerek harekete geçmesine kalıyor.

Edward H. Harriman’ın dediği gibi:
“Pek çok iyi çalışma, birazcık daha yapılmadığı için boşa gitmiştir.”