Haberi dinleyebilirisiniz!

Midilli Günlüğü: Bir Adadan Fazlası

Mark Twain’in “Öğrenmek istiyorsan seyahat etmelisin” sözü kulağımda çınlarken Ayvalık Limanı’ndan kalkan feribotla Ege’nin maviliğine doğru yol alıyoruz. Hedefimiz, Ege Denizi’nin üçüncü büyük adası olan Midilli. Adalar arasında ilerlerken, çevremizi saran doğa manzarasının etkileyiciliği karşısında sessizleşiyoruz. Yolculuk kadar varış da büyüleyici: Mitilini Limanı’na ulaştığımızda bizi karşılayan kalabalık, hareketli sokaklar ve adaya can veren yoğun bir trafik oluyor.

Mitilini, Midilli’nin başkenti. Uluslararası havalimanı sayesinde hem ada için bir geçiş noktası hem de turistik bir cazibe merkezi. Dar sokakları, karmaşık yolları ve tarihi dokusu ile tipik bir Ege kasabası izlenimi verse de, her köşesinde farklı bir hikâye gizli.

İlk durağımız, kentin hemen yanı başındaki Midilli Kalesi. Limana hâkim bir tepede yükselen bu tarihi yapı, adeta Ege’yi kucaklayan bir anıt gibi. Kıyısındaki özgürlük heykeliyle birlikte bu görüntü, geçmişle bugünün güçlü bir buluşması gibi…

Biraz kuzeye doğru yol aldığınızda Roma döneminden kalma etkileyici bir antik su kemeri karşılıyor sizi. Yüksekliği, uzunluğu ve ulaşımının zorluğu, suyun ada tarihinde ne kadar önemli bir yer tuttuğunu gösteriyor. Zaten Midilli, uzun zamandır yerleşim alanı olması sebebiyle arkeolojik ve etnografik zenginlik açısından da oldukça dikkat çekici.

Kuzeye doğru ilerledikçe doğanın başka bir yüzü beliriyor. Ormanlarla çevrili, sessiz ve sakin yerleşim yerlerinden biri Mantamados. Dağların arasında gizlenmiş bu şirin köy, ziyaretçilerine huzur vadediyor. Yine bu rota üzerindeki Skala Sykamineas, hem mimarisi hem de limanı ve kilisesiyle görülmeye değer. Özellikle deniz ürünleri konusunda buradaki küçük işletmeler enfes lezzetler sunuyor.

Adanın kuzeybatısındaki Molyvos ve Petra, etkileyici kaleleri ve kıyı güzellikleriyle öne çıkıyor. Hemen her köyde bir kilise görmek mümkün; buralar yalnızca ibadet değil, aynı zamanda kültürel keşif noktaları. Moni Limonos Manastırı ile Agiasos köyündeki Agios Taxiarchis Manastırı, mimari yapılarıyla ziyaretçilerini hayran bırakıyor. Özellikle çevresindeki yüzlerce şapel, adeta mistik bir atmosfer yaratıyor.

Adanın batısındaki “Taşlaşmış Orman” ise başka bir dünyaya ait gibi. Milyonlarca yıl öncesinden kalma bu oluşum, izole konumuna rağmen kesinlikle görülmeye değer. Çevresindeki milli park, doğa yürüyüşleri için uygun ama beklentiyi çok yüksek tutmamak gerek.

Güney Midilli ise tam anlamıyla bir doğa harikası. Bereketli toprakları, su kaynakları ve uygun iklimi sayesinde bu bölge tarımsal üretimin kalbi olmuş. Zeytin, üzüm, süt ürünleri… Bunların hepsi, adanın kimliğini oluşturan temel unsurlar. Plomari başta olmak üzere Melinta, Paralia Tarti gibi küçük yerleşimlerde hem denizin hem de lezzetin tadına doyasıya varmak mümkün.

Doğu sahilinde ise daha sakin ama bir o kadar da etkileyici köyler sıralanıyor: Pirgi, Varia, Panagiouda… Kıyılar büyük oranda korunmuş ve bozulmamış. Hem fotoğraf tutkunları hem de dinginlik arayanlar için birebir.

Elbette kusursuz değil Midilli. Trafik sorunu zaman zaman can sıkabiliyor. Yollar dar, park yerleri sınırlı. Ancak bu eksikler, ada ruhunun samimiyetine gölge düşürmüyor. Sezon henüz tam açılmadığı için birçok işletme kapalı, özellikle Pazar günleri hayat biraz yavaşlıyor. Ama belki de bu bile adanın sade güzelliğine katkı sunuyor.

Midilli, gastronomisiyle de öne çıkıyor. Taze balıklar, yerel peynirler, zeytinyağlılar… Her lokma, adanın kendine has kültüründen izler taşıyor. Güney ve Doğu kıyılarındaki restoranlar, hem göze hem damağa hitap ediyor. Kredi kartı kullanımı yaygın; bu da ziyaretçilerin işini kolaylaştırıyor.

Eğer rotanızı bu tarafa çevirecekseniz, gemiyle geçip araç kiralamak en mantıklı seçenek. Toplu taşıma mevcut, ancak özgürce keşfetmek isteyenler için araba kiralama daha konforlu bir deneyim sunuyor.

Midilli Adası, sadece bir tatil yeri değil; aynı zamanda tarih, doğa ve kültürle yoğrulmuş, derinlemesine keşfedilmeyi bekleyen bir Ege hazinesi. Her adımda bir hikâye, her durakta yeni bir keşif… Ve belki de en güzeli, her köşesinde kendinizi bulabileceğiniz bir yolculuk…