Haberi dinleyebilirisiniz!

Öl de Ölelim

Bizim ülke siyasetinde eğitim düzeyine bağlı olarak çok sayıda olumsuz slogan atılır, attırılır. İçinde ırkçılık olan, demokrasiyi bırakın, insanlık ile alakası olmayan bu sloganları eğitim seviyesi düşük kişiler atmaya başlar, yörüngesini kaybetmiş okumuş kitleden bazıları da buna eşlik eder.

Siyasi ortamda bunlar gerçekleşirse, o ortamdaki siyasi liderler bu tür sloganları engellemek yerine kitlenin içine düştüğü durumu görünce bıyık altından gülüp suskunluk göstererek sloganın atılmasına izin verir.

“Öl de ölelim” sloganı, ortamdaki liderin iki dudağının arasından çıkacak her isteği yerine getireceğiz anlamını taşımaktadır. Üstelik bu ve benzeri sloganlar neredeyse siyaset kadar eskidir.

Genellikle sağ tandanslı ülkücü kesimin söylediği, çok sayıda siyasetçinin, belediye başkanının, kulüp başkanının, hatta mahalle muhtarının söylenmesinden mutlu olduğu söz öbeğidir.

Neredeyse sağcısından solcusuna, dinsizinden dincisine, taraftarından işletmedeki personellere kadar aynı anda slogan söyleyecek ve eyleme dökecek kadar basit siyaset anlayışına sahibiz.

Bırakın profesyonel ligleri, bilmem kaçıncı amatör liginde bile, “Vur kır parçala bu maçı kazan” şeklinde tezahürat yapılan tribünlerdekilerin çoğu bu tür siyasi eylemlerde meydanlarda olduğundan, böyle vurdulu kırdılı sloganlar olması da gayet doğal oluyor. Spor bu, kazanabilirsin veya kaybedebilirsin, rakibi kırıp parçalayıp kazanmak ne demek?

80 öncesini yaşayanlar iyi bilir, sağ sol kavgası sonucunda gerçekten ölüp öldürenler, kırıp kırılanlar vardı. Nedense bizi etki altında tutmaya çalışan emperyalistler bizi birbirimize kırdırmak için her zaman bir neden bulmuşlardır. Sağcı solcu kavgası, alevi sunni kavgası, Türk Kürt kavgası, dinci laik kavgası gibi. Halk arasında bir yolunu bulup etnik kavga çıkarmak bu emperyalistlerin en iyi bildiği iştir.

“Öl de ölelim” sloganının ilk çıkış yeri ülküce dediğimiz gruptur. Zamanında MHP kongrelerinde veya toplantılarında başta Alparslan Türkeş olmak üzere siyasi liderlerin ateşli konuşmaları sonucunda izleyenler galeyana gelip bu sloganı atmışlardır. Ayrıca, son zamanlarda bazı siyasilerin bu slogan karşılık olarak, “Onun da sırası gelecek” diyerek bu slogandan ne kadar mutlu olduklarını anlıyoruz. Bu sloganının ardından, vur de vuralım, kes de keselim, ver de verelim gibi aşamalarının gelmesinin mevcut kitlenin eğitim ve kültür durumunu düşününce hiç zor olmadığını anlıyoruz.

Bu sloganlar ile kendilerinin liderlere ne kadar bağlı olduklarını gösteriyor olduklarını sanıyorlar. İşte hatayı burada yapıyorlar. Liderlere bu kadar körü körüne bağlı olmak onları seviye olarak daha aşağıya çekiyor. Liderler ise kendilerini adeta insan üstü varlık olarak görmeye başlıyor.

Bizde bir söz vardır, “Sen eşek olduktan sonra semer vuran çok olur” diye. Halk kendini aşağı çektikçe demokrasimiz de aşağı iniyor. Bu ülkede her dönem birileri vurmuş, birileri ölmüştür. Birileri birilerini hedef göstermiş, arka plandan ortaya nifak tohumu atarak milleti birbirine kırdırmıştır. Her zaman olan ise, hiçbir şeyden haberi olmayan gariban halka olmuştur.

Sadece bunlar mı, elbette hayır. Benzer söylemler son zamanlarda yerel siyasette de görülür oldu. Yerel yöneticiler için onların yanında bulunan ve yağcılıktan başka meziyeti olmayan kişilerin biat ettikleri yöneticiler için benzer sloganlar atılıyor. Bunun sonucu olarak, hiçbir meziyeti olmayan liderler kendilerini bulunmaz hint kumaşı sanmaya başlıyor.

Ayrıca bazı sözde demokratik kitle örgütlerinin liderleri kendilerini bu yerel liderlere angaje ederek adeta onların kölesi durumuna düşüyor. Onlara yaranmak için yağcılıkta sınır tanımıyorlar. Bunların da, “Öl de ölelim” sloganı atan eğitimsiz kitleden farkı kalmıyor. Üstelik o demokratik kitle örgütlerine yerel yönetimler muhtaç iken tam tersi bir durum oluşuyor. Bu demokratik kitle örgütlerinin yöneticileri temsil ettiği kitleyi rezil ederken iyi bir iş yapıyormuş gibi davranmalarını ise anlamak mümkün değil.

Aslında bu tür slogan atanların çoğu iş başa gelince ortadan kayboluyor. Ucuz kahramanlıktan öteye geçemiyorlar. Siyasetin her zaman ve her şartta onurlu bir şekilde yapılması dileği ile.

“İkiyüzlülük, sadece sahibi tarafından görülemez.” (Richard Wilkins)

HÜSEYİN ASAR