Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ!

On Parmağında On Marifet mi, İsviçre Çakısı mı?

Deyimler Sözlüğü’nde “On parmağında on marifet” ifadesi, “Çok becerikli, elinden her iş gelen, elini attığı her işi başarıyla sonuçlandıran kimse” olarak tanımlanır. Gerçekten de ülkemizde kendini iyi yetiştirmiş, birçok işin altından kalkabilen, yetenekli insanlar var. Ancak siyasette bu tanım bazen farklı bir boyut kazanıyor.

Bazı siyasetçiler, gerçekten çevresine ve siyasete katkı sunan, önemli bir misyona sahip kişiler olarak görevlerini başarıyla yürütüyor. Ancak bir de kendini her işe ehil sanan, deyim yerindeyse İsviçre çakısı gibi her derde deva olduğunu düşünen siyasetçiler var. Bugün delege, yarın ilçe başkanı, öbür gün belediye meclis üyesi, ardından sendikacı, hatta şirket yöneticisi… Siyasette, özellikle yerel yönetimlerde, bu tür örneklere sıkça rastlıyoruz. Oysa etik olarak aynı kişide birleşmemesi gereken görevlerin, bir elde toplanması ne kadar doğru?

Geçtiğimiz hafta sonu, Efeler’de belediye temizlik personeli alacaklarını zamanında alamadığı için iş bırakma eylemi yaptı. Ancak işçilerin hak arayışı, sendikal çekişmelerin gölgesinde kaldı. İddialara göre, DİSK üyesi temizlik işçilerine baskı yapılarak istifa etmeleri ve Belediye İş Sendikası’na geçmeleri isteniyor. Dahası, CHP Efeler İlçe Başkanı olan kişinin aynı zamanda Belediye İş 1 No’lu Şube Başkanı olduğu ve belediye şirketinde yönetici konumunda bulunduğu söyleniyor.

Burada kritik soru şu: Bir kişi hem parti ilçe başkanı, hem sendika başkanı, hem de belediye şirketinde yönetici olabilir mi? CHP Tüzüğü’nün 14. maddesine göre ilçe başkanı aynı zamanda belediye meclis grubuna başkanlık etmek zorunda. Bu durumda belediye meclis üyeleri nasıl tarafsız hareket edebilir? İşçilerin maaşını alamadığı bir süreçte, sendikal baskılarla bu durumu daha da çıkmaza sokan bir sendika başkanının, aynı zamanda parti ilçe başkanı olarak meclis grubuna yön vermesi ne kadar etik?

İşçilerin emeği, alın teri siyasetin ve sendikal çekişmelerin konusu olmamalı. Onlar hak ettikleri ücreti zamanında almalı. Mevlana’nın dediği gibi:
“Bütün cihanı araştırdım, güzel ahlaktan daha üstün bir liyakat bulamadım.”

Peki, bizler güzel ahlakı ve liyakati nerede arıyoruz?