Sanat Dostu Kent: Kuşadası

Kültür ve Sanatla Bütünleşen Bir Turizm Vizyonu

1960’lı yıllarda Kuşadası’nda hem kaymakamlık hem de belediye başkanlığı görevinde bulunan Özer Türk, ilçenin kaderini değiştirecek adımlar atarak Kuşadası’nın bir turizm kentine dönüşmesini sağladı. Aradan geçen altmış yılda turizm anlayışı büyük değişim geçirdi. Deniz, kum, güneş üçlemesinin yerini; yıl boyunca süren, kültür, doğa ve sanat eksenli turizm kolları almaya başladı. Özellikle “her şey dahil” konsepti, turizm kentlerinin gelirlerini düşürdü ve insanları daha özgün turizm biçimlerine yöneltti. Kuşadası ise bu dönüşüme ayak uydurmakta yetersiz kalınca önemli ölçüde gelir kaybına uğradı.

Son yıllarda yapılan araştırmalar gösteriyor ki, en çok harcama yapan turist grubu; kültür ve sanat turizmi kapsamında seyahat edenlerden oluşuyor. Artık sektörde yeni turizm kolları ve farklı destinasyonlar ön plana çıkıyor.

Dün, gerçek bir eğitimci ve sanat insanı olan, resim, heykel ve seramik alanında önemli çalışmaları bulunan Mustafa Düzgün Bey ile yaklaşık üç saat süren verimli bir sohbet gerçekleştirdim. Sanatçımız tam 55 yıldır Kuşadası’na gelip gidiyor, burada çok sayıda eser üretiyor ve bir süredir burada yaşıyor. Yurt içinde ve dışında sayısız sergi açmış; görsel ve plastik sanatların yanı sıra tiyatro ve edebiyatla da yakından ilgilenen donanımlı bir isim. Özellikle İngiltere’de gerçekleştirdiği çalışmalar hayranlık uyandıracak nitelikte. Ancak bir o kadar da mütevazı.

Mustafa Düzgün, hazırladığı “Kuşadası Kültür ve Sanat Merkezi Projesi” ile edindiği engin bilgi ve birikimi Kuşadası’na aktarmak istiyor. Projesi; resimden tiyatroya, heykelden seramiğe, fotoğrafçılıktan müziğe kadar birçok alanda gönüllülük temelli çalışmanın en verimli yollarını sunuyor. Zaten Kuşadası’nda sanatın çeşitli dallarında birikimli, tecrübeli çok sayıda emekli sanatçı yaşıyor. Bu kişilerin büyük bölümü, uygun ortam ve motivasyon sağlandığında gönüllü olarak katkı sunabilecek olgunluktadır.

Sanatçı Mustafa Düzgün ve onun gibi sanat dostları, Kuşadası’nı bir “sanat dostu kent” haline getirebilir; sanatı turizmle buluşturarak kente değer katabilir. Düzgün’ün hazırladığı kitapçıklarda; “Turizm Ortamında Yaratıcı Sanat Atölyesi ve Seramik Heykel Projesi”, “Turizm Ortamında Resim ve Duvar Resimleri Projesi”, “Resim Eğitiminde Zihinsel Yaratıcılık” gibi çalışmalar dikkat çekiyor.

Kuşadası, gerçekten yeniden “Turizmin Başkenti” olmak istiyorsa; kültür turizmine ve sanatın turizmle iş birliğine yönelmelidir. Nitekim “Neapolis Heykel Sempozyumu” gibi etkinliklerle bu konuda önemli adımlar atıldı. Ancak turizmi çeşitlendirmek ve kent ekonomisini güçlendirmek için sanatçıya destek şart. Bu noktada en büyük sorumluluk, Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’e düşüyor.

Dileğimiz; Başkan Günel’in yeni yapılacak Kültür ve Sanat Merkezi projesinde, bu alanda uzman kişilerle, sanatçılarla görüşülerek ilerlemesidir. Mustafa Düzgün gibi deneyimli isimlerin katkısı alınmalı, görüşleri dikkate alınmalıdır. Bu konuda Muğla Menteşe Belediyesi gibi başarılı örnekler ülkemizde mevcut. Yurtdışında ise model alınabilecek pek çok uygulama var. Ömer Başkan’dan bu anlamda özveri ve güçlü bir destek bekliyoruz.

Unutmayalım: “Sanatın amacı, varlıkların dış görünümlerini değil, onların içsel önemlerini temsil etmektir.”
— Aristoteles