Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

Sen Neymişsin Be Abla

Yıl 2002… Yapılan genel seçimlerde Özlem Çerçioğlu, CHP’den dördüncü sıradan milletvekili adayı olmuştu. O günün şartlarında CHP’nin dört milletvekili çıkarması imkânsız görünüyordu. Ancak Çerçioğlu, iyi bir ekiple etkili bir seçim çalışması yürüttü. Gerçi o gün yanında olanları sonradan unuttu gitti, ama her neyse…

Bir “baraj mucizesi” gerçekleşti. Sadece iki parti seçim barajını geçebildi ve Çerçioğlu sürpriz bir şekilde milletvekili oldu. Akıllıca bir hamleyle kırsalda yürüttüğü seçim çalışmalarını sürdürdü ve bunun meyvesini 2007 seçimlerinde yeniden milletvekili seçilerek aldı.

Sonraki süreçte, milletvekili iken 2009 yerel seçimlerinde şansı yine yaver gitti. Dört aday arasından sıyrılıp Aydın Belediye Başkanı seçildi. Ardından, Büyükşehir Belediye Kanunu çıkınca Kılıçdaroğlu tarafından aday gösterildi ve 2014, 2019 ile 2024 seçimlerinden de zaferle ayrıldı.

Ancak Çerçioğlu’nun tesadüflerle dolu seçim öyküsü, egosunu şişirdikçe şişirdi. Kendini partinin üstünde görmeye, “Ali kıran baş kesen” rolünü oynamaya başladı. Örgüt üzerinde siyasi tahakküm kurdu; çalışanlar ve aileleri üzerinden baskı oluşturarak istediği siyasi manevraları yapmaya başladı. Ta ki, Özgür Özel CHP Genel Başkanı olana kadar… Tercihleri doğru olmayınca dengeler değişti.

2009’dan bu yana Çerçioğlu, Aydın’a ne kattı? Bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar eser… Sadece “Şu kadar yol yaptık, bu kadar boru döşedik, şu kadar yatırım yaptık” söyleminden öteye gidemedi. Aydın, hak ettiği hizmeti alamadı.

Üstelik bugünlerde parti içinde yaşanan istifa, görevden alma ve disiplin süreçlerinde de aynı baskıyı sürdürdüğü görülüyor. Birisi bir paylaşım yapıyor, verilen bir işaretle o paylaşım yayılıyor. Amaç, kendi isteğinin gerçekleşmesi ve siyasi konforunun devamı.

Tüm bunları görüp duyunca, Mazhar Fuat Özkan’ın şarkısındaki gibi:
“Sen neymişsin be abla!” demekten insan kendini alamıyor.

Son günlerdeki gelişmeler gösteriyor ki, Çerçioğlu “üstüngörmehastalığına” yakalanmış olacak ki, “Hangi partiden aday olsam kazanırım” düşüncesinde. Kendisine oy veren CHP’lilerin de peşinden geleceğini sanıyor. Ama evdeki hesap çarşıya uymuyor. Bunun örneklerini yakın zamanda hep birlikte gördük.

Siyaset böyledir… İçindeki girdaba kapılırsan seni yutar, yok eder. Kişiler partilerin üyeleridir; bazıları halkı temsil etme görevini alır, süresi dolunca üye olarak devam eder. Partinin ideolojisi doğrultusunda çalışmayı sürdürür. Ama ideoloji yoksa, düşünceler başka ise davranışlar da farklı olur.

O koltuklardan kimler geldi geçti… CHP hep payidar kaldı ve kalmaya da devam edecek. Kişiler gelir, gider. Çerçioğlu da zamanı gelince bir şekilde gidecek. İyi işler yapanlar iyi anılacak; diğerleri ise yolda yürürken selam verecek insan bulamayacak.

Sonuç olarak; en başta Çerçioğlu olmak üzere hiç kimse kendini vazgeçilmez sanmasın.

“İğne ile dağları kazarak yerinden kaldırmak, gönüllerden kibir ve gururu çıkarmaktan kolaydır.”
(Ebu Haşim Sufi)