Kemal Okuyan: Rekabet bitmez, emperyalist barıştan huzur gelmez

Suriye’de meşrulaştırmaya çalışılan cihatçı grupların ABD ve İsrail’e hizmet ettiğini vurgulayan Okuyan, emperyalizmin estireceği ”barış” havasının huzur getirmeyeceğini söyledi.
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Suriye’de yaşanan gelişmeleri Tele1 ekranında Zeynel Lüle’nin sunduğu Gerçeğin İzinde adlı programda değerlendirdi.
Suriye’de yaşananların zamana yayılan bir operasyon olduğunu belirten Kemal Okuyan “2011’den beri ciddi bir beyin yıkama gerçekleştirildi. ABD ve müttefikleri bir yandan düşman yarattı, bir yandan da müttefik radikal İslamcıları şirin göstermeye dönük bir çaba içerisine girdiler” diye konuştu.
“İslamcı denilen kesimlerin radikalleri de, ‘ılımlı’ diye tarif edilenleri de ABD’ye ve İsrail’e hizmet ediyorlar” diyen Okuyan, HTŞ’nin çok çabuk meşrulaştırıldığını vurguladı.
HTŞ’nin 10-15 günde cilalanıp kamuoyuna sunulduğunu söyleyen Okuyan, bu örgütlerin yalnızca barbar olarak tarif edilmesinin doğru olmadığını, onların da piyasacı sistemin bir parçası olduğunu hatırlattı, “Bu makullük sürdürülebilir bir İslamcı yönetim oluşturabilmek için” dedi.
‘Filistin direnişini bitirmek istiyorlar’
”İsrail için Suriye çok önemliydi, Filistinli direniş örgütlerine ev sahipliği yapıyordu” diyen Okuyan şöyle konuştu:
“Suriye, İsrail için bir karın ağrısıydı ve düşürdüler. Şimdi İsrail için büyük bir olanak açıldı. HTŞ de ‘İsrail için tehdit değiliz’ diyerek üstünkörü açıklamalar yaptılar.
İsrail saldırganlığının Filistin direnişinden kaynaklandığı iddiası tarihin en büyük yalanıdır. 1940’lardan beri süren bir saldırganlık var. Bu tez Türkiye’nin de resmi tezi haline geliyor. Bununla mücadele edeceğiz.
Filistin direnişini şu anda bitirmek istiyorlar. HTŞ’nin ilk yaptığı şeylerden biri ne oldu? Suriye’de yerleşik Filistin örgütlerine ‘Hadi bakalım çekin arabanızı’ dediler, AKP de buna itiraz etmiyor.”
‘Molla rejimini savunamayız ama İran’a saldırıya karşı çıkıyoruz’
Suriye’de iç savaşın bir önceki sıcak evresinde ortaya saçılan bazı görüntülerin Türkiye’de stüdyolarda İngilizler tarafından kurgulandığını, ”Beyaz Baretliler”in emperyalist bir propaganda malzemesi olduğunu hatırlatan Okuyan “Şunu da kabullenmemiz lazım ki ABD, İsrail, İngiltere ve Türkiye başarılı oldular” dedi.
Türkiye’deki Amerikan üslerini dert etmeyenlerin “İsrail Türkiye’ye komşu oluyor” açıklamalarının samimi olmadığının altını çizen Kemal Okuyan, söz konusu üslerin kapatılması gerektiğini vurguladı.
Asıl hedefin Çin olduğunu söyleyen Okuyan; enerji koridorları ve ticaret yolları üzerinde ABD’nin hakimiyet kurmak istediğini ancak yeni hedefin İran olduğunu belirtti. Bunun Türkiye’de de dile getirilmeye başladığını ifade eden TKP Genel Sekreteri, “Mollalar rejimini savunamayız, İslamcı bir iktidar ama İran’a dönük saldırganlığa biz karşı çıkıyoruz. İki ülke rekabet halinde. Suriye’de kaybedenlerden biri de İran. Sıranın kendisine geldiğinin farkında ve sıkışabilecekleri çok başlık var” dedi.
Azerbaycan-Ermenistan Savaşı’nı hatırlatan ve İran’ın Ermenistan’ı desteklediğini söyleyen Okuyan, “Azerbaycan İran’a komşu ve İran Azerileri var. ‘Büyük Azerbaycan’ diye bir gündem her zaman var. İki ülke arasında gerilim olabilir” şeklinde konuştu. İran başlığının önümüzdeki günlerde açılabileceğini ve kısa sürede bir hamle yapılmasının olası olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin İran’dan boşalan alanlara girebileceğine işaret etti.

‘Fetihle övünülemez’
İsrail’in saldırganlığına dönük iktidarın sessizliğine dikkat çeken Okuyan, “Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomisiyle, siyasetiyle, ideolojisiyle, kültürüyle bağımsız olmasını istiyoruz” dedi. “Fetihle övünülemez. Türkiye’nin Şam üzerinde ne hakkı olabilir?” diye soran Kemal Okuyan, başka ülkelere müdahalenin kabul edilemez olduğunu, ayrıca bunun Türkiye açısından da tehlikeli yaratabileceğini söyledi.
‘Holdinglere, sömürücülere karşı birleşmeliyiz’
İslamcı ve emperyalist saldırganlığın Türkiye toplumunda karamsarlığa yol açtığını kaydeden Okuyan, bunun yerini sınıf mücadelesinin alması gerektiğini söyledi:
”Bu anlayışın Türkiye’de de iç siyasete ve muhalefete yansıyan tarafı var. Ama bunlar kısa sürer. Halkımız aç, muazzam bir yoksulluk var. Dolayısıyla Suriye sonrası İslamcı dalganın Türkiye’ye yayılmasının sınırları var. Ancak Türkiye toplumunun anti emperyalistlerinde, laik duyarlılığı olanlarında, devrimcilerinde yaygın duygu kaygı. Bir öfke, arayış, örgütlenme yerine bir içe kapanma var.














































