Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

KUŞADASI’NDA TALAN BİTMİYOR: DAĞI SÖKTÜLER, ŞİMDİ DENİZİ DOLDURUYORLAR

Kuşadası’nda Kısmet Otel’in bulunduğu yarımadanın satılmasının ardından başlayan doğa tahribatı yeni bir boyuta ulaştı. Kara alanında yapılan ağır müdahaleler yetmezmiş gibi şimdi de kıyı şeridinde deniz dolgusu yapıldığı iddiaları gündemde. Kuşadası Sivil Toplum Platformu, oluşan tahribatla ilgili Milli Emlak Müdürlüğü’ne resmi başvuru yaptı. Yetkililerin ve özellikle “Çevreci Belediyeler Birliği” başkanlığını da yürüten Kuşadası Belediye Başkanı’nın sessizliği ise tepkilere neden oluyor.

Kuşadası’nda rant odaklı projelerle doğanın sistemli biçimde tahrip edildiği yönündeki eleştiriler her geçen gün güçleniyor. Kısmet Otel’in bulunduğu yarımadanın el değiştirmesinin ardından başlayan yoğun inşaat faaliyetleri, yalnızca kara alanıyla sınırlı kalmadı. Bölgeden gelen görüntüler ve tanıklıklar, şimdi de kıyı şeridinde iş makineleriyle denize müdahale edildiğini ortaya koyuyor.
Yarımadada önce doğal topoğrafyanın bozulduğu, dağlık alanın adeta söküldüğü belirtilirken, son aşamada kıyı zeminine girilmesi “artık dur denilmesi gereken bir noktaya gelindiği” yorumlarına yol açtı. Buna karşın kamuoyunun doğrudan muhatabı olan kurum ve yöneticilerden herhangi bir açıklama gelmemesi dikkat çekiyor.

Kuşadası Sivil Toplum Platformu, yaşanan tahribatla ilgili olarak Kuşadası Milli Emlak Müdürlüğü’ne resmi başvuruda bulunduğunu duyurdu. Platform tarafından yapılan açıklamada, kıyı alanında iş makineleriyle yapılan çalışmalar sonucunda ciddi bir doğa tahribatı oluştuğu vurgulandı.
Açıklamada, 3621 sayılı Kıyı Kanunu açık biçimde hatırlatılarak şu ifadelere yer verildi:
“Kıyılar, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Kıyının doğal yapısını değiştirecek dolgu ve kazı işlemleri özel izne ve planlamaya tabidir.”

Sivil toplum temsilcileri, bu hükümlere rağmen sahada fiili bir durum yaratıldığını, denizin ve kıyının geri dönülmez biçimde zarar gördüğünü belirtiyor. Platform, ilgili tüm kurumları yasal sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyor.
Öte yandan çevre hassasiyetiyle sık sık kamuoyunda yer alan Çevreci Belediyeler Birliği’nin başkanlığını yürüten Kuşadası Belediye Başkanı’nın, bu süreçte sessizliğini koruması eleştirilerin odağına yerleşmiş durumda. “Kıyılar halkındır” söylemiyle sıkça yapılan açıklamalarla, sahadaki uygulamalar arasındaki çelişki yurttaşların tepkisini artırıyor.
Kuşadası’nda sorulan soru net:
Bu tahribat hangi izinle yapılıyor?
Kim denetliyor?
Ve en önemlisi, bu sessizlik kimin sorumluluğu?