Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ!

Latmos’un Çığlığı Muğla’da Yankılandı

Tiyatro yaşamdır; hayatın ta kendisidir.

Aydın’da, Aykaryay adı altında çalışan amatör bir tiyatro grubu var. Başlarında yaşı 80’i çoktan geçmiş Hüsnü Hoca’nın bulunduğu, bir avuç insanın özverili çabasıyla bu topluluk, on yıllardır perde açmayı başarıyor.

Çok sayıda oyunu sahneye taşıyan Aykaryay Tiyatro Topluluğu, “Latmos’a Rahmet Geldi” adlı oyunuyla ülkenin birçok noktasında çevre mücadelesine sanatsal bir destek sunuyor. Eskişehir’den İzmir’e, İstanbul’dan Antalya’ya, hatta Berlin’e uzanan bu yolculuğa son olarak Muğla eklendi.

“Latmos’a Rahmet Geldi”, vahşi madencilik sektörünün Anadolu’daki doğa talanını, yerel halk üzerinde yarattığı sağlık ve psikolojik tahribatı anlatan ibretlik bir oyun. İnsanlık tarihinden günümüze, insanın doğa üzerinde kurduğu baskı çarpıcı bir şekilde sahneye taşınıyor.

Oyun, Güney Ege coğrafyasında Bafa Gölü’nü çevreleyen Latmos’ta (Beşparmak Dağları) halkın yaşadığı gerçek bir öyküyü anlatıyor. Bu öykü aktarılırken, bütün ömrünü Latmos’a adamış Karya Nine, önemli bir figür olarak karşımıza çıkıyor. Sözde çevreci kimliğiyle her yönetim kademesinde bulunup çevre için timsah gözyaşı dökenlere inat, onun yaşamı ve saflığı oyunun içinde adeta ışıldıyor.

Emekli eğitimci Hüsnü Ertung’un kaleme aldığı oyun, doğayı koruma misyonu çerçevesinde yerel ölçekteki sorunları uluslararası boyuta taşıyor. Oyun, toplumsal gerçekleri izleyicinin zihnine kazırken Latmos’tan Ermenek’e uzanan birçok çevre sorununu gözler önüne seriyor.

Oyunda, Seikilos’un Euterpe için yaptırılan mezar taşı üzerine yazdığı şiir ve notalara yer verilmesi, kültürel değerlere sahip çıkılması açısından son derece anlamlı bir detay olarak öne çıkıyor.

Latmos’u tüm dünyaya tanıtan ve Latmos kaya resimlerini 30 yılda gün yüzüne çıkaran arkeolog Anneliese Peschlow’a “vefa” kapsamında yer verilmesi ise oyuna eklenen büyük bir incelik olmuş; izleyiciler için duygusal anların yaşanmasına neden olmuştur.

Muğla Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi’nde sahnelenen oyun, kalabalık ve ilgili bir izleyici kitlesiyle buluştu. Latmos’un önemli bir bölümünün Muğla sınırları içinde yer alması ve bölgede başka çevre sorunlarının da yaşanıyor olması, oyunun ilgiyle karşılanmasını sağladı.

Peki, eksik olan neydi?

Eksik olan, merkezi ve yerel yönetimlerin o gece orada olmamasıydı. Oysa bu sorun yalnızca Muğla’ya özgü değil. Sanata ve çevreye karşı duyarsızlık, yöneticilerin neredeyse içinde boğulacakları bir kibirle birleşmiş durumda; adeta kronik bir hastalık halini almış.

Sanata destek vermeyen, çevre mücadelesine omuz koymayan bu tür yöneticiler, olur olmaz her şeye maddi ve manevi destek sunabiliyor. Üstelik sanata ve doğaya karşı sergiledikleri bu olumsuz tutumdan utanmıyorlar da.

Yerel ve merkezi yönetimi temsil eden yöneticilerimiz, nedense kendi yörelerinin sorunlarını görünür kılan, toplumsal duyarlılık oluşturan bu tür çalışmaları görmezden geliyor. Aydın ve Muğla’daki tüm yerel yönetimlerin bu tür sanat ve çevre odaklı çalışmalara destek vermesi gerekiyor. Çünkü tarihi ve doğal değerlerimiz kaybolduğunda, bir daha asla geri gelmiyorlar.

Unutmadan belirtmek gerekir ki, uzun yıllardır Muğla halkına hizmet veren Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi, son derece güzel ve işlevli bir yapı. İmrenmemek mümkün değil. Yaklaşık on yıl önce bu merkezle ilgili bir yazı kaleme almış ve benzer bir yapının Aydın ilimize kazandırılmasını istemiştik. Gelin görün ki hâlâ yerimizde sayıyoruz ve bundan kimse utanmıyor. Ama iş söz söylemeye gelince mangalda kül bırakmıyorlar.

Oyunda da seslendirildiği gibi:

“Ey ahali, ayağa kalkın.”
Latmos yok oluyor, Bafa Gölü ölüyor, bölgeye hayat veren Menderes can çekişiyor.

Bu oyunun sahnelenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Başta Hüsnü Ertung olmak üzere, tüm oyuncuları ve teknik ekibi; her türlü zorluğa rağmen mücadele ettikleri için kutluyoruz. İyi ki varsınız.

Yazımızı, Trallesli Seikilos’un Euterpe’nin mezar taşına yazdığı o ölümsüz şarkı sözleriyle bitirelim:

“Yaşadığın müddetçe dertsiz tasasız ol
Hiçbir şeyin seni üzmesine izin verme
Hayat çok kısa
Ve zaman her şeye gebedir.”