Haberi dinleyebilirisiniz!

YURDUMUZDA EĞİTİME BAKIŞ

Her yıl Eylül ayı geldiğinde Öğretmenlerin, Öğrencilerin ve aklı başında olan Velilerin Yüreği titrer, pır pır eder. Çünkü Eylül ayı demek; Okulların açılması, Öğretmen Öğrenci ve Öğrenci Velilerinin yeni bir Eğitim Öğretim yılına hazırlanması demektir. Bu aynı zamanda onlarca sorunun kısa zamanda çözülmesi gerekiyor demektir. İşte bu yılın Eylül ayı Eğitimciler için yine karmaşa, sıkıntı, stres ile başladı.
Çünkü
*Deprem bölgesi başta olmak üzere pek çok İl, İlçe ve Mahallelerde (artık köy diyemiyoruz) okullar fiziki olarak hazırlanamadı.
*Dün itibariyle MEB Yetkileri halen Öğretmen ataması ile uğraşıyorlardı.

*Bu Eğitim Öğretim yılında Tasarruf Tedbirleri Genelgesi bahanesi ile Belediye Otobüsü Çalışan ve Öğrenci sayısı az olan Yerleşim yerlerine Servis gönderilmiyor ve Taşımalı Eğitim yapılamıyor. Veli kendisi taşıyacak deniliyor. Böyle bir şey olabilir mi?
Veli 180 Okul günü Öğrenciyi nasıl taşıyacak acaba?

*Yine Tasarruf Tedbirleri Genelgesi bahanesi ile Okullardaki kadrolu hizmetli sayıları yok denecek kadar azaltıldı. Haftada 3 gün ve belirli saatte temizlik hizmeti satın alınacak ve tabi sigorta sorunu yaşanacak. Örneğin Kuşadası’nda bulunan 24 Derslikli Okulun sadece 1 kadrolu hizmetlisi bulunuyor.


*Bazı Belediyelerin Öğrencilere getirdiği Beslenme Desteği uygulamaları siyasi nedenlerle engellendi.
*Çocuklar Sağlıksız, Denetimsiz ve Pahalı ürünler almak zorunda bırakıldı.
*Yine Tasarruf Tedbirleri Genelgesi bahanesi ile pek çok okulda Güvenlik Görevlisi bulunmuyor.

*Yeni Müfredat uyarınca Devlet Okullarında Kaynak Kitap yasak ama özel Okullarda Peynir Ekmek gibi satılıyor.

Öğrencilere ödev vermek yok.
*Yönetici Atamalarında Liyakat ve Deneyim aranmıyor.
*Özellikle Okul Öncesi ve İlkokulda epeyce yardımı olan Sınıf Anneleri kaldırıldı. Ancak Din Görevlileri pek çok bahane ile Okullarda fink atıyor.
*Okulun Eğitim Öğretim ve Fiziki ihtiyaçları için gönderilen Ödenek te Tasarruf Tedbirleri Genelgesine takılıyor. Ancak Okul için Para ve Bağış alınamıyor (özel okulları denetlemeyi göze alamıyorlar.
*Öğretmen ve Yöneticilerin Sendikal çalışmaları engelleniyor.
*Öğretmenler arasindaki: Ücretli – Görevlendirme – Öğretmen – Uzman Öğretmen ve Başöğretmen Uygulamasına son verilmelidir.

*Eğitim Denetçileri daha etkili olmalıdır.
*Özel Eğitim Kurumlarında yeterli Ödenek verilmiyor , Ulaşım Desteği verilmiyor.
*Okul Öncesi Eğitim Kurumlarına daha çok önem verilmeli , Ekonomik yönden desteklenmelidir.
*Yeni Müfredat Kanunu uygulanmaktan vazgeçilmelidir.
*Siyasi amaç ile Market zihniyeti ile açılan (ulusal ve ulusarası Standartlara uymayan) Üniversiteler ve özellikle Eğitim Fakültelerinin bir plana uyularak kapatılması gerekmektedir.
*Yönetim İmam Hatip Ortaokulu veya Lisesi açarken Öğrenci sayısı şartı aramıyor. Ancak Öğrenci Sayısı 10 altına düşen Sınıfları kapatıyor. Yıl 2024 Ancak Okullarımız Birleştirilmiş Sınıf Belasından kurtulamadı.
*Okullarımızda Öğretmenlerden önce Yöneticiler ( Liyakat- Yasa ve Yönetmelikler- Demokratik Haklar- Şeffaflık – Eşitlik – Nezaket konularında) hizmetiçi Eğitim almalıdır.
*Kurum farkı gözetilmeksizin tüm Öğretmenlerimizin Özlük Haklarının iyileştirilmesi gerekmektedir.
*Özellikle Okullarımız için Kış Saati Uygulamasına dönülmelidir.
Eğitim Sevdalısı Arkadaşlarım gördüğünüz gibi daha Müfredat ve Çedes konularına değinemedik. Devletimizin Eğitim Öğretimden önce hangi kurum ve kuruluşlarında – nelerden, nasıl Tasarruf Tedbirleri alması gerektiğinden söz etmedik.
Bence günümüz MEB yetkilileri de; (şu okullar olmasaydı, Maarifi ne güzel idare ederdim) diyen Abdulhamid’in Maarif Nazırı olan Haşim Paşa kafasını taşıyorlar.
Göründüğü gibi Eğitim Öğretim sorunlarımız her yıl giderek büyümektedir. Plan – Proğram gibi Bilimsellik ve Teknoloji den uzak olduğumuz sürece de çözülemeyecektir.
Çünkü Ülke olarak Uzay Gezilerine 50 – 100 milyon lira veririz, ne yaptığı belirsiz Diyanet İşleri Başkanlığına 65 milyar lira bütçe ayırırız. Ancak Okullarımıza bakmayız, Öğrencilerimize yemek vermeyiz, Köy Ortaokulunda okuyan öğrenci ile özel okulda okuyan öğrenciyi ortak Sınava sokarız. Sonra da üzülür gibi yaparız. 200 e yakın Üniversitemiz vardır ama Uluslararası listede ilk 100 arasında yer alan yoktur. Hangi birisini sayalım ki? Hangi konuyu eşeleyelim ki?

Her zaman dediğim gibi, Toplum olarak Beden ve Ruh sağlığımızı korumamız gerekiyor ki; Çocuklarımızı da koruyalım… Saygılarımla.