Haberi dinleyebilirisiniz!

Diyanet İşleri Başkanlığı mı, Gayya Kuyusu mu?

Güzel yurdumuzun son günleri oldukça çalkantılı ve yoğun geçiyor. İç ve dış politikada izlenen yol zaman zaman kayboluyor, gündem bir anda değişiveriyor. Ben bu yazıda iç siyaset konularına çok girmeyeceğim. Zira sahte ehliyetler, sahte vatandaşlıklar, sahte diplomalar, İstanbul BBB borsası derken çıkış yolu bulamayız. Bugün sadece “Diyanet İşleri Başkanlığı = Gayya Kuyusu mu?” sorusu üzerinde durmak istiyorum.

Bilindiği üzere Gayya Kuyusu, sözlüklerde “cehennem kuyusu” olarak tanımlanır. Ancak aslında insan tabiatına aykırı olan her türlü iş ve işlemleri, bunlara maruz kalan bireylerin içinde bulunduğu çaresizliği de simgeler.

Şimdi esas konumuza geçelim.
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB), Mustafa Kemal Atatürk’ün direktifleriyle 3 Mart 1924’te kurulmuş, Başbakanlığa bağlı bir kurumdur. İlk başkanı 1924-1941 yılları arasında görev yapan Mehmet Rıfat Börekçi’dir. Kuruluş amacı İslam dininin inanç, ibadet ve ahlak esaslarını yürütmek; din konusunda toplumu aydınlatmaktır.

Ne var ki, 16 Eylül 2017’den bu yana başkanlık görevini yürüten Ali Erbaş döneminde kurumun kuruluş amacından ciddi şekilde uzaklaştığı görülmektedir. Sayıştay denetimlerinin devre dışı bırakılmasıyla birlikte, bütçe harcamaları akıl almaz boyutlara ulaşmıştır.

Maliye ve Hazine Bakanlığı verilerine göre, 2025 yılı Diyanet bütçesi, altı icraat bakanlığının bütçesini geride bırakmıştır. Rakamlar çarpıcıdır:

Diyanet İşleri Başkanlığı: 130 milyar TL

İçişleri Bakanlığı: 96 milyar TL

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı: 82 milyar TL

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı: 64 milyar TL

Ticaret Bakanlığı: 56 milyar TL

Dışişleri Bakanlığı: 39 milyar TL

Kültür ve Turizm Bakanlığı: 38 milyar TL

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı: 33 milyar TL


Üstelik DİB, bu bütçenin 70 milyar lirasını ilk 6 ayda tüketmiştir. Bu tabloya bakıldığında, ülkemizin turizm, kültür, sanat ve teknoloji alanlarında rekabet etmesi mümkün müdür? Hiç sanmıyorum.

Yurt genelinde perişan halde, boyasız ve bakımsız okullar görmek mümkündür. Ancak hiçbir il ve ilçede dökülen, bakımsız bir müftülük binasıyla karşılaşamazsınız. İl ve ilçe müftülüklerinde yerli makam aracı bulmak neredeyse imkânsızken, yıllar önce çalıştığım bir kasabada ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne alınacak yerli marka bir makam aracı için okul müdürlükleri olarak dayanışma yapmak zorunda kalmıştık.

Velhasıl, bugünkü Diyanet’in Atatürk’ün kurdurduğu kurumla bir ilgisi kalmamıştır. Çünkü kendileri şaşaa ve lüks içinde yaşarken, A8 makam araçlarına binerken, devlet hazinesinden aile boyu hac seyahatine çıkarken; her Ramazan ayında millete “bir avuç hurmayla yetinen Peygamberin ümmeti” masalını okumaktadır. Üstelik kadın ve kızlarımızı sosyal yaşamdan koparmaya çalışmakta, Türkiye Cumhuriyeti’nin laik ve demokratik değerleriyle taban tabana zıt bir çizgide yürümektedir.

Kısacası, Diyanet İşleri Başkanlığı bugün Türk milleti için bir Gayya Kuyusu görünümündedir.

Ve her zaman dediğim gibi: Özellikle bu son dönemlerde beden ve ruh sağlığımızı korumak zorundayız.

Saygılarımla.
18 Ağustos 2025 – Kuşadası