MEB ve Öğretmenler: Bir Kutlamanın Gölgesindeki Gerçekler

Egitmci Yazar Mehmet Gültekin / Köşe Yazısı
Yarın 24 Kasım… Yine yurdun dört bir yanında Öğretmenler Günü kutlanacak. Oysa dünyanın büyük bölümünde öğretmenler 5 Ekim’de anılır, saygı görür. Bizdeki tarih ise 12 Eylül’ün gölgesinden çıkmadı hiçbir zaman. 1980 darbesi sonrası yönetimi devralanlar, Atatürk’ün doğumunun 100. yılı gerekçesiyle 24 Kasım’ı Öğretmenler Günü ilan etti.
Elbette 24 Kasım 1928’in, Atatürk’e “Millet Mektepleri Başöğretmeni” unvanının verildiği tarih olması önemlidir; fakat tarihsel doğruluk ile ideolojik yönlendirme arasındaki farkı görmezsek, eğitim sisteminin bugünkü halini de sağlıklı yorumlayamayız.
Ben bugün kutlamalardan çok Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) fotoğrafını ortaya koymak istiyorum.
Bakanlık Tablosu: Sürekli Değişen, Bir Türlü İstikrara Kavuşamayan Yapı
4 Mayıs 1920’den bu yana MEB’de tam 67 bakan görev yapmış. Ortalama 4–5 yılda bir değişen bir yönetim…
MEB bugün; 1 Bakan, 4 Bakan Yardımcısı ve bu yapı altında işleyen 23 birim tarafından yürütülüyor.
Son büyük müfredat değişikliği 2024’te yapıldı.
Bakanlık; Anayasa, 430 sayılı Tevhidi Tedrisat, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çerçevesinde çalışıyor.
Resmî eğitim zinciri ise okul öncesinden üniversiteye kadar genişliyor.
Bu büyük yapının 2025 yılı genel bütçesinden aldığı pay 1 trilyon 451 milyar 715 milyon 400 bin lira.

Öğretmenin Fotoğrafı: İstihdam Var, Atama Yok
Bakanlık verilerine göre toplam 1 milyon 154 bin 323 öğretmen görevde.
Dağılım şöyle:
Okul öncesi: 87.323
İlkokul: 299.967
Ortaokul: 372.536
Lise: 394.557
24 Kasım için planlanan öğretmen atamaları ise düşündürücü:
Özel öğretim 3087, okul öncesi 1321, sınıf öğretmenliği 4378, Din Kültürü 1802, İngilizce 757…
Peki Matematik? Fen Bilimleri? Biyoloji? Edebiyat? Felsefe?
Yok…
Görüyorsunuz değil mi? Sorun aslında çok net: Eğitimin ihtiyaçlarına göre değil, ideolojik ve bürokratik tercihlere göre yapılan atamalar.
2016’dan bu yana 27732 öğretmenin KHK ve OHAL kararlarıyla meslekten ihraç edilmiş olması da hâlâ büyük bir yara.

Tasarruf Tedbirleri Kime Uygulanıyor?
Son iki yılda tasarruf gerekçesiyle taşımalı eğitim durma noktasına geldi.
Ama nedense öğrenci sayısı düşük olan İmam Hatip Ortaokul ve Liselerine başka okullardan öğrenci taşınmaya devam edildi.
Bu çifte standardın eğitime nasıl bir katkı sunduğunu gerçekten bilen varsa açıklasın.
Eğitimin İçinin Boşaltılması: Protokoller, Projeler ve Teslim Edilen Okullar
2021’de tüm itirazlara rağmen, 48 ildeki 181 okulda ÇEDES projesi başlatıldı.
2024 verilerine göre 350 bin öğrenci, bilimden uzak dini uygulamalara yönlendirildi.
Bu yetmiyormuş gibi;
TÜGVA,
TÜRGEV,
Server Yaşam Vakfı,
Okçular Vakfı,
İlim Yayma Cemiyeti,
Cihannüma Derneği
gibi cemaat ve tarikat bağlantılı yapılarla MEB protokol üstüne protokol imzaladı.
Oysa bu yapılar 677 sayılı kanunla 30 Kasım 1925’te kapatılmıştı.
Sahi, bu protokoller dururken; Fen Bilimleri, Teknoloji, Uzay çalışmaları, sanat, edebiyat gibi alanlarda çocuklarımızı nasıl geleceğe hazırlayacağız?
Bunca Sorun Varken 24 Kasım’ı Kutlamak Gerçekçi mi?
Türkiye’de eğitim;
Öğrencinin beslenme, barınma, sağlık, ulaşım sorunları çözülmeden,
Okulların güvenlik, ısınma, altyapı eksikleri giderilmeden,
Öğretmenin özlük hakları iyileştirilmeden, atama sorunları çözülmeden,
Üniversitelerde liyakat tartışmaları bitmeden
düze çıkamaz.
Bu şartlarda Öğretmenler Günü kutlamak elbette sembolik bir değere sahip; ancak gerçeği perdelemeye yetmez.
Bir gerçeği tekrar hatırlatalım:
“Yurdu savunmanın en ucuz yolu eğitimdir.”
Edmund Burke’ün bu sözü, her okulun kapısında, her yöneticinin masasında yazılı olmalıdır.
Tüm bu tabloya rağmen, bizi ışığa taşıyan, çocuklarımızın geleceğini ellerinde yoğuran öğretmenlerimizin günü kutlu olsun.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Başöğretmen” unvanını aldığı günün saygısıyla…
Akıl ve beden sağlığımızı koruyarak üretmeye devam edeceğiz.
Selam ve saygılarımla.
23 Kasım 2025 – Kuşadası















































