Toplum Yönetimi Üzerine: Faşizm ve Demokrasi

Toplum yönetimi, tarih boyunca farklı ideolojiler ve sistemlerle şekillendirilmiştir. Bu yazıda, özellikle faşizm ve demokrasiyi ele alarak, tarihsel gelişimlerini ve toplumlar üzerindeki etkilerini değerlendireceğim.
Faşizm: Otoriter Bir Dünya Görüşü
Faşizm, sol düşünceleri milliyetçi ve sağcı unsurlarla birleştirerek komünizme, Marksist sosyalizme, liberalizme, demokrasiye ve geleneksel sağa karşıt bir ideoloji olarak doğmuştur. 1922’de Benito Mussolini tarafından İtalya’nın resmi ideolojisi olarak kabul edilen faşizm, 1933’te Adolf Hitler’in Almanya’da iktidara gelmesiyle daha da güçlenmiştir.
Bu ideolojinin rüzgârı kısa sürede Avrupa ve Güney Amerika’ya yayılmış; 1933’te Portekiz’de Oliveira Salazar, 1939’da İspanya’da Francisco Franco ve 1946’da Arjantin’de Juan Perón yönetimleri faşist politikalar izlemiştir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Macaristan, Romanya ve Avusturya’da da kısa süreli faşist yönetimler görülmüş ve bu ülkeler kaosa sürüklenmiştir.
Türkiye’de ise 1930-1940 yılları arasında Nazi sempatizanlığı belirgin hale gelmiştir. 1933’te yayımlanan Milli İnkılap Dergisi, Nazi ideolojisinin tanıtımını yapmaya başlamıştır. Ancak, 1944 yılında açılan Irkçılık-Turancılık Davası ile faşizm ve nasyonal sosyalizm söylemlerini benimseyen bazı kişiler yargılanmış ve cezalandırılmıştır.

Demokrasi: Halkın Yönetimi
Dünyadaki ilk demokratik yönetim ve yasa uygulamalarının M.Ö. 508’de Antik Atina’da ortaya çıktığı bilinmektedir. Daha sonraki yıllarda Roma, Fenike, Mezopotamya ve Hint Yarımadası’nda da demokrasiye benzer yönetim biçimleri uygulanmıştır.
Demokrasi, halkın doğrudan veya temsili olarak yönetime eşit şekilde katılımını sağlayan bir hükümet biçimi ve toplumsal yapıdır. Özelliklerine göre farklı türleri bulunmaktadır:

Doğrudan Demokrasi
Temsili Demokrasi
Özgürlüğe Dayalı Demokrasi
Dini Değerlere Dayalı Demokrasi
Türkiye’de demokrasiye geçiş süreci, 1808’de Sened-i İttifak ile başlamış, 1876’da Kanun-i Esasi ile anayasal gelişmeler yaşanmıştır. Ancak, 1923-1938 yılları arasında yapılan çok partili sistem denemeleri başarısız olmuştur. Nihayet, 14 Mayıs 1950 seçimleri ile demokratik yöntemlerle iktidar değişimi sağlanmış ve Türkiye’de demokrasi, günümüzde vazgeçilmez bir yaşam biçimi haline gelmiştir.
Çağımıza ayak uydurabilmek için modern, laik, demokratik ve sosyal bir devlet yapısını korumamız şarttır. Türkiye’nin geleceği adına demokrasiyi sahiplenmek, bilgiye ulaşmak ve toplumu aydınlatmak hepimizin sorumluluğundadır.
Gençlerimizin Görevi: Cumhuriyeti Korumak
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni gençlere emanet etmiştir. Gençlerimiz, Atatürk’ün ilke ve devrimlerini esas alarak Cumhuriyeti korumalı, yaşatmalı ve kendilerinden sonra gelen nesillere tertemiz bir şekilde devretmelidir.
Son günlerde yaşanan olaylara ve ülkemizdeki gelişmelere baktığımızda, demokrasinin ve özgürlüklerin ne kadar değerli olduğunu daha iyi anlıyoruz. Doğru yolu seçmek ve bu ülkenin geleceğine sahip çıkmak bizlerin elindedir.

Ayrıca, toplum olarak akıl ve beden sağlığımızı korumamız gerektiğini unutmamalıyız. Güçlü bir toplum, ancak sağlıklı bireylerle mümkündür.
Saygılarımla…

















































